|
Yeni
Konya 30 Mayıs 2008
Konya’nın 50 yıllık siyasi hafızası
Konya’nın sorunlarının çözümüne
katkı bulunmak ve geleceğe yönelik vizyon oluşturmak amacıyla yola
çıkan Sivil Toplum Platformu Derneği, önemli çalışmalara imza
atıyor. Şimdiye kadar yapılan etkinlikler ve planlanan programlara
bakıldığında Sivil Toplum Platformu Derneği’nin, Konya eksenli ilk
ve en etkin düşünce kuruluşlarından (think tank) biri olduğunu
söyleyebiliriz. Platform, geçtiğimiz günlerde ünlü iş adamı Mehmet
Ali Atiker’in değerli katkılarıyla ‘Konya’nın geçmiş 50 yıllık
siyasi hafızasını yeniliyoruz’ konulu geniş katılımlı çok orijinal
bir toplantı düzenlendi. Eski Bakanlardan Saffet Sert, Teoman Rıza
Güneri, Faruk Bal ve Sami Güçlü bu toplantıda önemli mesajlar
vererek adeta ‘tek yürek’ oldu. Toplantıda konuşulanları aktarmadan
önce Sivil Toplum Platformu Derneği’ni kısaca tanımakta fayda var.
15 Eylül 2006 tarihinde kuruluşu
açıklanan Sivil Toplum Platformu Derneği, Konya’nın fikir önderleri
arasında yer alan, her meslekten 80 kişinin bir araya gelmesiyle
hayat buldu. Kurucu başkanlığını Bestami İnan yaptı. İnan’ın
ardından bayrağı devralan merhum Seyit Koyuncu, vefatına kadar
başkanlığı başarıyla yürüttü. Son olarak göreve gelen İl Genel
Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili ve Karatay İl Genel Meclisi Üyesi
Erol Küçükbakırcı, platform başkanlığını layıkıyla yürütüyor. Başkan
Yardımcılığını Konya Milletvekili Mustafa Kabakçı yaparken, İsmail
Öksüz, Faruk Sözbir, Rıfat Ergan, Hakan Parlatır ve Esat Duysak ise
yönetim kurulunun değerli üyeleri arasında yer alıyor.
Platformun kuruluşunun ardından
başlatılan ‘vizyon’ toplantılarının ilkinde 2007’nin Mevlana Yılı
ilan edilmesi nedeniyle Hz. Mevlana konuşuldu. Programa konuşmacı
olarak katılan Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu, Hz. Mevlana’yı
anlamak ve anlatmak konusunda çeşitli bilgiler verdi. Platformun
ikinci etkinliğinde, Konya’ya davet edilen İstanbul Üniversitesi
İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Erdoğan, ‘Aile
Şirketlerinin Geleceği ve Kurumsallaşma’ başlığı altında KOBİ’lerin
geleceği ve kurumsallaşması hakkında bilgiler verdi. Kısa bir süre
sonra Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Konya Sivil
Toplum Platformu Derneği’nin davetlisi olarak incelemelerde bulunmak
ve ‘Küresel Ekonominin Anadolu’ya Yansımaları’ konulu bir konferans
vermek üzere Konya’ya geldi. Bakan Şimşek, konferansında çok değerli
mesajlar verdi. Platformun son programında ise geçmiş dönemde
bakanlık yapmış olan Konyalı siyasiler tecrübelerini ve
birikimlerini aktardı. Eski Bakanlardan Saffet Sert, Teoman Rıza
Güneri, Faruk Bal ve Sami Güçlü görev dönemlerindeki icraatlarını
anlattı. Toplantının dinleyicileri arasında Konya Milletvekili
Mustafa Kabakcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Selçuklu
Belediye Başkanı Adem Esen, İl Genel Meclisi Başkanı Mustafa Sabri
Ak, Baro Başkanı Hasan Özen, Selçuk Üniversitesi’nden çeşitli
bölümlerden akademisyenler ve dernek üyesi işadamı ve sanayiciler
yer aldı.
Toplantı açılış konuşmaları
Başkan Erol Küçükbakırcı:
“Platform olarak yaptığımız son
etkinlikte Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Vekilimiz
Mustafa Kabakçı’nın girişimleriyle Konya’ya gelmişti. Konya
sanayisiyle ilgili incelemelerde bulundu. Türkiye ve dünya
ekonomisiyle ilgili bir konferans verdi. Bugünde Konyalı
bakanlarımızın geçmişte neler yaptıklarını, bundan sonrası için
Konya’da neler yapılabileceğini konuşacağız. Burada konuşulanlar
geleceğe ışık tutacaktır. Derneğimizin vizyonu, modern dünyanın
bizim değerlerimizle bütünleşmesi, medeniyetimizin dünyaya ışık
tutmasıdır. Bu açıdan bu toplantıların Konya için bir milat
olacağını düşünüyoruz. İyi bir başlangıç olmasını ümit ediyoruz.
Siyasi farklılıkları bir kenara koyarak, ekmeğini yediğimiz, suyunu
içtiğimiz Konya’nın geleceği için neler yapabiliriz, daha güzeli
nasıl ortaya koyarız düşüncesiyle çalışıyoruz. Bu ideallerle yola
çıkmış bulunuyoruz. Geçmiş dönemlerde bakanlık yapmış değerli
isimlerden önemli mesajlar alacağımıza inanıyorum. Konya’nın 50
yıllık hafızasını tazelerken geçmişten geleceğe bir projeksiyon
tutmuş olacağız.”
Konya Milletvekili Mustafa Kabakçı:
“Birgün Amerika’daki siyasi hayatla
ilgili bir yazıyı okurken, orada gördüm ki: Amerika devlet
başkanlarından yaşayan herkesin 6 ayda bir bir araya gelecek
bilgileri paylaşmaları kanuni bir mecburiyetmiş. Bunu okuyunca kendi
kendime dedim ki: Pekala biz Amerika’dan çok daha güçlü ve bilgili
olmadığımız halde neden eskimizle yenimizle bütün idarecilerimiz bir
araya gelip bilgilerimizi tecrübelerimizi ülkemizin geleceğiyle
ilgili birleştirmeyip ortaya böyle bir vizyon koymuyoruz diye
düşündüm. O gün böyle bir toplantı yapılması gerektiğine karar
verdim. Yönetim Kurulumuzun desteğiyle bugün burada bir araya
geldik.
Konya adına iftihar ediyorum. Çünkü,
Konya’da birçok siyasetçi bakanlık yaptı ve hiçbiri yolsuzluğa
bulaşmadı. Konya için bu büyük bir şereftir. Ülkeye hizmet eden bu
insanlar ellerindeki mal varlıklarını harcadılar ve bunun
karşılığında sadece vefa beklediler. Konya, değerli siyaset
adamlarıyla örnek bir şehirdir. Bu toplantıların eski vekillerle
devam etmesi, Konya’yı aşarak tüm Türkiye’yi kaplaması
temennimizdir. Bir gün Türkiye’de belediye başkanlığı, bakanlık,
başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış isimlerin de belli aralıklarla
bir araya gelerek tecrübelerini paylaştığını görmek istiyoruz. Bunun
bir gelenek haline gelmesini, böyle bir iyiliğin, güzelliğin ve
geleceğin Selçuklu’nun başkenti Konya’dan kıvılcım halinde
yayılmasını ümit ediyoruz.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir
Akyürek:
“Buradaki oluşum siyaset üstü bir
olaydır. Bu platform Konya menfaati için her türlü aktiviteyi
yapabilecek konumdadır. Bugüne kadar bunu ispatladılar. Bu
birlikteliğin devamı önemlidir. Adeta Konya’da bir ombudsmanlık
müessesesi bu yolla oluşturulabilir. Bazen müşterek hareket
edemediğimiz konularda bu çatı altında birlikteliği sağlama imkanı
buluyoruz. Konya’ya her hizmet edene, bir tek çivi çakana bile
gösterilecek vefanın kalben ve samimiyetle ifade edilmesi gerekiyor.
Konyalı eski bakanlarımız bu kent için birçok hayırlı hizmete imza
attılar.
Zaman zaman, Konya’da marka
isimlerin neden daha fazla üretilemediği, güçlü markaların çıkmadığı
ifade ediliyor. Bütün sahalarda bunun eksikliğini hepimiz
seslendiririz. Aslında bizim markalarımız var ama bunların
desteklenmeye, güçlendirilmeye, birlikte hareket edilerek daha fazla
noktalara taşınmaya ihtiyacı var. Buna Konya olarak ihtiyacımız var.
Birbirimize destek konusunda yeterli aktiviteyi yeterli çabayı, gücü
ortaya koyamıyoruz. Bu konuda sevindirici bir gelişme olarak
Türkiye’nin en önemli kurumlarından TSE’nin başkanlığına KSO Başkanı
Tahir Büyükhelvacıgil layık görüldü. Bize bu toplantı her kademedeki
değerli isimleri destekleme noktasında önemli bir hatırlatma oldu.”
Toplantı Başkanı Bestami İnan:
“Bu toplantının bir milat olmasını
ümit ediyorum. Konyamızın yakın siyasi tarihinin bir tahlilini yapma
imkanı bulmuş olacağız. Siyasi platformlarda zaman zaman siyasetin
galebe çaldığına tanık oluyoruz. Biz bunu arzu etmiyoruz. Konyamızın
sahasında başarılı olmuş, sanayisi ve ticaretine yön veren çok
seçkin, ithalat ve ihracatında önderlik yapan Konya sevdalıları bir
araya gelerek Konya meselelerinin sahiplenilmesi, sorunlarının
çözülmesi noktasında bir platform oluşturmuşlar. Son derece samimi
her türlü kaygıdan, siyasi düşünceden arındırılmış bir
platformdayız. Herkesin kendi siyasi düşüncesine sonuna kadar
saygılıyız. Bunlar konuşulacaktır. Burada her fikri temsil eden
farklı siyasi görüşlere mensup çok değerli üyelerimiz bulunuyor. Bu
yapı demokratik sistemin vazgeçilmez unsurudur.
Son yıllarda Konya olarak
siyasetçilerimize hak ettiği değeri veremediğimizi düşünüyorum.
Siyaset kurumu ve siyasilerimiz aşırı derecede yıpratıldı. Halkı
manipüle etmek isteyen güçler siyaset kurumunu yıpratmaya çalışıyor.
Burada sivil toplumun görevleri devreye giriyor. Ecdadımızın bu
topraklarda 15 bin vakıf müessesesi ile bir medeniyet kurduğunu
hatırlayalım. Siyaset kurumuna yön veren böyle bir sivil oluşum
dünyada eşi olmayan bir yapıdır. Kalkınma, sosyal yardımlaşma,
kültürel kalkınma bu yolla sağlanmış, siyasete yön verilmiştir.
Maalesef, Cumhuriyet tarihiyle başlayan süreçte ise sivil toplumun
siyasete yeteri kadar dahil olamadığı bir gerçektir. Platformumuzun
yapmak istediği budur. Asla, siyasetçilerimizi incitmek değil, şehir
adına hatta Türkiye adına bir varlık ortaya koyarak ortak hedefleri
güçlendirmek istiyoruz.
Bu toplantıda şehrimizin son 50
yıllık tarihindeki siyaset ağırlığını, varlığını tartışmak, ülke
siyasetine yön verebilecek değerleri buradan çıkarmayı amaçlıyoruz.
Ayrıca çok samimi olarak geçmişten günümüze Konya’yı bu günlere
getiren bakanlarımızın kendi öz eleştirilerini yapmalarını arzu
ediyoruz. Görevleri süresince yaptıkları ve yapmak istediklerini
bizlerle paylaşmalarını arzu ediyoruz. Buradan açılacak pencerelerle
Konya’nın güncel sorunlarına da bir bakış getirmeyi ümit ediyoruz.
Bu yolla şehrimizin siyasi hafızasını tazelemeyi hedefliyoruz.”
‘HEDEFİMİZ KONYA VİZYONUNUN
GELİŞTİRİLMESİ’
Sivil Toplum Platformu Derneği
Yönetim kurulu üyesi Rıfat Ergan, “Derneğimizin ana misyonu
şehrimizin vizyonunun geliştirilmesidir” diyor. Eski bakanları
buluşturan toplantının tecrübelerin paylaşılması için güzel bir
ortam olduğunu belirten Ergan, “Bu toplantı gelecek yıllarda şehre
hizmet etmiş farklı gruplardan insanları toplamak konusunda güzel
bir fikir verdi.”şeklinde konuşuyor. Konya'nın uzun vadeli
stratejilerinin takip edilmesi için kişiler değil kurumlar ve
işbirliğinin önemli olduğunu vurgulayan Rıfat Ergan, şunları
kaydediyor: “Kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve şehrin büyük
yatırımlar çekebilmesi için koordinasyon ve işbirliği sağlamak
derneğimizin siyaset üstü duruşu katkı sağlayacaktır.”
Dernek Başkanı Erol Küçükbakırcı,
“Şehre hizmet etmek, getirmek ve şehrimizin yatırım olanaklarının
tanıtılmasını sağlamak konusunda bütün fırsatları değerlendirmeli ve
hizmet konusunda kenetlenmeliyiz” diyor.
Dernek eski Başkanı Bestami İnan,
bilimin ve ilmin gelişmesi için önemli faaliyetlerde bulunacaklarını
dile getiriyor. Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının
sayısının oldukça yüksek olduğunu aktaran İnan, “Vakıflar ve
dernekler halkımız içir önemli faaliyetlerde bulunmaktadır. Sivil
toplum ve devlet kuruluşları birlikte çalışmalıdır. Konyamız ve
ülkemiz için fikir ve proje sunan insanları da aramızda görmek
istiyoruz. Derneğimizin açılışında maddi ve manevi destek veren
herkese teşekkür ediyorum” diye konuşuyor.
KONYA İÇİN İŞ-EL-GÖNÜL BİRLİĞİ
YAPMALI, DAĞLARI AŞIRMALIYIZ
Teoman Rıza Güneri
54. Hükümet - Erbakan, Refahyol
Hükümeti Devlet Bakanı
(28 Haziran 1996 - 30 Haziran 1997)
“Bu toplantıyı çok önemsiyorum.
Burada hiçbir siyasi kalıpla ne iktidar ne de muhalefet olarak
olaylara bakmıyoruz. Bakmamamız gerekiyor. Siyaseti hizmette bir
bayrak yarışı olarak görmek gerekiyor. Siyaset, sadece rekabet
olarak değerlendirildiği takdirde, her yeni gelen bir öncekinin
yaptığını yıkmanın, kötülemenin peşine düşüyor. Buradaki oluşumun
hizmet yolunda bir bayrak yarışı olarak devam etmesi Konya için
hayırlı ve güzel olacaktır.
Konya son derece önemli bir kent.
Dünya ve Türkiye için önemli. Konya, çok büyük bir medeniyete ev
sahipliği ve başkentlik yapmış büyük bir şehirdir. Büyükşehir
Belediyemizin yayınladığı Selçuklu Sultanları eserini hatırlatmak
istiyorum. Bu eserde sultanların minyatürleri ve kısa hayat
hikayeleri bulunuyor. Bu kitapta 17 Anadolu Selçuklu Sultanı’nın 243
yıl süren hakimiyeti anlatılıyor. Bu yüzyıllarda dünyanın en önemli
olaylarına imza atılmış, haçlı seferleri geri püskürtülmüş. O
tarihlerde haçlı saldırıları başarılı olmuş olsaydı bugün çok farklı
bir dünyada yaşıyor olacaktık. Bugünkü Irak işgali, o günden olmuş
olacaktı. Bugünkü hiçbir devlet yerinde olmayacak, ne Osmanlı, ne de
Türkiye olurdu. O tarihlerde bu toprakları bize armağan eden bu
sultanlara bence bu platform bir toplantısını Alaaddin Cami’nin
avlusundaki Selçuklu sultanlarının kabirleri önünde bir defa daha
yapsın, orada bir araya gelelim. Orada kendilerine minnetimizi
duayla iletelim. Geçenlerde Genel Başkanımızın Konya ziyaretinde
utandım. Bir kısım kümbetlerde isim varken bir kısmında yok.
Medeniyetimizin temeli olan Konya’da tarihimize gereken önemi
veremiyoruz.
Büyük bir medeniyetin yeşerdiği
Konya, Mevlana hazretlerini çekmiştir. Hz. Mevlana burada yaşama
ihtiyacı hissetmiştir. Dünya tarihinin en önemli 50 ilim merkezi
medrese Konya sınırları içerisinde bulunuyordu. Buradan bütün
dünyaya ilim yayılmış. Medeniyet altyapısı bu şekilde güçlü olan
Konya’dan dünyaya ilim fışkırmıştır. Gelecekteki dünya medeniyetinde
Konya’nın rolü son derece önemli ve büyüktür.
Bizler hepimiz Konya’nın
meselelerine sahip çıkmalıyız. Kalkınmasını, gereken çalışmalarını,
yatırımlarını yürütmeliyiz. Görevde olduğumuz günlerde bizimle
sürekli bilgilerini paylaşan Haydar Koyuncu ağabeyimize ve bugün
rahatsızlığı nedeniyle aramızda bulunamayan Vefa Tanır ağabeyimize
sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Allah kendilerinden razı olsun.
Haydar ağabeye Allah gani gani rahmet eylesin. Mehmet Keçeciler
ağabeyimizde son saate kadar katılmasını bekliyorduk ancak bir
yakınının önemli bir rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağını
bildirdiler. Allah’tan şifa diliyoruz. Bu değerli ağabeylerimize
selam gönderiyor saygılarımızı sunuyoruz.
Mehmet Keçeciler ağabeyimizden
‘üniter devlet yapımız’ ifadesini çok duyarız. Nedir? Merkezi
yönetim demek. Peki bunun ideoloji şeklinde sahip çıkılacak bir yönü
var mıdır? Efendim, işte başımızda bölünme tehlikeleri var, biz
üniter devlet yapımıza sahip çıkmalıyız. Şimdi biz burada toplandık.
‘Konya’nın şu yatırımlara, teşviklere acil ihtiyacı var’ diyoruz. Ne
yapacağız peki? Milletvekillerimiz diyecek ki, bürokratlara beraber
gidelim, baskı yapalım. Kim o bürokrat? Kim? Ben Konya’dan vergimi
toplamışım. Konya’nın yatırıma ihtiyacı var, Ankara’daki falanca
bürokrat benim yatırım yapmama karar verecek. Hangisini önce
yapacağıma karar verecek. Bu yapı yanlış. Bu yapı kökünden değişmek
durumunda.
Bir kere Türkiye genelindeki gelir
dağılımındaki adaletsizlik ve gelişmedeki dengesizliği hepimiz
biliyoruz. Hepimiz dünyanın çeşitli ülkelerini gördük. Ben geçen ay
İspanya’da bulundum. İspanya’da her bir noktada gelişmişlik eşit.
Merak ettim nasıl oldu dedim. Dediler ki: otonom yönetim. 17 tane
otonom yönetim var. Her bir yönetim yatırımcıya daha çok teşvik
vermeye çalışıyor. Yatırımcıya vergi, arsa, bina verme konusunda her
yönetim birbiriyle yarışıyor. Yatırımcı yer beğeniyor, her yer
bundan faydalanıyor. Temelde hangi yatırımı Konya’ya yapacağımıza
biz burada karar veriyor olsak problem yok. Biz ne yapacağız, dağı
aşıracağız. Bu büyük yükü bu dağdan nasıl aşıracağız. Bugün bu
toplantının konusu bu dağın nasıl aşılacağıdır. Aslında sistem
baştan düzgün olsa, burada konuşulması gereken yatırımların
öncelikleri olmalıydı. Bugün bu iş böyle değil. Bugün bakan da
olsak, milletvekili de olsak Ankara’da bir kısım süzgeçleri geçmek
öyle kolay bir şey değil. Bunları hep yaşayarak geldik. Bugün de
bunlar halen yaşanıyor.
Bugün Konya’nın sadece Ankara
yönündeki çift yolu bitti, ama Kayseri’nin bütün yönleri bitti. 5
senede bitti. Aksaray yolunda 33 kişinin öldüğü kaza oldu. Biz karar
verseydik Aksaray yolunu yapmaz mıydık? Bir Mavi Tünel’i çoktan
bitirmez miydik? Köyde bana soruyor amca: “Evladım, mavi tüneli
yapacak mısınız?” Amca kaç yaşındasın diyorum. 80. Görecek misin? Bu
devletin, merkez yönetimin ayırdığı ödeneklerle 20 yılda bitmez.
Ödeneğin ayrılması yetecek mi? Hayır. Hızlı tren yatırımı için
teşekkür ediyoruz. Bu sene bakıyoruz hızlı trenle ilgili halen
bütçenin yüzde 15’i harcanmış. Senenin yarısına geldik. Biz buna da
hakim olamıyoruz. Ne yapmamız lazım? İllaki gidip bakanı, bürokratı
üzerine düşüreceğiz. Ne gereği var, biz kendimiz karar verelim.
Sistem bu şekliyle bence değişmelidir. Bunun mücadelesini
vermeliyiz. Geri bırakıldık. Biz ilkokula giderken Türkiye’nin 4.
büyük nüfusuna sahip merkeziydik. Şimdi 8. sıraya geriledik. Neden
diğer iller daha fazla nüfus artışı aldı. Çünkü biz yatırımlarda,
sanayide geri kaldık. Evet çok gelişmiş yönlerimiz var ancak daha
çok gelişmeliydik. Bunları aşmak nasıl olur? Bu platformda yeni bir
vizyon geliştirmemiz lazım. Konya’nın şimdiye kadar tekrarladığımız
yatırımlarını biliyoruz. Sivil havaalanı, teşvik, sulama
yatırımları, tarım destekleri önemli ancak farklı bir vizyonu da
geliştirmek zorundayız. Yeni şeyleri konuşmak durumundayız. Yeni bir
Konya’yı, yeni bir turizmi-kültürü konuşmak durumundayız. Bu, ödev
bir konudur diye düşünüyorum. Sadece siyasilerle değil,
üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, basından temsilcilerle hep
birlikte bunlar çok iyi çalışılmalı ve bu vizyon geliştirilmeli.
Yatırımlarda ihtiyaçlarımız belli. Dağı aşıracağız.
Kendi bakanlığımız döneminden kısa
bir şekilde bahsetmiş olayım. Sayın Erbakan Konya milletvekili
olarak başbakan olunca farklı bir misyonumuz olduğunu düşündük ve
ondan da izin alarak bir büro kurarak Konya yatırımlarını takip etme
kararı aldık. Tamam denildi. Ciddi bir danışma kadrosu kurduk.
Devlet bakanlığının ayrıca bir kadrosu yoktu. Bize bazı kurumların
genel müdürlükleri, Etibank, MTA gibi madenlerle ilgili kurumlar
bağlıydı. Konya yatırımlarıyla ilgili kurduğumuz büroya çok önemli
isimleri almıştık. Hem Konya’dan hem de bir kısım kurumlardan.
Mevcut Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Hilmi Güler Bey, Etibank
Genel Müdürümüz idi. Kemal Unakıtan Bey Başbakanlık danışmanıydı.
Biz kendisiyle birlikte çalışıyorduk, ticareti geliştirme konusunda
danışmanlığımızı yapıyordu. Kadromuz kuvvetli isimlerden
müteşekkildi. Merhaba Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Arslan
Bey, Konya yatırımlarından öncelikle sorumlu başdanışmanımızdı. Bu
ofiste 24 saat çalışıyorduk. Neler yapıldı? Hemen her partiden bütün
milletvekillerimize davette bulunduk. Dedik ki: Konya’ya yapılacak
yatırımlarda önceliklerimizi belirleyelim ve birlikte hareket
edelim. Yaptığımız periyodik toplantılara bütün milletvekillerimiz,
valimiz, Büyükşehir ve diğer belediye başkanlarımız sürekli
katıldılar, önemli bir adım atılmış oldu. Çok geniş katılımlı iki
defa Konya’da toplantı yaptık. Bu toplantılara belediye başkanları,
milletvekilleri, bölge müdürlükleri il müdürleri, il genel ve
belediye meclisi üyeleri, Konya’nın eşrafı ve sivil toplum
kuruluşları başkanları bir araya geldi. Konya’nın yatırımdaki
önceliklerini bu toplantılarda müzakere ettik. Sonra bunları
Ankara’da ilgili bakanlıklara yazıyla başbakan adına müsteşar Atilla
Koç imzasıyla gönderdik. Bu yazıyla 1997 yılı bütçesine gerekli
ödeneklerin koyulmasını rica ettik. Bütün bakanlıklara bu yazı
yazıldı, beklemeye başladık. Keşke öyle yapmasaydık. Çünkü, yazının
hiçbir geçerliliği yokmuş. Başbakan desin, kim derse desin yok!
Baktık ki olmuyor. Arıyoruz, soruyoruz bir hareket yok. En sonunda
yazı gönderdiğimiz bakanlıkların tek tek kapısını çaldık, masalarına
oturduk. Talimatlarını orada verdirdik. Başka çare yok. Fakat bir
yönü daha varmış. Yatırımı bakanlık kabul etse dahi yetiyor mu?
Yetmiyormuş. Ne lazım Devlet Planlama Teşkilatı’ndan geçecek.
Oradaki bir uzman ben bunu uygun görmüyorum derse bitti. DPT
başkanını aradık. Ulaşamıyoruz. Makamında olduğu bir zaman gittik.
Başbakanın talimatı var bu yatırımla olacak dedik. Konya ortalamada
bütçede ayrılan yatırım sıralamasında 20. iken 10. sıraya çıkarttık.
Önemli bir hatırayla tamamlayayım.
Konya’nın o tarihlerde acil yatırımları, mavi tünel, doğalgaz.
Büyükşehir Belediye Başkanımız Halil Ürün Bey ve valimizi Ankara’ya
davet ettik. Birlikte enerji bakanlığında üst üste toplantılar
yaptık. Recai Kutan Bey Enerji Bakanı. Orada doğalgazla ilgili
müsteşar, genel müdürler bulunuyor. Dedik ki: Konya doğalgaz projesi
ne durumda? Aynen cevap şu: Doğalgazla ilgili hiçbir kayıtta
Konya’nın bir kelime bile adı geçmiyor. Nasıl olur? Konya’da bütün
siyasiler doğalgazdan bahseder, nasıl geçmez? Bütün kayıtlar
meydanda Konya bir satır geçmiyor. Derhal şu andan itibaren programa
alınacak denildi. İran’la doğalgaz anlaşması yapılmıştı. En uygun
doğalgaz hattı belirlenecek denildi, bir hafta sonra karar verildi.
İhale hazırlığı başlatıldı.
Gelelim Mavi Tünel’e. Devlet Su
İşleri (DSİ) Genel Müdürü Prof. Dr. Doğan Altınbilek o zaman. Aynı
toplantıyı orada yaptık. Genel Müdür, “Ben Mavi Tünel’e inanmıyorum”
dedi. Konya’nın en büyük yatırımına DSİ genel müdürü inanmıyor, biz
hangi köye gitsek bize Mavi Tünel soruluyor. Aynı kararlılıkla dedik
ki: Bu yapılacak. Hiçbir proje yok denildi. Konya Bölge Müdürlüğü’ne
soruldu, bir kısım taslaklar bulundu. Derhal projeler tamamlanacak,
gece gündüz çalışılacak bir ay sonra bitecek dedik. Bakanlığımızın
üçüncü dördüncü ayında yeni yeni işleri öğrendik yapıyoruz. Bu
açıdan bayrak yarışı, bıraktığımız yerden devam edilmesi önemli. Bu
iş hükümetin son günlerine kadar uzadı. Hükümete 28 Şubat baskısı
devam ediyordu. Bir gece Mustafa Arslan Beyle birlikte çalışırken
DSİ Genel Müdürü beni aradı. İhale ilanını resmi gazeteye
gönderdiğini söyledi. Teşekkür ettim, gönderilen metni faksla
istedim. Metin geldi önümüze. Ben ilanı incelerken Mustafa Beye
resmi gazeteye yazılan yazıya bakmasını söyledim. Dedi ki: Sayın
Bakanım burada bir anormallik var. Nedir? Orada demiş ki 15 gün
sonraki nüshada yayınlanmak üzere. Hükümette gitti gidecek ya.
İnanmadığı proje. Onu fark ettik. Derhal müsteşarı aradım. Bu
durumun hakaret olduğunu söyledim. Yarın düzeltelim dediler. Bu gece
hallolacak dedim. Resmi Gazete müdürünü aradım. Basıldı efendim
dedi. Derhal imha ediyorsun dedim. Resmi gazeteyi imha ettirdim.
Gece saat 22.00’de yarın ki nüshada basılmak üzere yeni yazı
gönderildi. Gece saat 01.00’de resmi gazetenin yenisi basılarak bize
getirildi.
O dönem Konya’da belediyenin kültür
merkezi vesaire yatırımları ihtiyacı var. Kaynaklar sınırlı, çok
fazla kaynak yok. Peki ne yapalım? Bir sürü hazine arsası var. O
zaman Karatay Belediye Başkanı Mustafa Özkafa Bey aradı dedi ki:
Çeşitli yatırımlar için ayrılan araziler ölü yatırım duruyor,
bunları acaba belediyelere alabilir miyiz? Dedim ki: Siz ihtiyaç
olan arazilerin hepsinin listesini yapın Büyükşehir Belediye Başkanı
Halil Bey’le beraber gelin. Maliye Bakanı Abdüllatif Şener Bey’den
randevu aldım. Birlikte makamına oturduk. Dedim ki: Bugün bu arsalar
Konya belediyelerine geçmeden ben bu odadan çıkmıyorum. Önce şaka
zannetti. Bu işler aylar sürer dedi. Bir sürü prosedürü vardır dedi.
Hiçbir şey dinlemiyorum dedim. Bugün bitecek dedim. Halil Bey
takipçisi oldu, o gün bütün istediklerimizi aldık.
İşte dağ ancak bu şekilde aşılıyor.
El birliğiyle, ne yapacağımızı bilmek ve zorlamakla oluyor. Bugün
biz Konya için hükümetin yanındayız. Elbirliği, gönül birliğiyle
bütün desteğimizle yanındayız. İnşallah Konya layık olduğu yere
ulaşır diyorum.”
GÜVEN VE AHENK İÇİNDE GELECEĞİMİZİ
KURMALIYIZ
Sami Güçlü
Tarım ve Köyişleri Bakanı
58. Hükümet - Gül Hükümeti
“Ülkemizle ilgili bir tespitle
başlamak istiyorum. Türkiye gerçekten çok önemli bir ülke. Buna dair
hepimizin çok farklı gözlemleri vardır. Benim de görev aldığım dönem
içerisinde şahit olduğum birkaç hususu anlatarak başlayacağım. 2005
Mart’ında bir Tunus ziyaretinde Başbakan ve bakan arkadaşlarımızla
birlikte bulunduk. Bu görüşmelerde geçen bir anekdot var. Tunus’un
dışişleri bakanı bir arap entelektüeli. Kitapları, üniversitede
hocalığı, kürsüleri olan bir insan. Diyor ki: Bizler batılı bilim
adamlarının şu sorusuna cevap veremedik. İslam dünyası niçin
kalkınmıyor. Acaba İslam düşüncesinde gelişmeyi kalkınmayı
engelleyen bir unsur mu var? Bundan dolayı mı kalkınmıyor. Yoksa
başka faktörler mi var. Niçin kalkınmıyor? Biz bunun düşüncemizden
kaynaklanmadığını anlatıyoruz ancak bir örnek istendiği zaman
veremiyoruz. İslam kültür coğrafyasının ülkeleri olarak biz
Türkiye’ye böyle bakıyoruz. 50 yıldır veremediğimiz cevabın
kaynağını Türkiye’den bekliyoruz. Türkiye’deki gelişmeleri böyle
takip ediyoruz.
2004 yılı Temmuz’unda şu anda
İsrail’in Başbakanı olan Olmert, o zaman başbakan yardımcısı olarak
Türkiye’ye geldi. Ancak Türkiye’ye gelmeden kısa bir süre önce
İsrail, Filistin’e karşı çok sert bir müdahalede bulundu. Başbakan
Erdoğan, İsrail’e karşı çok sert açıklamalar yaptı. Orantısız güç
kullanımını, devlet terörünü vurguladı. Bu açıklamanın ardından
Türkiye İsrail ilişkilerinde bir belirsizlik doğdu. Türkiye ile
İsrail arasında 2. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Mutabakat
Zaptı imzalanacaktı. Başbakan randevu vermedi. Randevu alma
konusunda müthiş gayret gösterdiler. Anlaşmaya Türkiye adına biz,
İsrail adına da Başbakan Kıdemli Yardımcısı ve Sanayi, Ticaret,
Çalışma ve İletişim Bakanı Ehud Olmert imza koyacaktı. Türkiye’yi
çok önemsediklerine şahit olduk. Politik her şeyi bir kenara koyup
ısrarla Başbakan’dan randevu almak istemeleri Türkiye’nin ne kadar
önemli bir ülke olduğunun kanıtıdır.
2007 yılında Bakü’de Türk Kurultayı
oldu. Bu kurultay 2006 Antalya’dan önce 6-7 yıl kadar uzun bir süre
boşluk yaşadı. Bakü’deki kurultay Türkiye’nin dışındaki ilk kurultay
idi. Bu Azerbaycan için zor bir karardı ancak Aliyev bir karar
ortaya koydu orada yapmayı göze aldı. Yaptı, bütün Türk dünyasından
davetliler geldi. Kurultaya katılan Türkiye Başbakanı Türk
dünyasının bir siyasi lideri gibi algılandı. Bir eleştiri olarak
ifade edeyim. Biz Türk dünyası konusunda iddialı tezleri ortaya
koymuş değiliz. Düşünce olarak bu konuda çok fazla emek vermiş
değiliz. Türk dünyası kültürü yönüyle düşünce olarak bir açılım
sağlamış değiliz.
Türkiye önemli ve yönetilmesi zor
bir ülke. Bu ülkeyle ilgili bir değerlendirmeye geçmek istiyorum.
Evvela Türkiye, Cumhuriyet dönemi içerisinde çok önemli gelişmeler
ortaya koydu. Ekonomik, teknolojik, eğitim ve refah açısından
gelişmeler ortaya koydu. Bu gelişme yıllık 4.5 civarındadır. Bu çok
yüksek bir gelişme hızı değil. Uzun dönemli gelişme hızı budur. Bu
dönem içerisinde askeri darbeler oldu. Demokrasi bu dönem içerisinde
oldukça çok müdahaleye maruz kaldı. Fakat Türkiye’nin bu uzun
dönemli kalkınmasının yanında detay olarak baktığımızda Türkiye esas
kalkınmasını belli dönemlerde sıçramalar şeklinde yaptı. Uzun
dönemde 4.5 kalkınma Türkiye’ye iyi bir nefes aldırmazken, bazı
dönemlerde ise ortalamanın üstünde bir kalkınma sergilenmiştir.
1933-38, 1950-57, 1963-69, 1983-88, 2002-2007 yılları arasında
ortalamanın çok üzerinde performans sergilemiştir. Türkiye’nin zor
bir ülke olduğuna AK Parti’yle ilgili hadisede, birkaç ana nokta
üzerinde örnek vereyim. AK Parti 2001’de kuruldu. Kurulduğu gün
kurucularına itiraz edildi. Bu konuda Anayasa Mahkemesi Erdoğan’ın
kurucu üyeliğini düşürdü. 2002’de seçim oldu tekrar bir sorun çıktı
ortaya bu sefer adaylığı düşürüldü. 2003-2004’te bir ihtilal
hazırlığı olduğunu daha sonra öğrendik. 2007 Cumhurbaşkanlığı
seçiminde bir askeri bildiri muhtıra oldu. Anayasa Mahkemesi’nin 367
şartı gündeme geldi. 14 Mart’ta ise kapatma davası. 2007’de seçim
yapılmış, kamuoyunun yüzde 47’sinin desteğini alan merkeze kayan
geniş bir sağ tabandan oy almış bir parti. Sağın radikallerini daha
demokrat hale getirmiş. Siyasi temsilin, demokratik platformun içine
çekmiş. İkinci bir husus, Türkiye’nin bölünme korkusunu siyasi
olarak hafifletme rolü var. Ortak paydayı büyütme. Bu çok
tartışılabilecek bir husus ama bu önemlidir. Böyle bir durumda
iktidar partisine kapatma davası açılıyor. Bunları tespit olarak
söylüyorum.
Böyle zor bir ülkede esas büyük
problem: Bir güvensizlik var bu topraklarda. Bir büyük güvensizlik.
Bu güvensizliğin çok uzun analizinin yapılması lazımdır. Kurumlar
arasında var. Devletle millet arasında var. Toplumun kesimleri
arasında var. Çok derinlerde beynimizin kıvrımları arasında bir
güvensizlik var. Bu güvensizlik kurumlarımıza yansıyor. Siyasi
partilerimize de intikal ediyor. Bir ipucu olarak şunu söylüyorum.
Bunun temelinde çok büyük bir sorun olarak, 1. Dünya Savaşı’nda
imparatorluğumuzu kaybettikten sonra geleceğimizi kurtarmak ve bu
coğrafyada güçlü bir devlet olarak kalabilme konusunda çok büyük bir
tercihte bulunduk. Bir farklı medeniyete geçme tezini ortaya attık.
Bir medeniyetten başka bir medeniyete geçme çok kolay bir şey
değildir. Bunun kültürel, tarihi, sosyolojik, psikolojik birçok
derinlikleri var. Biz bunu tam halledemediğimiz için
güvensizliğimizin kaynağı buralarda yatıyor. Dolayısıyla biz bu
sorunu çözemiyoruz. Kim iktidara gelirse gelsin özellikle toplum
kesimleri arasında sorunlar çıkıyor. Güvensizlik devam ediyor. Bu
güvensizlik meselesi, partilerimizde de ülkeyi yönetme konusundaki
bir program yarışı yerine, karşı tarafı adeta yok edilmesi gereken
bir rakip gibi algılamaya yol açıyor. Şimdi düşünün bu son askeri
müdahaleler dahil, siyasi partilerimiz kendi hayat alanlarını ülkeyi
yönetme konusundaki esas temel amaçlarını ve fonksiyonlarını hayata
geçirme konusunda hep beraber karşı çıkması gereken konulara karşı
çıkamıyorlar. Bu güven eksikliğinden kaynaklanıyor. Halbuki bizim
her birimizin ülkeyi yönetme konusunda programlarımız var. Millet
tarafından tasdik edilen program bu ülkeyi yönetecek. Bu yolda
rakiplerin olması, yenilenerek mücadeleyi sağlıyor. Rakibin varlığı
önemli. Ama biz bu büyük güvensizlikten dolayı birbirimizi rakip
değil de adeta yok edilmesi gereken bir unsur gibi görüyoruz. Her
şeyi yapmak mübah düşüncesiyle başka bir kavram çıkıyor karşımıza.
Böyle algılanıyor. Bunun mutlaka aşılması lazım. Bunun aşılması için
de ilk önde sağ partilerin birbirlerine karşı çok toleranslı olması
lazım. Birbirini iyi anlamak lazım. Bunun çok temel bir gerekçesi
vardır. Sağ taban Türk toplumunun değerlerini yüceltmek
güçlendirmek, onun hayata geçmesini sağlamak konusunda ortak
ideallere sahiptir. Eksiktir, fazladır. Bazılarının ağırlık verdiği
konular farklı olabilir. Sağ taban geçişlidir ve kendi seçmenimizin
bazı konularda hassasiyetleri vardır. Dolayısıyla biz birbirimizin
yok edeceği rakipler değiliz. Siyasi yelpazeye bu açıdan
baktığımızda iktidar değişikliğinin bu alan içinde olmasının bir
mahsuru yoktur. Hatta uçlarda bir değişiklik yerine daha dar bir
alandaki değişiklik toplum bakımından da bir rahatsızlık doğurmaz.
Bunu kendi aramızda yapmış değiliz.
Güvensizlik probleminden sonra bizim
halletmemiz gereken, üzerinde durmamız gereken ikinci önemli konu
toplumda, şehirlerde daha alt birimlerde bir ahenk sorunuyla karşı
karşıyayız. Buradaki ahenk bir yönetim anlayışı itibariyle. Şimdi
düşünün bir ülkeyi yönetiyoruz. Toplumdan çok yüksek bir destek
alınmışsa ister istemez o toplumda bir ahenk oluşuyor. Siyasi
iktidarla kurumlar arasında geçici de olsa bir ahenk oluşuyor. Bu
hangi dönemde olursa olsun Türkiye’yi bir hamle dönemine götürüyor,
ülkeyi hızlı ilerleme imkanına kavuşturuyor. Ülkeler için böyle,
şehirler için böyle, işletmeler için böyle.
Bir başka üzerinde durulması gereken
önemli husus: Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Çok önemli
gelişmeler sağladık. Ekonomide ve eğitimde özellikle. Gelişmekte
olduğu için temel sorunları bekleyen bir ülke. Bu ülkelerle ilgili
önemli bir özel tanımlama var: ‘Kendi önceliklerini belirleyemezler,
belirleseler bile bunu çözme konusunda sürekliliği üretemezler’
Türkiye’ye o kadar uygun düşüyor ki bu tanım. Önceliklerini
belirleyemiyor. Belirlese bile bunu iktidarlar arasında devredip
sürdüremiyor. Maalesef. Hatta aynı siyasi partinin hükümet
değişikliklerinde bile kırılmalarla karşılaşılabiliyor. Bu
gelişmekte olan bir ülke karakteriyle alakalı bir husustur. Önem
verdiği konularda sürekliliği sağlayamıyor. İktidar değişiklikleri
etkili oluyor. Mesela nükleer enerji konusu. Geçmişte çok önem
verildiği zamanlar oldu. Hala nükleer enerji yasalarıyla meşgul
olduğumuz bir halde beklemektedir.
Sözlerimi Konya’ya getirmek
istiyorum. Türkiye içinde Konya. Elbette bütünün bir parçasıyız.
Dolayısıyla bütüne ait olumsuzluklar bütün bünyemizde var. Az veya
çok ama taşıyoruz. Pozitif özelliklerimiz de var. Anadolu’da ortak
değerin en yoğun olduğu en bariz olduğu, Türk kamuoyunda bunun en
öne çıktığı şehiriz. Milli ve manevi değerlere bağlılık konusunda
Konya’nın başta olduğu bir liste sayarız. Bunun tarihi ve kültürel
bir geçmişi var. Buradan beslendiği bir alan var. Hz. Mevlana’nın
varlığı var. Hz. Mevlana’nın bir sözünü iki konuya delalet etmek
üzere söylüyorum: “Aşka meyli olmayanın vay haline, o neye benzer? O
kanadı kırık bir kuşa benzer” Yani kuş olmanın anlamı olmadığı bir
duruma benzer. Gerek Türkiye gerekse Konya, aşka meyletmek yani bir
ideale gönül vermek durumundadır ve iki kanata ihtiyacı vardır.
Ahenge ihtiyacı vardır. Bu şehirde biz bu ahengi sağlama konusunda
bir kısım sorunlarımız var. Detayına girmek istemiyorum. Bu bir iç
kültür sorunudur. Bu şehrin iç sosyolojik bir sorunudur. Bunun
üzerine herkesin emek vermesi lazım. İyiyi yeğlemek, doğruyu
savunmak, güzeli arzulamak konusunda ‘ben’ konusunu geriye çekmek
gerekir. İllaki ‘benim zamanımda, benim dönemimde, benim
iktidarımda’ değil, ne zaman olursa olsun. Bu şehrin böyle bir
sorunu var. Bunun daha dar muhitlerde, bilimsel çerçevede ele alınıp
işlenmesi lazım. Kafalarımızda bunları giderecek sorunları çözmemiz
lazım.
Güvenle ilgili konuyu bu şehirde
Türkiye ortalamasından daha iyi halledebilirsek. Ahengi
sağlayabilirsek, ve yine bir Mevlana’nın sözüyle ‘Emek ve gayret
gösterirsek’ bizim, Türkiye pastasından da, yatırımlar pastasından
da, esas Türkiye’nin temel siyasi kararlarında da payımız daha çok
olacaktır. Ben Konya’nın sorununun yatırımlardan pay almaktan daha
öte olduğunu düşünüyorum. Konya, sağ kesimi her zaman destekledi.
Hatta bir dönem iktidar şansı olmayan bir partiyi de çok uzun bir
süre destekledi. Bunu da bir meziyet olarak söylüyorum. Bir ideal
için destekledi. Bunun faydasını ekonomik açıdan gördü. Bunun
tahlilini uzun uzadıya yapmaya gerek yok. Biz Konya olarak kendi
içimizde ahenk ve güvenden öte Türk siyasi hayatına daha çok katkı
yapacak bir birlikteliği sergilemeliyiz. Siyasi karar mekanizmasına
daha yüksek, daha etkili bir katkıda bulunmalıyız. Bu sadece aktif
siyasetçilerin işi değildir. Buna katkıda bulunması gerekenleri
bulmak, Konya’da bu anlamda kültürel birikimleri olanları olayın
içerisine katmak ve daha özverili bir şekilde çalışmayı gerektirir.
Madem ki Konya, milli ve manevi değerler bakımından bu kadar öne
çıkan bir şehir. Bu dönemde de gelecek dönemde de siyasi kararlara
katılmasını bu açıdan daha da dikkatli takip etmeliyiz. Bunu
önemsiyorum.”
KONYA’YA TEK ÇİVİ ÇAKANA DESTEĞİMİZ
SONSUZ
Saffet Sert
Devlet Bakanı
46. Hükümet - 2. Özal Hükümeti (21
Aralık 1987 - 9 Kasım 1989)
“Konyalılar olarak, şehrimizin
sorunlarını böyle toplantılarda konuşmaya alışkın değildik. Bu
toplantılarla Konya meselelerinin tartışılıp bir sonuca ulaşılmasını
ümit ediyorum. Tavsiye niteliğinde bir takım kararlar alınıp gerekli
yerlere iletilecektir.
Birtakım hadiselerin değişik
kalıplara girerek gündemimizi meşgul ettiği bugünlerde, geniş
tabanlı böyle bir toplantının yapılmış olması, her kesimden
arkadaşımızın bu toplantıda bir araya gelmiş olması takdire şayan
bir harekettir.
Konya’ya yatırımların gelmesi için
bir takım süzgeçlerden geçilmesi gerekiyor. Sadece bakan olmak
yatırımları getirmeye yetmiyor. Karar vericileri ikna etmek
gerekiyor. Israrlı takip, çalışmak çok etkili olur. Siyasi
partilerin tüzüklerinin birbirlerinden çok farklı olmadığını
görürsünüz. Hizmetin getirilmesinde bir takım farklılıklar vardır.
Öncelikler vardır.
Anavatan’ın ilk kurucu il başkanı
olarak 1983’te milletvekili seçilmiştim. Bakanlık ve milletvekilliği
görevimde mümkün mertebe Konya için yatırıma gelen hiç kimseyi
çevirmemeye gayret ettim. Liyakat sahibi Konyalı hemşerilerimize
önemli görevler verdik.
Devlet Bakanı olarak görev yaptığım
dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı, Etibank Genel Müdürlüğü, Tapu
Kadastro Genel Müdürlüğü ve çimento sanayi bize bağlıydı. Çimento
sanayinde özelleştirilme gündeme geldi. İlk özelleştirme
Balıkesir’de yapıldı. İnsanımız devletin malının satılmasını
kabullenemiyordu. Bize ‘vatan hainleri’ yazan pankartlar açılıyor,
Fransızların topla tüfekle alamadıkları yerleri satmakla
suçlanıyorduk. Zaman içinde bu aşıldı. Bugün özelleştirmeye itiraz
edilmiyor. Konya’nın çimento fabrikası da bu süreçte özelleştirildi.
Blok satış yapılıyordu. Konyalı hemşerilerimiz, fabrikanın halka da
arz edilmesini istediler. Biz o zaman diğer çimento fabrikalarında
uygulamadığımız sistemi Konya çimento fabrikasında uyguladık. Halka
arz ile bir kısmını blok satış yapıldı, bir kısmını yatırımcılar
aldılar. Aynı şekilde Seydişehir alüminyum tesislerinin de
özelleştirilmesi gündemine gelmişti. Konya’nın menfaatini düşünerek
buna karşı çıkmıştık.
Diyanet işleri başkanlığında 80 bin
caminin 50 bininde imam kadrosu vardı. Turgut Özal’ın emriyle 25 bin
imam kadrosu verildi. 2 senelik olarak 8 bin imam kadrosu daha
tahsis edilerek toplam 33 bin imam görevlendirildi.”
Faruk Bal
Devlet Bakanı
57. Hükümet - 5. Ecevit Hükümeti (28
Mayıs 1999 - 18 Kasım 2002)
“Bizim görev yaptığımız dönem asrın
felaketlerinden iki büyük deprem ve iki ekonomik krizin yaşandığı
bir tarih dilimine denk gelmiştir. Türkiye uzun yıllar siyasi ve
ekonomik istikrarsızlığa sürüklenmiştir. Bizim dönemimize
gelindiğinde geride 11 hükümet bırakılmış, koalisyonlardan
kurtulamamış, üreten bir ülke değil, enflasyonla boğuşan bir ülke
karşımıza çıkıyor. 1994 ekonomik ve 1998 siyasi krizleri dengeleri
altüst etmiştir. 1999’a gelince üretemeyen bir ekonomi, kronik bir
enflasyon, çözülemeyen işsizlik, verimli hale getirilemeyen bir
finansal yapı ile karşı karşıyayız. Asıl sorun ise 4 yıl hiçbir
kaleme tabi olmadan faaliyet gösteren bankalar olmuştur. Bakkal
dükkanı açmak için bile birçok izin alınırken, o dönemde banka açmak
için hiçbir düzenleme yok. O dönemde kurulan birçok banka hortumlama
amacıyla kurulmuş, bankerlik yaparak yüksek faizler büyük paralar
toparlamıştır. 1999 yılına gelince bankacılık sektörü çok ciddi bir
sorun olarak karşımıza çıkmıştır. O dönemde ilk yapılan bankalar
operasyonudur. Bu operasyon Türkiye finans yapısını sağlam bir
yapıya oturtmuştur. Hortumlanan bankalar tasfiye edilmiştir. O
dönemde Türkiye’nin cezaevlerine girilmiyordu. Cezaevleri yapılan
operasyonlarla örgütlerin pençesinden kurtarıldı. Deprem döneminde
bakanlığımızın yaptığı çalışmalarda Dünya Bankası Mükemmeliyet
Ödülü’ne layık görüldük. O dönem şartlarında bundan kimsenin haberi
yoktu.
Bizim döneminizde Türkiye’nin 2023
vizyonu için tüm kurum ve kuruluşlarla çalışma yapılması emri
verildi. Planlamalar yapıldı. Ayrıca İstanbul’un fethinin 600.
yılında yani 2053 yılında Türkiye’nin lider ülke olması için
projeler yapılması kararlaştırıldı. Bütün kurum ve kuruluşların buna
göre çalışması için bir hedef belirlendi.
Selçuklu devletinin varisleri
olarak, dünya imparatorluğu kuran bir medeniyetin evlatları olarak
yüzyıla bakabilen bir anlayış ile çalışmamız, niyet ve
gayretlerimizi buna göre planlamamız gerekmektedir.
Hükümetin Konya’ya çakacağı her çivi
için her olumlu hareketi destekleriz. Ülkeyi sanal krizlerle
boğuşmaktan kurtarmaya çalışan, Türkiye’nin önünü açma gayreti
gösteren, işsizliliği, gerçek sorunları çözmeye çalışan hükümetin
her zaman yanında oluruz. Sorumlu siyaset anlayışımız bunu
gerektiriyor.”
T.C.HÜKÜMETLERİNDE
BAKANLIK YAPAN KONYA MİLLETVEKİLLERİ
MEHMET VEHBİ EFENDİ (ÇELİK)
Şer'iye Vekili (Diyanet Bakanı)
HADİM - 1862, Hasan - Müderris –
Osmanlı Mebusan Meclisi 1. ve 4. Dönem, Konya 1. Dönem Konya
Milletvekili - TBMM Başkanvekili - Şeriye Vekili. Ölümü: 9.12.1949
Görev yaptığı hükümet:
IV. İcra Vekilleri Heyeti (1922-07-12 / 1923-08-04)
Başbakan Hüseyin Rauf Bey (Orbay)
…
MUSTAFA ŞEREF BEY (ÖZKAN)
İktisat Vekili (Ekonomi Bakanı)
BURDUR - 1884, Ahmet Hamdi - Paris
Hukuk Fak. - Hukuk ve İktisat - Lozan Konferansında Müşavir,
İstanbul Hukuk Mektebi Amme ve İdare Hukuku Müderrisi, Tic. ve
Ziraat Vekaleti Müsteşarı, İtibarı Milli Bankası İdare Meclisi Üyesi
- Osmanlı Mebusan Meclisi 3. Dönem Konya - II, III, IV, V. Dönem
Burdur Milletvekili - Ticaret ve Ziraat Vekili - Bekâr. Ölümü:
10.9.1938
Görev yaptığı hükümetler:
6. ve 7. HÜKÜMET
…
SAFFET ARIKAN
Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı)
Milli Savunma Bakanı (12. Hükümet)
ERZİNCAN - 1887, Yusuf Ziya - Harp
Akademisi - Fransızca, Almanca - Askerlik, Diplomasi - Yarbay,
Moskova Ataşe Militeri, 1. Ordu Müfettişi, Berlin Büyükelçisi - II
nci Dönem Kocaeli, III, IV, V, VI (İstifa: 3.8.1942) ve VIII inci
Dönem Erzincan ve VII nci Dönem Konya Milletvekili - Eğitim ve
Savunma Bakanı. Ölümü: 26.11.1947
Görev yaptığı hükümetler:
8. 9. 10. 12. HÜKÜMET
…
AHMET HULUSİ ALATAŞ
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili
BEYŞEHİR - 1882, Ahmet - Askeri
Tıbbiye - Fransızca - İç Hastalıkları - Miralay Doktor, Askeri
Tıbbıye Müdürü, İstanbul Liman İşleri İdare Meclis Reisi, Serbest
Doktor, İzmir Belediye Başkanı - V (Ara Seçim), VI, VII. Dönem
Aydın, VIII. Dönem Konya Milletvekili - Sıhhat ve İçtimai Muavenet
Vekili - Evli, 2 Çocuk. Ölümü: 29.3.1964
Görev yaptığı hükümetler:
9. 10. 11. 12. 13. 14. HÜKÜMET
…
TEVFİK FİKRET SILAY
Adliye Vekili (Adalet Bakanı)
KONYA - 1890, Ali - Hukuk - Karaman
İstinaf Mahkemesi Azası, II, III, IV, V, VI, VII ve VIII. Dönem
Konya Milletvekili - TBMM Başkanvekili - Adalet Bakanı - Evli, 5
Çocuk. Ölümü : 20.4.1959
Görev yaptığı hükümetler:
10. 11. 12. HÜKÜMET
…
ALİ FUAT CEBESOY
Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı)
Ulaştırma Bakanı (14. Hükümet)
İSTANBUL - 1882, İsmail Fazıl - Harp
Akademisi - Fransızca, Almanca - Askerlik ve Diplomasi - Korgeneral,
Batı Cephesi Komutanı, Moskova Büyükelçisi - I, II. Dönem Ankara, IV,
V, VI, VII, VIII. Dönem Konya, IX uncu Dönem Eskişehir, X, XI. Dönem
İstanbul Milletvekili - TBMM Başkanvekili ve Başkanı, Nafıa,
Münakalat Vekili - Bekar. Ölümü: 10.1.1968
Görev yaptığı hükümetler:
12. 13. 14. HÜKÜMET
…
ALİ RIZA TÜREL
Adliye Vekili (Adalet Bakanı)
SELANİK - 1899, Ahmet Lütfi -
İstanbul Hukuk Fak., Paris Hukuk Fakültesi İhtisas - Fransızca -
Hukuk - İzmir C. Müddei Umumisi Başmuavini - V, VI, VII, VIII. Dönem
Konya Milletvekili - Adalet Bakanı - Bekar. Ölümü: 25.9.1960
Görev yaptığı hükümet:
14. HÜKÜMET
…
SADİ IRMAK
Başbakan (38. Hükümet)
Çalışma Bakanı
SEYDİŞEHİR - 1904, Sabri - İstanbul
Üni. Hukuk Fak., Berlin Tıp Fak. - Almanca, Fransızca - Fizyoloji,
Ord. Prof. Dr. - İstanbul ve Münih Üni. Ord. Prof. Dr., Fizyoloji
Kürsüsü ve Atatürk Enstitüsü Başkanı - VII, VIII. Dönem Konya
Milletvekili - C. S. Cumhurbaşkanınca Seçilen Üye
(8.6.1974-8.6.1980) - Danışma Meclisi Konya Üyesi
(15.10.1981-6.12.1983) - Danışma Meclisi Başkanı - Çalışma Bakanı,
Başbakan - Evli, 2 Çocuk. Ölümü:11.11.1990
Görev yaptığı hükümetler:
14. 15. HÜKÜMET
…
HALİL ÖZYÖRÜK
Adalet Bakanı
İçişleri Bakanı
İZMİR - 1884, Mehmed - Ankara Hukuk
Fakültesi - Hukuk - Adliye Müfettişi, Savcı, Trabzon İstinaf
Mahkemesi Başkanı, Yargıtay 1. Başkanı - IX uncu Dönem İzmir, X, XI.
Dönem Konya Milletvekili - Adalet ve İçişleri Bakanı - Evli, 3
Çocuk. Ölümü : 28.2.1960
Görev yaptığı hükümetler:
19. 20. HÜKÜMET
…
EMİN FAHRETTİN ÖZDİLEK
Başbakan (25. Hükümet)
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Milli Savunma Bakanı
BURSA - 1898, M. Faik - Harp Okulu,
Harp Akademisi - Askerlik - 1 inci Ordu Komutanı - Millî Birlik
Komitesi Üyesi (27.5.1960 -25.10.1961) - Cumhuriyet Senatosu Tabii
Üyesi (25.10.1961 - 12.9.1980) - Halkçı Parti Kurucu Üyesi, XVII.
Dönem Konya Milletvekili - Milli Savunma Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü : 13.3.1989
Görev yaptığı hükümetler:
24. 25. HÜKÜMET
…
MEHMET RÜŞTÜ ÖZAL
İmar ve İskan Bakanı
KONYA - 1915, Mustafa- İstanbul
Yüksek Mühendis Mektebi - Almanca, Az Fransızca - Su İşleri Yük.
Mühendisi, Konya Nafıa Md., Konya Belediye Başkanı, Serbest
Mühendis, Emekli Sandığı Müdürler Kurulu Üyesi - X.ve 1.(XII) Dönem
Konya Milletvekilliği - K. M. Bakanlar Kurulu Üyesi (7.2.1961 -
15.10.1961) - İmar ve İskân Bakanı - Evli.
Görev yaptığı hükümet:
25. HÜKÜMET
…
HASAN DİNÇER
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Milli Savunma Bakanı
SANDIKLI - 1910, Osman - İstanbul
Hukuk Fakültesi - Hukuk - Serbest Avukat , Afyonkarahisar Cumhuriyet
Savcısı, Bolvadın Ceza Yargıcı -VIII, 1, 3 üncü Dönem Afyonkarahisar,
2. Dönem Konya Milletvekili - Devlet, Milli Savunma , Adalet Bakanı
- Evli, 2 Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
27. 29. 30. 32. HÜKÜMET
…
MEHMET SEDAT ÇUMRALI
Adalet Bakanı
ÇUMRA - 1904, Hüseyin - Ankara Hukuk
Fak. - Fransızca - Hukuk - Konya Ereğlisi C. Savcısı, Ankara Asliye
Ceza ve Millî Korunma Hâkimi, Serbest Avukat - VII, VIII. Dönem
Konya Milletvekili - C. S. Konya Üyesi (15.10.1961 - 6.4.1974) -
Adalet Bakanı - Evli, 1 Çocuk. Ölümü : 6.4.1974
Görev yaptığı hükümet:
28. HÜKÜMET
…
İRFAN BARAN
Adalet Bakanı
KARAMAN - 1927, Muharrem Selahattin
- İstanbul Üni. Hukuk Fakültesi - Az İngilizce, Fransızca - Hukuk -
Serbest Avukat - 1 ve 3 üncü Dönem Konya Milletvekili - Adalet
Bakanı - Evli, 1 Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
29. HÜKÜMET
…
M. FARUK SÜKAN
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
İçişleri Bakanı
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı
KARAMAN - 1921, Mahmut Hamdi -
İstanbul Tıp Fakültesi - Fransızca - Dahiliye Müt. - Serbest Tabip,
Ereğli Belediye Başkanı - 1, 2, 3, 4 ve 5. Dönem Konya Milletvekili
- Sağlık ve Sosyal Yardım, İçişleri, Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı - Evli, 4 Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
29. 30. 42. HÜKÜMET
…
HİDAYET AYDINER
Adalet Bakanı
HADIM - 1900, Abdulkadir - İstanbul
Hukuk Fakültesi - Hukuk - Ankara 2 nci Asliye Hukuk Hakimi, Serbest
Avukat - IX, X. Dönem Konya Milletvekili - C. S. Cumhurbaşkanınca
Seçilen Üye (31.10.1961-9.6.1964), (7.6.1966-5.6.1972) - Adalet
Bakanı - Evli, 2 Çocuk. Ölümü: 11.11.1973
Görev yaptığı hükümet:
30. HÜKÜMET
…
BAHRİ DAĞDAŞ
Tarım Bakanı
KARS - 1919, Şevket - İsviçre Yüksek
Ziraat Müh. Okulu - Almanca - Ziraat Yüksek Mühendisi - Şeker
Fabrikaları Zirai Planlama Uzmanı 2, 3, 4 üncü Dönem Konya, 5 inci
Dönem Kars Milletvekili - Tarım Bakanı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü:
28.6.1984
Görev yaptığı hükümet:
30. HÜKÜMET
…
M. SADİ KOÇAŞ
Devlet Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı
ERMENEK - 1919, M. Sait - Harp
Akademisi - İngilizce - Askerlik - Kurmay Albay, Londra
Ataşemiliteri, MSB Yüksek İştiare Kurulu Üyesi - C. S.
Cumhurbaşkanınca Seçilen Üye (7.7.1962-İstifa:22.10.1969) - 3 üncü
Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı -
Evli, 2 Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
33. HÜKÜMET
…
SEZAİ ERGUN
Gençlik ve Spor Bakanı
AKŞEHİR - 1926, Hasan - Balıkesir
Necati Eğitim Enstitüsü - Az İngilizce - Eğitim - Öğretmeni, Milli
Eğitim Bakanlığı Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü Şube Müdürü - 3
üncü Dönem Konya Milletvekili - Gençlik ve Spor Bakanı - Evli, 2
Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
33. HÜKÜMET
…
VEFA TANIR
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı
Bayındırlık Bakanı
Orman Bakanı
Milli Savunma Bakanı
ILGIN - 1927,İ. Hakkı - İstanbul Tıp
Fakültesi - Fransızca - Ruh ve Sinir Hastalıkları - Başbakanlık
Yüksek Müşaviri - Güven Partisi ve Doğru Yol Partisi Kurucu Üyesi -
1, 2, 3, 4, XVIII ve XIX uncu Dönem Konya Milletvekili - M. M.
Başkanlık Divanı Katip Üyesi - Sağlık, Bayındırlık, Orman Bakanı -
Evli, 2 Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
36. 38. 39. 49. 51. 52. HÜKÜMET
…
NECMETTİN ERBAKAN
Başbakan (54. Hükümet)
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
SİNOP - 1926, Mehmet Sabriİ - İTÜ
Makine Fakültesi, Almanya Aachen Tecniche Hockshule Doktora -
Almanca, İngilizce - Makine Yük. Müh., Prof.Dr. - İTÜ Öğretim Üyesi,
Türkiye Odalar Birliği Başkanı - III, IV, V ve XIX uncu Dönem Konya
Milletvekiliİ - Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi , Rrefah
Partisi Genel Başkanı - Devlet Bakanı ve Başbakan Yrd. - Evli, 3
Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
37. 39. 41. HÜKÜMET
…
MUSTAFA ÜSTÜNDAĞ
Milli Eğitim ve Kültür Bakanı
SEYDİŞEHİR - 1933,Hüseyin - Ankara
Gazi Eğitim Ens., ABD Wisconsin Üni. Eğitim Fak. - İngilizce -
Eğitim Yönetim Doktorası - Hacettepe Üni. İdari Bil. Fak. Öğretim
Görevlisi - 3, 4 ve 5 inci Dönem Konya Milletvekili - Milli Eğitim
ve Kültür Bakanı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü: 30.6.1983
Görev yaptığı hükümetler:
37. 40. HÜKÜMET
…
AGAH OKTAY GÜNER
Ticaret Bakanı
Kültür Bakanı
BAYBURT - 1937, Fikri - Ankara Üni.Hukuk
Fakültesi, Fransa' da Doktora - Fransızca - İktisat Doktoru - DPT
Uzmanı ve Şube Müdürü, Ankara Ticaret Odası Genel Sekreteri, Ticaret
Bakanlığı Müsteşarı, AİTİA Öğretim Üyesi - 5 inci Dönem Konya
Milletvekili - Ticaret Bakanı - Evli, 3 Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
41. 53. HÜKÜMET
…
ABDULLAH TENEKECİ
Devlet Bakanı
Gençlik ve Spor Bakanı
KONYA - 1926, Tahir - Kara Harp
Okulu, Hava Harp Akademisi - İngilizce - Askerlik - Hava Kuvvetleri
Komutanlığı Generali - Anavatan Partisi Kurucu Üyesi - XVII ve XVIII
inci Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli, 3 Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
45. 46. HÜKÜMET
…
SAFFET SERT
Devlet Bakanı
ORHANİYE - 1948, A. Osman - İTÜ Müh.
Mim. Fak. - İngilizce - İnşaat Müh. - Konya YSE Müdürü - Serbest
İnşaat Mühendisi ve Müteahhiti - XVII ve XVIII inci Dönem Konya
Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli, 3 Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
46. HÜKÜMET
…
MEHMET KEÇECİLER
Devlet Bakanı
Bayındırlık ve İskan Bakanı
KONYA - 1944, Mehmet Emin - Konya
Yük. İslam Ens., Ankara SBF, Paris Uluslararası Amme İdaresi Ens.,
Üni. Paris II. Master - Fransızca, Az Arapça, Farsça - Kamu Yön.,
İdare - Kaymakam, Konya Belediye Bşk., - Anavatan Partisi Kurucu
Üyesi - XVIII ve XIX uncu Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı -
Evli, 4 Çocuk.
Görev yaptığı hükümetler:
47. 53. 57. HÜKÜMET
…
ALİ TALİP ÖZDEMİR
Devlet Bakanı
Çevre Bakanı
KONYA EREĞLİ - 1953, Hüsnü - ADMMA
Mak.Müh.Bl. - İngilizce - Tekstil Makineleri, Sanayi Bakanlığı Demir
Çelik Uzmanı - Konya Ereğli Belediye Bşk., Konya Belediyeler Birliği
ve Avrupa Konseyi Belediyeler Birliği Üyesi - XVIII inci Dönem Konya
Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli.
Görev yaptığı hükümetler:
48. 53. HÜKÜMET
…
TEOMAN RIZA GÜNERİ
Devlet Bakanı
KONYA - 1960, Ali, Ayten - İTÜ
Sakarya Mühendislik Fakültesi Makina Bölümü - Orta İngilizce -
Makina Mühendisi - İnşaat Müteahhidi, Merhaba Gazetesi Genel Müdürü,
KON TV Yönetim Kurulu Üyesi - XX nci Dönem Konya Milletvekili -
Devlet Eski Bakanı - Evli, 3 Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
54. HÜKÜMET
…
FARUK BAL
Devlet Bakanı
ARGITHANI - 1950, Ramazan, Zeynep -
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi - İngilizce - Hakim - Adalet
Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü, Ankara
Hakimi - XXI. ve XXIII. Dönem Konya Milletvekilli. TBMM İçişleri
Komisyonu Başkanı - Evli, 3 Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
57. HÜKÜMET
…
Sami GÜÇLÜ
Tarım ve Köyişleri Bakanı
KONYA - 1950, Hasan - Esmehan -
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, İngilizce - Prof. Dr.,
Başbakanlık Başmüşaviri, İTÜ Sakarya Üniversitesi Senato Üyesi - AK
Parti Kurucu Üye - XXII., XXIII. Dönem Konya Milletvekiliği - Evli,
4 Çocuk.
Görev yaptığı hükümet:
58. HÜKÜMET
|