Anasayfa
Çalışmalar
 

Yeni Konya 30 Mayıs 2008

Konya’nın 50 yıllık siyasi hafızası

Konya’nın sorunlarının çözümüne katkı bulunmak ve geleceğe yönelik vizyon oluşturmak amacıyla yola çıkan Sivil Toplum Platformu Derneği, önemli çalışmalara imza atıyor. Şimdiye kadar yapılan etkinlikler ve planlanan programlara bakıldığında Sivil Toplum Platformu Derneği’nin, Konya eksenli ilk ve en etkin düşünce kuruluşlarından (think tank) biri olduğunu söyleyebiliriz. Platform, geçtiğimiz günlerde ünlü iş adamı Mehmet Ali Atiker’in değerli katkılarıyla ‘Konya’nın geçmiş 50 yıllık siyasi hafızasını yeniliyoruz’ konulu geniş katılımlı çok orijinal bir toplantı düzenlendi. Eski Bakanlardan Saffet Sert, Teoman Rıza Güneri, Faruk Bal ve Sami Güçlü bu toplantıda önemli mesajlar vererek adeta ‘tek yürek’ oldu. Toplantıda konuşulanları aktarmadan önce Sivil Toplum Platformu Derneği’ni kısaca tanımakta fayda var.   

15 Eylül 2006 tarihinde kuruluşu açıklanan Sivil Toplum Platformu Derneği, Konya’nın fikir önderleri arasında yer alan, her meslekten 80 kişinin bir araya gelmesiyle hayat buldu. Kurucu başkanlığını Bestami İnan yaptı. İnan’ın ardından bayrağı devralan merhum Seyit Koyuncu, vefatına kadar başkanlığı başarıyla yürüttü. Son olarak göreve gelen İl Genel Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili ve Karatay İl Genel Meclisi Üyesi Erol Küçükbakırcı, platform başkanlığını layıkıyla yürütüyor. Başkan Yardımcılığını Konya Milletvekili Mustafa Kabakçı yaparken, İsmail Öksüz, Faruk Sözbir, Rıfat Ergan, Hakan Parlatır ve Esat Duysak ise yönetim kurulunun değerli üyeleri arasında yer alıyor.  

Platformun kuruluşunun ardından başlatılan ‘vizyon’ toplantılarının ilkinde 2007’nin Mevlana Yılı ilan edilmesi nedeniyle Hz. Mevlana konuşuldu. Programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu, Hz. Mevlana’yı anlamak ve anlatmak konusunda çeşitli bilgiler verdi. Platformun ikinci etkinliğinde, Konya’ya davet edilen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Erdoğan, ‘Aile Şirketlerinin Geleceği ve Kurumsallaşma’ başlığı altında KOBİ’lerin geleceği ve kurumsallaşması hakkında bilgiler verdi. Kısa bir süre sonra Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Konya Sivil Toplum Platformu Derneği’nin davetlisi olarak incelemelerde bulunmak ve ‘Küresel Ekonominin Anadolu’ya Yansımaları’ konulu bir konferans vermek üzere Konya’ya geldi. Bakan Şimşek, konferansında çok değerli mesajlar verdi. Platformun son programında ise geçmiş dönemde bakanlık yapmış olan Konyalı siyasiler tecrübelerini ve birikimlerini aktardı. Eski Bakanlardan Saffet Sert, Teoman Rıza Güneri, Faruk Bal ve Sami Güçlü görev dönemlerindeki icraatlarını anlattı. Toplantının dinleyicileri arasında Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen, İl Genel Meclisi Başkanı Mustafa Sabri Ak, Baro Başkanı Hasan Özen, Selçuk Üniversitesi’nden çeşitli bölümlerden akademisyenler ve dernek üyesi işadamı ve sanayiciler yer aldı.

Toplantı açılış konuşmaları

Başkan Erol Küçükbakırcı:

“Platform olarak yaptığımız son etkinlikte Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Vekilimiz Mustafa Kabakçı’nın girişimleriyle Konya’ya gelmişti. Konya sanayisiyle ilgili incelemelerde bulundu. Türkiye ve dünya ekonomisiyle ilgili bir konferans verdi. Bugünde Konyalı bakanlarımızın geçmişte neler yaptıklarını, bundan sonrası için Konya’da neler yapılabileceğini konuşacağız. Burada konuşulanlar geleceğe ışık tutacaktır. Derneğimizin vizyonu, modern dünyanın bizim değerlerimizle bütünleşmesi, medeniyetimizin dünyaya ışık tutmasıdır. Bu açıdan bu toplantıların Konya için bir milat olacağını düşünüyoruz. İyi bir başlangıç olmasını ümit ediyoruz. Siyasi farklılıkları bir kenara koyarak, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz Konya’nın geleceği için neler yapabiliriz, daha güzeli nasıl ortaya koyarız düşüncesiyle çalışıyoruz. Bu ideallerle yola çıkmış bulunuyoruz. Geçmiş dönemlerde bakanlık yapmış değerli isimlerden önemli mesajlar alacağımıza inanıyorum. Konya’nın 50 yıllık hafızasını tazelerken geçmişten geleceğe bir projeksiyon tutmuş olacağız.”

Konya Milletvekili Mustafa Kabakçı:

“Birgün Amerika’daki siyasi hayatla ilgili bir yazıyı okurken, orada gördüm ki: Amerika devlet başkanlarından yaşayan herkesin 6 ayda bir bir araya gelecek bilgileri paylaşmaları kanuni bir mecburiyetmiş. Bunu okuyunca kendi kendime dedim ki: Pekala biz Amerika’dan çok daha güçlü ve bilgili olmadığımız halde neden eskimizle yenimizle bütün idarecilerimiz bir araya gelip bilgilerimizi tecrübelerimizi ülkemizin geleceğiyle ilgili birleştirmeyip ortaya böyle bir vizyon koymuyoruz diye düşündüm. O gün böyle bir toplantı yapılması gerektiğine karar verdim. Yönetim Kurulumuzun desteğiyle bugün burada bir araya geldik.

Konya adına iftihar ediyorum. Çünkü, Konya’da birçok siyasetçi bakanlık yaptı ve hiçbiri yolsuzluğa bulaşmadı. Konya için bu büyük bir şereftir. Ülkeye hizmet eden bu insanlar ellerindeki mal varlıklarını harcadılar ve bunun karşılığında sadece vefa beklediler. Konya, değerli siyaset adamlarıyla örnek bir şehirdir. Bu toplantıların eski vekillerle devam etmesi, Konya’yı aşarak tüm Türkiye’yi kaplaması temennimizdir. Bir gün Türkiye’de belediye başkanlığı, bakanlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış isimlerin de belli aralıklarla bir araya gelerek tecrübelerini paylaştığını görmek istiyoruz. Bunun bir gelenek haline gelmesini, böyle bir iyiliğin, güzelliğin ve geleceğin Selçuklu’nun başkenti Konya’dan kıvılcım halinde yayılmasını ümit ediyoruz.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek:

“Buradaki oluşum siyaset üstü bir olaydır. Bu platform Konya menfaati için her türlü aktiviteyi yapabilecek konumdadır. Bugüne kadar bunu ispatladılar. Bu birlikteliğin devamı önemlidir. Adeta Konya’da bir ombudsmanlık müessesesi bu yolla oluşturulabilir. Bazen müşterek hareket edemediğimiz konularda bu çatı altında birlikteliği sağlama imkanı buluyoruz. Konya’ya her hizmet edene, bir tek çivi çakana bile gösterilecek vefanın kalben ve samimiyetle ifade edilmesi gerekiyor. Konyalı eski bakanlarımız bu kent için birçok hayırlı hizmete imza attılar.

Zaman zaman, Konya’da marka isimlerin neden daha fazla üretilemediği, güçlü markaların çıkmadığı ifade ediliyor. Bütün sahalarda bunun eksikliğini hepimiz seslendiririz. Aslında bizim markalarımız var ama bunların desteklenmeye, güçlendirilmeye, birlikte hareket edilerek daha fazla noktalara taşınmaya ihtiyacı var. Buna Konya olarak ihtiyacımız var. Birbirimize destek konusunda yeterli aktiviteyi yeterli çabayı, gücü ortaya koyamıyoruz. Bu konuda sevindirici bir gelişme olarak Türkiye’nin en önemli kurumlarından TSE’nin başkanlığına KSO Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil layık görüldü. Bize bu toplantı her kademedeki değerli isimleri destekleme noktasında önemli bir hatırlatma oldu.”

Toplantı Başkanı Bestami İnan:

“Bu toplantının bir milat olmasını ümit ediyorum. Konyamızın yakın siyasi tarihinin bir tahlilini yapma imkanı bulmuş olacağız. Siyasi platformlarda zaman zaman siyasetin galebe çaldığına tanık oluyoruz. Biz bunu arzu etmiyoruz. Konyamızın sahasında başarılı olmuş, sanayisi ve ticaretine yön veren çok seçkin, ithalat ve ihracatında önderlik yapan Konya sevdalıları bir araya gelerek Konya meselelerinin sahiplenilmesi, sorunlarının çözülmesi noktasında bir platform oluşturmuşlar. Son derece samimi her türlü kaygıdan, siyasi düşünceden arındırılmış bir platformdayız. Herkesin kendi siyasi düşüncesine sonuna kadar saygılıyız. Bunlar konuşulacaktır. Burada her fikri temsil eden farklı siyasi görüşlere mensup çok değerli üyelerimiz bulunuyor. Bu yapı demokratik sistemin vazgeçilmez unsurudur.

Son yıllarda Konya olarak siyasetçilerimize hak ettiği değeri veremediğimizi düşünüyorum. Siyaset kurumu ve siyasilerimiz aşırı derecede yıpratıldı. Halkı manipüle etmek isteyen güçler siyaset kurumunu yıpratmaya çalışıyor. Burada sivil toplumun görevleri devreye giriyor. Ecdadımızın bu topraklarda 15 bin vakıf müessesesi ile bir medeniyet kurduğunu hatırlayalım. Siyaset kurumuna yön veren böyle bir sivil oluşum dünyada eşi olmayan bir yapıdır. Kalkınma, sosyal yardımlaşma, kültürel kalkınma bu yolla sağlanmış, siyasete yön verilmiştir. Maalesef, Cumhuriyet tarihiyle başlayan süreçte ise sivil toplumun siyasete yeteri kadar dahil olamadığı bir gerçektir. Platformumuzun yapmak istediği budur. Asla, siyasetçilerimizi incitmek değil, şehir adına hatta Türkiye adına bir varlık ortaya koyarak ortak hedefleri güçlendirmek istiyoruz.

Bu toplantıda şehrimizin son 50 yıllık tarihindeki siyaset ağırlığını, varlığını tartışmak, ülke siyasetine yön verebilecek değerleri buradan çıkarmayı amaçlıyoruz. Ayrıca çok samimi olarak geçmişten günümüze Konya’yı bu günlere getiren bakanlarımızın kendi öz eleştirilerini yapmalarını arzu ediyoruz. Görevleri süresince yaptıkları ve yapmak istediklerini bizlerle paylaşmalarını arzu ediyoruz. Buradan açılacak pencerelerle Konya’nın güncel sorunlarına da bir bakış getirmeyi ümit ediyoruz. Bu yolla şehrimizin siyasi hafızasını tazelemeyi hedefliyoruz.”

‘HEDEFİMİZ KONYA VİZYONUNUN GELİŞTİRİLMESİ’

Sivil Toplum Platformu Derneği Yönetim kurulu üyesi Rıfat Ergan, “Derneğimizin ana misyonu şehrimizin vizyonunun geliştirilmesidir” diyor. Eski bakanları buluşturan toplantının tecrübelerin paylaşılması için güzel bir ortam olduğunu belirten Ergan, “Bu toplantı gelecek yıllarda şehre hizmet etmiş farklı gruplardan insanları toplamak konusunda güzel bir fikir verdi.”şeklinde konuşuyor. Konya'nın uzun vadeli stratejilerinin takip edilmesi için kişiler değil kurumlar ve işbirliğinin önemli olduğunu vurgulayan Rıfat Ergan, şunları kaydediyor: “Kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve şehrin büyük yatırımlar çekebilmesi için koordinasyon ve işbirliği sağlamak derneğimizin siyaset üstü duruşu katkı sağlayacaktır.”

Dernek Başkanı Erol Küçükbakırcı, “Şehre hizmet etmek, getirmek ve şehrimizin yatırım olanaklarının tanıtılmasını sağlamak konusunda bütün fırsatları değerlendirmeli ve hizmet konusunda kenetlenmeliyiz” diyor.

Dernek eski Başkanı Bestami İnan, bilimin ve ilmin gelişmesi için önemli faaliyetlerde bulunacaklarını dile getiriyor. Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının sayısının oldukça yüksek olduğunu aktaran İnan, “Vakıflar ve dernekler halkımız içir önemli faaliyetlerde bulunmaktadır. Sivil toplum ve devlet kuruluşları birlikte çalışmalıdır. Konyamız ve ülkemiz için fikir ve proje sunan insanları da aramızda görmek istiyoruz. Derneğimizin açılışında maddi ve manevi destek veren herkese teşekkür ediyorum” diye konuşuyor.

KONYA İÇİN İŞ-EL-GÖNÜL BİRLİĞİ YAPMALI, DAĞLARI AŞIRMALIYIZ

Teoman Rıza Güneri

54. Hükümet - Erbakan, Refahyol Hükümeti Devlet Bakanı

(28 Haziran 1996 - 30 Haziran 1997)

“Bu toplantıyı çok önemsiyorum. Burada hiçbir siyasi kalıpla ne iktidar ne de muhalefet olarak olaylara bakmıyoruz. Bakmamamız gerekiyor. Siyaseti hizmette bir bayrak yarışı olarak görmek gerekiyor. Siyaset, sadece rekabet olarak değerlendirildiği takdirde, her yeni gelen bir öncekinin yaptığını yıkmanın, kötülemenin peşine düşüyor. Buradaki oluşumun hizmet yolunda bir bayrak yarışı olarak devam etmesi Konya için hayırlı ve güzel olacaktır.

Konya son derece önemli bir kent. Dünya ve Türkiye için önemli. Konya, çok büyük bir medeniyete ev sahipliği ve başkentlik yapmış büyük bir şehirdir. Büyükşehir Belediyemizin yayınladığı Selçuklu Sultanları eserini hatırlatmak istiyorum. Bu eserde sultanların minyatürleri ve kısa hayat hikayeleri bulunuyor. Bu kitapta 17 Anadolu Selçuklu Sultanı’nın 243 yıl süren hakimiyeti anlatılıyor. Bu yüzyıllarda dünyanın en önemli olaylarına imza atılmış, haçlı seferleri geri püskürtülmüş. O tarihlerde haçlı saldırıları başarılı olmuş olsaydı bugün çok farklı bir dünyada yaşıyor olacaktık. Bugünkü Irak işgali, o günden olmuş olacaktı. Bugünkü hiçbir devlet yerinde olmayacak, ne Osmanlı, ne de Türkiye olurdu. O tarihlerde bu toprakları bize armağan eden bu sultanlara bence bu platform bir toplantısını Alaaddin Cami’nin avlusundaki Selçuklu sultanlarının kabirleri önünde bir defa daha yapsın, orada bir araya gelelim. Orada kendilerine minnetimizi duayla iletelim. Geçenlerde Genel Başkanımızın Konya ziyaretinde utandım. Bir kısım kümbetlerde isim varken bir kısmında yok. Medeniyetimizin temeli olan Konya’da tarihimize gereken önemi veremiyoruz.

Büyük bir medeniyetin yeşerdiği Konya, Mevlana hazretlerini çekmiştir. Hz. Mevlana burada yaşama ihtiyacı hissetmiştir. Dünya tarihinin en önemli 50 ilim merkezi medrese Konya sınırları içerisinde bulunuyordu. Buradan bütün dünyaya ilim yayılmış. Medeniyet altyapısı bu şekilde güçlü olan Konya’dan dünyaya ilim fışkırmıştır. Gelecekteki dünya medeniyetinde Konya’nın rolü son derece önemli ve büyüktür.

Bizler hepimiz Konya’nın meselelerine sahip çıkmalıyız. Kalkınmasını, gereken çalışmalarını, yatırımlarını yürütmeliyiz. Görevde olduğumuz günlerde bizimle sürekli bilgilerini paylaşan Haydar Koyuncu ağabeyimize ve bugün rahatsızlığı nedeniyle aramızda bulunamayan Vefa Tanır ağabeyimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Allah kendilerinden razı olsun. Haydar ağabeye Allah gani gani rahmet eylesin. Mehmet Keçeciler ağabeyimizde son saate kadar katılmasını bekliyorduk ancak bir yakınının önemli bir rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağını bildirdiler. Allah’tan şifa diliyoruz. Bu değerli ağabeylerimize selam gönderiyor saygılarımızı sunuyoruz.

Mehmet Keçeciler ağabeyimizden ‘üniter devlet yapımız’ ifadesini çok duyarız. Nedir? Merkezi yönetim demek. Peki bunun ideoloji şeklinde sahip çıkılacak bir yönü var mıdır? Efendim, işte başımızda bölünme tehlikeleri var, biz üniter devlet yapımıza sahip çıkmalıyız. Şimdi biz burada toplandık. ‘Konya’nın şu yatırımlara, teşviklere acil ihtiyacı var’ diyoruz. Ne yapacağız peki? Milletvekillerimiz diyecek ki, bürokratlara beraber gidelim, baskı yapalım. Kim o bürokrat? Kim? Ben Konya’dan vergimi toplamışım. Konya’nın yatırıma ihtiyacı var, Ankara’daki falanca bürokrat benim yatırım yapmama karar verecek. Hangisini önce yapacağıma karar verecek. Bu yapı yanlış. Bu yapı kökünden değişmek durumunda.

Bir kere Türkiye genelindeki gelir dağılımındaki adaletsizlik ve gelişmedeki dengesizliği hepimiz biliyoruz. Hepimiz dünyanın çeşitli ülkelerini gördük. Ben geçen ay İspanya’da bulundum. İspanya’da her bir noktada gelişmişlik eşit. Merak ettim nasıl oldu dedim. Dediler ki: otonom yönetim. 17 tane otonom yönetim var. Her bir yönetim yatırımcıya daha çok teşvik vermeye çalışıyor. Yatırımcıya vergi, arsa, bina verme konusunda her yönetim birbiriyle yarışıyor. Yatırımcı yer beğeniyor, her yer bundan faydalanıyor. Temelde hangi yatırımı Konya’ya yapacağımıza biz burada karar veriyor olsak problem yok. Biz ne yapacağız, dağı aşıracağız. Bu büyük yükü bu dağdan nasıl aşıracağız. Bugün bu toplantının konusu bu dağın nasıl aşılacağıdır. Aslında sistem baştan düzgün olsa, burada konuşulması gereken yatırımların öncelikleri olmalıydı. Bugün bu iş böyle değil. Bugün bakan da olsak, milletvekili de olsak Ankara’da bir kısım süzgeçleri geçmek öyle kolay bir şey değil. Bunları hep yaşayarak geldik. Bugün de bunlar halen yaşanıyor.

Bugün Konya’nın sadece Ankara yönündeki çift yolu bitti, ama Kayseri’nin bütün yönleri bitti. 5 senede bitti. Aksaray yolunda 33 kişinin öldüğü kaza oldu. Biz karar verseydik Aksaray yolunu yapmaz mıydık? Bir Mavi Tünel’i çoktan bitirmez miydik? Köyde bana soruyor amca: “Evladım, mavi tüneli yapacak mısınız?” Amca kaç yaşındasın diyorum. 80. Görecek misin? Bu devletin, merkez yönetimin ayırdığı ödeneklerle 20 yılda bitmez. Ödeneğin ayrılması yetecek mi? Hayır. Hızlı tren yatırımı için teşekkür ediyoruz. Bu sene bakıyoruz hızlı trenle ilgili halen bütçenin yüzde 15’i harcanmış. Senenin yarısına geldik. Biz buna da hakim olamıyoruz. Ne yapmamız lazım? İllaki gidip bakanı, bürokratı üzerine düşüreceğiz. Ne gereği var, biz kendimiz karar verelim. Sistem bu şekliyle bence değişmelidir. Bunun mücadelesini vermeliyiz. Geri bırakıldık. Biz ilkokula giderken Türkiye’nin 4. büyük nüfusuna sahip merkeziydik. Şimdi 8. sıraya geriledik. Neden diğer iller daha fazla nüfus artışı aldı. Çünkü biz yatırımlarda, sanayide geri kaldık. Evet çok gelişmiş yönlerimiz var ancak daha çok gelişmeliydik. Bunları aşmak nasıl olur? Bu platformda yeni bir vizyon geliştirmemiz lazım. Konya’nın şimdiye kadar tekrarladığımız yatırımlarını biliyoruz. Sivil havaalanı, teşvik, sulama yatırımları, tarım destekleri önemli ancak farklı bir vizyonu da geliştirmek zorundayız. Yeni şeyleri konuşmak durumundayız. Yeni bir Konya’yı, yeni bir turizmi-kültürü konuşmak durumundayız. Bu, ödev bir konudur diye düşünüyorum. Sadece siyasilerle değil, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, basından temsilcilerle hep birlikte bunlar çok iyi çalışılmalı ve bu vizyon geliştirilmeli. Yatırımlarda ihtiyaçlarımız belli. Dağı aşıracağız.

Kendi bakanlığımız döneminden kısa bir şekilde bahsetmiş olayım. Sayın Erbakan Konya milletvekili olarak başbakan olunca farklı bir misyonumuz olduğunu düşündük ve ondan da izin alarak bir büro kurarak Konya yatırımlarını takip etme kararı aldık. Tamam denildi. Ciddi bir danışma kadrosu kurduk. Devlet bakanlığının ayrıca bir kadrosu yoktu. Bize bazı kurumların genel müdürlükleri, Etibank, MTA gibi madenlerle ilgili kurumlar bağlıydı. Konya yatırımlarıyla ilgili kurduğumuz büroya çok önemli isimleri almıştık. Hem Konya’dan hem de bir kısım kurumlardan. Mevcut Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Hilmi Güler Bey, Etibank Genel Müdürümüz idi. Kemal Unakıtan Bey Başbakanlık danışmanıydı. Biz kendisiyle birlikte çalışıyorduk, ticareti geliştirme konusunda danışmanlığımızı yapıyordu. Kadromuz kuvvetli isimlerden müteşekkildi. Merhaba Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Arslan Bey, Konya yatırımlarından öncelikle sorumlu başdanışmanımızdı. Bu ofiste 24 saat çalışıyorduk. Neler yapıldı? Hemen her partiden bütün milletvekillerimize davette bulunduk. Dedik ki: Konya’ya yapılacak yatırımlarda önceliklerimizi belirleyelim ve birlikte hareket edelim. Yaptığımız periyodik toplantılara bütün milletvekillerimiz, valimiz, Büyükşehir ve diğer belediye başkanlarımız sürekli katıldılar, önemli bir adım atılmış oldu. Çok geniş katılımlı iki defa Konya’da toplantı yaptık. Bu toplantılara belediye başkanları, milletvekilleri, bölge müdürlükleri il müdürleri, il genel ve belediye meclisi üyeleri, Konya’nın eşrafı ve sivil toplum kuruluşları başkanları bir araya geldi. Konya’nın yatırımdaki önceliklerini bu toplantılarda müzakere ettik. Sonra bunları Ankara’da ilgili bakanlıklara yazıyla başbakan adına müsteşar Atilla Koç imzasıyla gönderdik. Bu yazıyla 1997 yılı bütçesine gerekli ödeneklerin koyulmasını rica ettik. Bütün bakanlıklara bu yazı yazıldı, beklemeye başladık. Keşke öyle yapmasaydık. Çünkü, yazının hiçbir geçerliliği yokmuş. Başbakan desin, kim derse desin yok! Baktık ki olmuyor. Arıyoruz, soruyoruz bir hareket yok. En sonunda yazı gönderdiğimiz bakanlıkların tek tek kapısını çaldık, masalarına oturduk. Talimatlarını orada verdirdik. Başka çare yok. Fakat bir yönü daha varmış. Yatırımı bakanlık kabul etse dahi yetiyor mu? Yetmiyormuş. Ne lazım Devlet Planlama Teşkilatı’ndan geçecek. Oradaki bir uzman ben bunu uygun görmüyorum derse bitti. DPT başkanını aradık. Ulaşamıyoruz. Makamında olduğu bir zaman gittik. Başbakanın talimatı var bu yatırımla olacak dedik. Konya ortalamada bütçede ayrılan yatırım sıralamasında 20. iken 10. sıraya çıkarttık.

Önemli bir hatırayla tamamlayayım. Konya’nın o tarihlerde acil yatırımları, mavi tünel, doğalgaz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Halil Ürün Bey ve valimizi Ankara’ya davet ettik. Birlikte enerji bakanlığında üst üste toplantılar yaptık. Recai Kutan Bey Enerji Bakanı. Orada doğalgazla ilgili müsteşar, genel müdürler bulunuyor. Dedik ki: Konya doğalgaz projesi ne durumda? Aynen cevap şu: Doğalgazla ilgili hiçbir kayıtta Konya’nın bir kelime bile adı geçmiyor. Nasıl olur? Konya’da bütün siyasiler doğalgazdan bahseder, nasıl geçmez? Bütün kayıtlar meydanda Konya bir satır geçmiyor. Derhal şu andan itibaren programa alınacak denildi. İran’la doğalgaz anlaşması yapılmıştı. En uygun doğalgaz hattı belirlenecek denildi, bir hafta sonra karar verildi. İhale hazırlığı başlatıldı.

Gelelim Mavi Tünel’e. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Prof. Dr. Doğan Altınbilek o zaman. Aynı toplantıyı orada yaptık. Genel Müdür, “Ben Mavi Tünel’e inanmıyorum” dedi. Konya’nın en büyük yatırımına DSİ genel müdürü inanmıyor, biz hangi köye gitsek bize Mavi Tünel soruluyor. Aynı kararlılıkla dedik ki: Bu yapılacak. Hiçbir proje yok denildi. Konya Bölge Müdürlüğü’ne soruldu, bir kısım taslaklar bulundu. Derhal projeler tamamlanacak, gece gündüz çalışılacak bir ay sonra bitecek dedik. Bakanlığımızın üçüncü dördüncü ayında yeni yeni işleri öğrendik yapıyoruz. Bu açıdan bayrak yarışı, bıraktığımız yerden devam edilmesi önemli. Bu iş hükümetin son günlerine kadar uzadı. Hükümete 28 Şubat baskısı devam ediyordu. Bir gece Mustafa Arslan Beyle birlikte çalışırken DSİ Genel Müdürü beni aradı. İhale ilanını resmi gazeteye gönderdiğini söyledi. Teşekkür ettim, gönderilen metni faksla istedim. Metin geldi önümüze. Ben ilanı incelerken Mustafa Beye resmi gazeteye yazılan yazıya bakmasını söyledim. Dedi ki: Sayın Bakanım burada bir anormallik var. Nedir? Orada demiş ki 15 gün sonraki nüshada yayınlanmak üzere. Hükümette gitti gidecek ya. İnanmadığı proje. Onu fark ettik. Derhal müsteşarı aradım. Bu durumun hakaret olduğunu söyledim. Yarın düzeltelim dediler. Bu gece hallolacak dedim. Resmi Gazete müdürünü aradım. Basıldı efendim dedi. Derhal imha ediyorsun dedim. Resmi gazeteyi imha ettirdim. Gece saat 22.00’de yarın ki nüshada basılmak üzere yeni yazı gönderildi. Gece saat 01.00’de resmi gazetenin yenisi basılarak bize getirildi.

O dönem Konya’da belediyenin kültür merkezi vesaire yatırımları ihtiyacı var. Kaynaklar sınırlı, çok fazla kaynak yok. Peki ne yapalım? Bir sürü hazine arsası var. O zaman Karatay Belediye Başkanı Mustafa Özkafa Bey aradı dedi ki: Çeşitli yatırımlar için ayrılan araziler ölü yatırım duruyor, bunları acaba belediyelere alabilir miyiz? Dedim ki: Siz ihtiyaç olan arazilerin hepsinin listesini yapın Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Bey’le beraber gelin. Maliye Bakanı Abdüllatif Şener Bey’den randevu aldım. Birlikte makamına oturduk. Dedim ki: Bugün bu arsalar Konya belediyelerine geçmeden ben bu odadan çıkmıyorum. Önce şaka zannetti. Bu işler aylar sürer dedi. Bir sürü prosedürü vardır dedi. Hiçbir şey dinlemiyorum dedim. Bugün bitecek dedim. Halil Bey takipçisi oldu, o gün bütün istediklerimizi aldık.

İşte dağ ancak bu şekilde aşılıyor. El birliğiyle, ne yapacağımızı bilmek ve zorlamakla oluyor. Bugün biz Konya için hükümetin yanındayız. Elbirliği, gönül birliğiyle bütün desteğimizle yanındayız. İnşallah Konya layık olduğu yere ulaşır diyorum.” 

GÜVEN VE AHENK İÇİNDE GELECEĞİMİZİ KURMALIYIZ

Sami Güçlü

Tarım ve Köyişleri Bakanı

58. Hükümet - Gül Hükümeti

“Ülkemizle ilgili bir tespitle başlamak istiyorum. Türkiye gerçekten çok önemli bir ülke. Buna dair hepimizin çok farklı gözlemleri vardır. Benim de görev aldığım dönem içerisinde şahit olduğum birkaç hususu anlatarak başlayacağım. 2005 Mart’ında bir Tunus ziyaretinde Başbakan ve bakan arkadaşlarımızla birlikte bulunduk. Bu görüşmelerde geçen bir anekdot var. Tunus’un dışişleri bakanı bir arap entelektüeli. Kitapları, üniversitede hocalığı, kürsüleri olan bir insan. Diyor ki: Bizler batılı bilim adamlarının şu sorusuna cevap veremedik. İslam dünyası niçin kalkınmıyor. Acaba İslam düşüncesinde gelişmeyi kalkınmayı engelleyen bir unsur mu var? Bundan dolayı mı kalkınmıyor. Yoksa başka faktörler mi var. Niçin kalkınmıyor? Biz bunun düşüncemizden kaynaklanmadığını anlatıyoruz ancak bir örnek istendiği zaman veremiyoruz. İslam kültür coğrafyasının ülkeleri olarak biz Türkiye’ye böyle bakıyoruz. 50 yıldır veremediğimiz cevabın kaynağını Türkiye’den bekliyoruz. Türkiye’deki gelişmeleri böyle takip ediyoruz.

2004 yılı Temmuz’unda şu anda İsrail’in Başbakanı olan Olmert, o zaman başbakan yardımcısı olarak Türkiye’ye geldi. Ancak Türkiye’ye gelmeden kısa bir süre önce İsrail, Filistin’e karşı çok sert bir müdahalede bulundu. Başbakan Erdoğan, İsrail’e karşı çok sert açıklamalar yaptı. Orantısız güç kullanımını, devlet terörünü vurguladı. Bu açıklamanın ardından Türkiye İsrail ilişkilerinde bir belirsizlik doğdu. Türkiye ile İsrail arasında 2. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Mutabakat Zaptı imzalanacaktı. Başbakan randevu vermedi. Randevu alma konusunda müthiş gayret gösterdiler.  Anlaşmaya Türkiye adına biz, İsrail adına da Başbakan Kıdemli Yardımcısı ve Sanayi, Ticaret, Çalışma ve İletişim Bakanı Ehud Olmert imza koyacaktı. Türkiye’yi çok önemsediklerine şahit olduk. Politik her şeyi bir kenara koyup ısrarla Başbakan’dan randevu almak istemeleri Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunun kanıtıdır. 

2007 yılında Bakü’de Türk Kurultayı oldu. Bu kurultay 2006 Antalya’dan önce 6-7 yıl kadar uzun bir süre boşluk yaşadı. Bakü’deki kurultay Türkiye’nin dışındaki ilk kurultay idi. Bu Azerbaycan için zor bir karardı ancak Aliyev bir karar ortaya koydu orada yapmayı göze aldı. Yaptı, bütün Türk dünyasından davetliler geldi. Kurultaya katılan Türkiye Başbakanı Türk dünyasının bir siyasi lideri gibi algılandı. Bir eleştiri olarak ifade edeyim. Biz Türk dünyası konusunda iddialı tezleri ortaya koymuş değiliz. Düşünce olarak bu konuda çok fazla emek vermiş değiliz. Türk dünyası kültürü yönüyle düşünce olarak bir açılım sağlamış değiliz.

Türkiye önemli ve yönetilmesi zor bir ülke. Bu ülkeyle ilgili bir değerlendirmeye geçmek istiyorum. Evvela Türkiye, Cumhuriyet dönemi içerisinde çok önemli gelişmeler ortaya koydu. Ekonomik, teknolojik, eğitim ve refah açısından gelişmeler ortaya koydu. Bu gelişme yıllık 4.5 civarındadır. Bu çok yüksek bir gelişme hızı değil. Uzun dönemli gelişme hızı budur. Bu dönem içerisinde askeri darbeler oldu. Demokrasi bu dönem içerisinde oldukça çok müdahaleye maruz kaldı. Fakat Türkiye’nin bu uzun dönemli kalkınmasının yanında detay olarak baktığımızda Türkiye esas kalkınmasını belli dönemlerde sıçramalar şeklinde yaptı. Uzun dönemde 4.5 kalkınma Türkiye’ye iyi bir nefes aldırmazken, bazı dönemlerde ise ortalamanın üstünde bir kalkınma sergilenmiştir. 1933-38, 1950-57, 1963-69, 1983-88, 2002-2007 yılları arasında ortalamanın çok üzerinde performans sergilemiştir. Türkiye’nin zor bir ülke olduğuna AK Parti’yle ilgili hadisede, birkaç ana nokta üzerinde örnek vereyim. AK Parti 2001’de kuruldu. Kurulduğu gün kurucularına itiraz edildi. Bu konuda Anayasa Mahkemesi Erdoğan’ın kurucu üyeliğini düşürdü. 2002’de seçim oldu tekrar bir sorun çıktı ortaya bu sefer adaylığı düşürüldü. 2003-2004’te bir ihtilal hazırlığı olduğunu daha sonra öğrendik. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir askeri bildiri muhtıra oldu. Anayasa Mahkemesi’nin 367 şartı gündeme geldi. 14 Mart’ta ise kapatma davası. 2007’de seçim yapılmış, kamuoyunun yüzde 47’sinin desteğini alan merkeze kayan geniş bir sağ tabandan oy almış bir parti. Sağın radikallerini daha demokrat hale getirmiş. Siyasi temsilin, demokratik platformun içine çekmiş. İkinci bir husus, Türkiye’nin bölünme korkusunu siyasi olarak hafifletme rolü var. Ortak paydayı büyütme. Bu çok tartışılabilecek bir husus ama bu önemlidir. Böyle bir durumda iktidar partisine kapatma davası açılıyor. Bunları tespit olarak söylüyorum.

Böyle zor bir ülkede esas büyük problem: Bir güvensizlik var bu topraklarda. Bir büyük güvensizlik. Bu güvensizliğin çok uzun analizinin yapılması lazımdır. Kurumlar arasında var. Devletle millet arasında var. Toplumun kesimleri arasında var. Çok derinlerde beynimizin kıvrımları arasında bir güvensizlik var. Bu güvensizlik kurumlarımıza yansıyor. Siyasi partilerimize de intikal ediyor. Bir ipucu olarak şunu söylüyorum. Bunun temelinde çok büyük bir sorun olarak, 1. Dünya Savaşı’nda imparatorluğumuzu kaybettikten sonra geleceğimizi kurtarmak ve bu coğrafyada güçlü bir devlet olarak kalabilme konusunda çok büyük bir tercihte bulunduk. Bir farklı medeniyete geçme tezini ortaya attık. Bir medeniyetten başka bir medeniyete geçme çok kolay bir şey değildir. Bunun kültürel, tarihi, sosyolojik, psikolojik birçok derinlikleri var. Biz bunu tam halledemediğimiz için güvensizliğimizin kaynağı buralarda yatıyor. Dolayısıyla biz bu sorunu çözemiyoruz. Kim iktidara gelirse gelsin özellikle toplum kesimleri arasında sorunlar çıkıyor. Güvensizlik devam ediyor. Bu güvensizlik meselesi, partilerimizde de ülkeyi yönetme konusundaki bir program yarışı yerine, karşı tarafı adeta yok edilmesi gereken bir rakip gibi algılamaya yol açıyor. Şimdi düşünün bu son askeri müdahaleler dahil, siyasi partilerimiz kendi hayat alanlarını ülkeyi yönetme konusundaki esas temel amaçlarını ve fonksiyonlarını hayata geçirme konusunda hep beraber karşı çıkması gereken konulara karşı çıkamıyorlar. Bu güven eksikliğinden kaynaklanıyor. Halbuki bizim her birimizin ülkeyi yönetme konusunda programlarımız var. Millet tarafından tasdik edilen program bu ülkeyi yönetecek. Bu yolda rakiplerin olması, yenilenerek mücadeleyi sağlıyor. Rakibin varlığı önemli. Ama biz bu büyük güvensizlikten dolayı birbirimizi rakip değil de adeta yok edilmesi gereken bir unsur gibi görüyoruz. Her şeyi yapmak mübah düşüncesiyle başka bir kavram çıkıyor karşımıza. Böyle algılanıyor. Bunun mutlaka aşılması lazım. Bunun aşılması için de ilk önde sağ partilerin birbirlerine karşı çok toleranslı olması lazım. Birbirini iyi anlamak lazım. Bunun çok temel bir gerekçesi vardır. Sağ taban Türk toplumunun değerlerini yüceltmek güçlendirmek, onun hayata geçmesini sağlamak konusunda ortak ideallere sahiptir. Eksiktir, fazladır. Bazılarının ağırlık verdiği konular farklı olabilir. Sağ taban geçişlidir ve kendi seçmenimizin bazı konularda hassasiyetleri vardır. Dolayısıyla biz birbirimizin yok edeceği rakipler değiliz. Siyasi yelpazeye bu açıdan baktığımızda iktidar değişikliğinin bu alan içinde olmasının bir mahsuru yoktur. Hatta uçlarda bir değişiklik yerine daha dar bir alandaki değişiklik toplum bakımından da bir rahatsızlık doğurmaz. Bunu kendi aramızda yapmış değiliz.

Güvensizlik probleminden sonra bizim halletmemiz gereken, üzerinde durmamız gereken ikinci önemli konu toplumda, şehirlerde daha alt birimlerde bir ahenk sorunuyla karşı karşıyayız. Buradaki ahenk bir yönetim anlayışı itibariyle. Şimdi düşünün bir ülkeyi yönetiyoruz. Toplumdan çok yüksek bir destek alınmışsa ister istemez o toplumda bir ahenk oluşuyor. Siyasi iktidarla kurumlar arasında geçici de olsa bir ahenk oluşuyor. Bu hangi dönemde olursa olsun Türkiye’yi bir hamle dönemine götürüyor, ülkeyi hızlı ilerleme imkanına kavuşturuyor. Ülkeler için böyle, şehirler için böyle, işletmeler için böyle.

Bir başka üzerinde durulması gereken önemli husus: Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Çok önemli gelişmeler sağladık. Ekonomide ve eğitimde özellikle. Gelişmekte olduğu için temel sorunları bekleyen bir ülke. Bu ülkelerle ilgili önemli bir özel tanımlama var: ‘Kendi önceliklerini belirleyemezler, belirleseler bile bunu çözme konusunda sürekliliği üretemezler’ Türkiye’ye o kadar uygun düşüyor ki bu tanım. Önceliklerini belirleyemiyor. Belirlese bile bunu iktidarlar arasında devredip sürdüremiyor. Maalesef. Hatta aynı siyasi partinin hükümet değişikliklerinde bile kırılmalarla karşılaşılabiliyor. Bu gelişmekte olan bir ülke karakteriyle alakalı bir husustur. Önem verdiği konularda sürekliliği sağlayamıyor. İktidar değişiklikleri etkili oluyor. Mesela nükleer enerji konusu. Geçmişte çok önem verildiği zamanlar oldu. Hala nükleer enerji yasalarıyla meşgul olduğumuz bir halde beklemektedir.

Sözlerimi Konya’ya getirmek istiyorum. Türkiye içinde Konya. Elbette bütünün bir parçasıyız. Dolayısıyla bütüne ait olumsuzluklar bütün bünyemizde var. Az veya çok ama taşıyoruz. Pozitif özelliklerimiz de var. Anadolu’da ortak değerin en yoğun olduğu en bariz olduğu, Türk kamuoyunda bunun en öne çıktığı şehiriz. Milli ve manevi değerlere bağlılık konusunda Konya’nın başta olduğu bir liste sayarız. Bunun tarihi ve kültürel bir geçmişi var. Buradan beslendiği bir alan var. Hz. Mevlana’nın varlığı var. Hz. Mevlana’nın bir sözünü iki konuya delalet etmek üzere söylüyorum: “Aşka meyli olmayanın vay haline, o neye benzer? O kanadı kırık bir kuşa benzer” Yani kuş olmanın anlamı olmadığı bir duruma benzer. Gerek Türkiye gerekse Konya, aşka meyletmek yani bir ideale gönül vermek durumundadır ve iki kanata ihtiyacı vardır. Ahenge ihtiyacı vardır. Bu şehirde biz bu ahengi sağlama konusunda bir kısım sorunlarımız var. Detayına girmek istemiyorum. Bu bir iç kültür sorunudur. Bu şehrin iç sosyolojik bir sorunudur. Bunun üzerine herkesin emek vermesi lazım. İyiyi yeğlemek, doğruyu savunmak, güzeli arzulamak konusunda ‘ben’ konusunu geriye çekmek gerekir. İllaki ‘benim zamanımda, benim dönemimde, benim iktidarımda’ değil, ne zaman olursa olsun. Bu şehrin böyle bir sorunu var. Bunun daha dar muhitlerde, bilimsel çerçevede ele alınıp işlenmesi lazım. Kafalarımızda bunları giderecek sorunları çözmemiz lazım.

Güvenle ilgili konuyu bu şehirde Türkiye ortalamasından daha iyi halledebilirsek. Ahengi sağlayabilirsek, ve yine bir Mevlana’nın sözüyle ‘Emek ve gayret gösterirsek’ bizim, Türkiye pastasından da, yatırımlar pastasından da, esas Türkiye’nin temel siyasi kararlarında da payımız daha çok olacaktır. Ben Konya’nın sorununun yatırımlardan pay almaktan daha öte olduğunu düşünüyorum. Konya, sağ kesimi her zaman destekledi. Hatta bir dönem iktidar şansı olmayan bir partiyi de çok uzun bir süre destekledi. Bunu da bir meziyet olarak söylüyorum. Bir ideal için destekledi. Bunun faydasını ekonomik açıdan gördü. Bunun tahlilini uzun uzadıya yapmaya gerek yok. Biz Konya olarak kendi içimizde ahenk ve güvenden öte Türk siyasi hayatına daha çok katkı yapacak bir birlikteliği sergilemeliyiz. Siyasi karar mekanizmasına daha yüksek, daha etkili bir katkıda bulunmalıyız. Bu sadece aktif siyasetçilerin işi değildir. Buna katkıda bulunması gerekenleri bulmak, Konya’da bu anlamda kültürel birikimleri olanları olayın içerisine katmak ve daha özverili bir şekilde çalışmayı gerektirir. Madem ki Konya, milli ve manevi değerler bakımından bu kadar öne çıkan bir şehir. Bu dönemde de gelecek dönemde de siyasi kararlara katılmasını bu açıdan daha da dikkatli takip etmeliyiz. Bunu önemsiyorum.”              

KONYA’YA TEK ÇİVİ ÇAKANA DESTEĞİMİZ SONSUZ

Saffet Sert

Devlet Bakanı

46. Hükümet - 2. Özal Hükümeti (21 Aralık 1987 - 9 Kasım 1989)

 “Konyalılar olarak, şehrimizin sorunlarını böyle toplantılarda konuşmaya alışkın değildik. Bu toplantılarla Konya meselelerinin tartışılıp bir sonuca ulaşılmasını ümit ediyorum. Tavsiye niteliğinde bir takım kararlar alınıp gerekli yerlere iletilecektir.

Birtakım hadiselerin değişik kalıplara girerek gündemimizi meşgul ettiği bugünlerde, geniş tabanlı böyle bir toplantının yapılmış olması, her kesimden arkadaşımızın bu toplantıda bir araya gelmiş olması takdire şayan bir harekettir.

Konya’ya yatırımların gelmesi için bir takım süzgeçlerden geçilmesi gerekiyor. Sadece bakan olmak yatırımları getirmeye yetmiyor. Karar vericileri ikna etmek gerekiyor. Israrlı takip, çalışmak çok etkili olur. Siyasi partilerin tüzüklerinin birbirlerinden çok farklı olmadığını görürsünüz. Hizmetin getirilmesinde bir takım farklılıklar vardır. Öncelikler vardır.

Anavatan’ın ilk kurucu il başkanı olarak 1983’te milletvekili seçilmiştim. Bakanlık ve milletvekilliği görevimde mümkün mertebe Konya için yatırıma gelen hiç kimseyi çevirmemeye gayret ettim. Liyakat sahibi Konyalı hemşerilerimize önemli görevler verdik.

Devlet Bakanı olarak görev yaptığım dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı, Etibank Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve çimento sanayi bize bağlıydı. Çimento sanayinde özelleştirilme gündeme geldi. İlk özelleştirme Balıkesir’de yapıldı. İnsanımız devletin malının satılmasını kabullenemiyordu. Bize ‘vatan hainleri’ yazan pankartlar açılıyor, Fransızların topla tüfekle alamadıkları yerleri satmakla suçlanıyorduk. Zaman içinde bu aşıldı. Bugün özelleştirmeye itiraz edilmiyor. Konya’nın çimento fabrikası da bu süreçte özelleştirildi. Blok satış yapılıyordu. Konyalı hemşerilerimiz, fabrikanın halka da arz edilmesini istediler. Biz o zaman diğer çimento fabrikalarında uygulamadığımız sistemi Konya çimento fabrikasında uyguladık. Halka arz ile bir kısmını blok satış yapıldı, bir kısmını yatırımcılar aldılar. Aynı şekilde Seydişehir alüminyum tesislerinin de özelleştirilmesi gündemine gelmişti. Konya’nın menfaatini düşünerek buna karşı çıkmıştık.

Diyanet işleri başkanlığında 80 bin caminin 50 bininde imam kadrosu vardı. Turgut Özal’ın emriyle 25 bin imam kadrosu verildi. 2 senelik olarak 8 bin imam kadrosu daha tahsis edilerek toplam 33 bin imam görevlendirildi.”

Faruk Bal

Devlet Bakanı

57. Hükümet - 5. Ecevit Hükümeti (28 Mayıs 1999 - 18 Kasım 2002)

“Bizim görev yaptığımız dönem asrın felaketlerinden iki büyük deprem ve iki ekonomik krizin yaşandığı bir tarih dilimine denk gelmiştir. Türkiye uzun yıllar siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa sürüklenmiştir. Bizim dönemimize gelindiğinde geride 11 hükümet bırakılmış, koalisyonlardan kurtulamamış, üreten bir ülke değil, enflasyonla boğuşan bir ülke karşımıza çıkıyor. 1994 ekonomik ve 1998 siyasi krizleri dengeleri altüst etmiştir. 1999’a gelince üretemeyen bir ekonomi, kronik bir enflasyon, çözülemeyen işsizlik, verimli hale getirilemeyen bir finansal yapı ile karşı karşıyayız. Asıl sorun ise 4 yıl hiçbir kaleme tabi olmadan faaliyet gösteren bankalar olmuştur. Bakkal dükkanı açmak için bile birçok izin alınırken, o dönemde banka açmak için hiçbir düzenleme yok. O dönemde kurulan birçok banka hortumlama amacıyla kurulmuş, bankerlik yaparak yüksek faizler büyük paralar toparlamıştır. 1999 yılına gelince bankacılık sektörü çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. O dönemde ilk yapılan bankalar operasyonudur. Bu operasyon Türkiye finans yapısını sağlam bir yapıya oturtmuştur. Hortumlanan bankalar tasfiye edilmiştir. O dönemde Türkiye’nin cezaevlerine girilmiyordu. Cezaevleri yapılan operasyonlarla örgütlerin pençesinden kurtarıldı. Deprem döneminde bakanlığımızın yaptığı çalışmalarda Dünya Bankası Mükemmeliyet Ödülü’ne layık görüldük. O dönem şartlarında bundan kimsenin haberi yoktu.

Bizim döneminizde Türkiye’nin 2023 vizyonu için tüm kurum ve kuruluşlarla çalışma yapılması emri verildi. Planlamalar yapıldı. Ayrıca İstanbul’un fethinin 600. yılında yani 2053 yılında Türkiye’nin lider ülke olması için projeler yapılması kararlaştırıldı. Bütün kurum ve kuruluşların buna göre çalışması için bir hedef belirlendi.

Selçuklu devletinin varisleri olarak, dünya imparatorluğu kuran bir medeniyetin evlatları olarak yüzyıla bakabilen bir anlayış ile çalışmamız, niyet ve gayretlerimizi buna göre planlamamız gerekmektedir.

Hükümetin Konya’ya çakacağı her çivi için her olumlu hareketi destekleriz. Ülkeyi sanal krizlerle boğuşmaktan kurtarmaya çalışan, Türkiye’nin önünü açma gayreti gösteren, işsizliliği, gerçek sorunları çözmeye çalışan hükümetin her zaman yanında oluruz. Sorumlu siyaset anlayışımız bunu gerektiriyor.”

T.C.HÜKÜMETLERİNDE BAKANLIK YAPAN KONYA MİLLETVEKİLLERİ

MEHMET VEHBİ EFENDİ (ÇELİK)

Şer'iye Vekili (Diyanet Bakanı)

HADİM - 1862, Hasan - Müderris – Osmanlı Mebusan Meclisi 1. ve 4. Dönem, Konya 1. Dönem Konya Milletvekili - TBMM Başkanvekili - Şeriye Vekili. Ölümü: 9.12.1949

Görev yaptığı hükümet:
IV. İcra Vekilleri Heyeti (1922-07-12 / 1923-08-04)
Başbakan Hüseyin Rauf Bey (Orbay)  

MUSTAFA ŞEREF BEY (ÖZKAN)

İktisat Vekili (Ekonomi Bakanı)

BURDUR - 1884, Ahmet Hamdi - Paris Hukuk Fak. - Hukuk ve İktisat - Lozan Konferansında Müşavir, İstanbul Hukuk Mektebi Amme ve İdare Hukuku Müderrisi, Tic. ve Ziraat Vekaleti Müsteşarı, İtibarı Milli Bankası İdare Meclisi Üyesi - Osmanlı Mebusan Meclisi 3. Dönem Konya - II, III, IV, V. Dönem Burdur Milletvekili - Ticaret ve Ziraat Vekili - Bekâr. Ölümü: 10.9.1938

Görev yaptığı hükümetler:

6. ve 7. HÜKÜMET

SAFFET ARIKAN

Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı)

Milli Savunma Bakanı (12. Hükümet)

ERZİNCAN - 1887, Yusuf Ziya - Harp Akademisi - Fransızca, Almanca - Askerlik, Diplomasi - Yarbay, Moskova Ataşe Militeri, 1. Ordu Müfettişi, Berlin Büyükelçisi - II nci Dönem Kocaeli, III, IV, V, VI (İstifa: 3.8.1942) ve VIII inci Dönem Erzincan ve VII nci Dönem Konya Milletvekili - Eğitim ve Savunma Bakanı. Ölümü: 26.11.1947

Görev yaptığı hükümetler:

8. 9. 10. 12. HÜKÜMET

AHMET HULUSİ ALATAŞ

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili

BEYŞEHİR - 1882, Ahmet - Askeri Tıbbiye - Fransızca - İç Hastalıkları - Miralay Doktor, Askeri Tıbbıye Müdürü, İstanbul Liman İşleri İdare Meclis Reisi, Serbest Doktor, İzmir Belediye Başkanı - V (Ara Seçim), VI, VII. Dönem Aydın, VIII. Dönem Konya Milletvekili - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili - Evli, 2 Çocuk. Ölümü: 29.3.1964

Görev yaptığı hükümetler:

9. 10. 11. 12. 13. 14. HÜKÜMET

TEVFİK FİKRET SILAY

Adliye Vekili (Adalet Bakanı)

KONYA - 1890, Ali - Hukuk - Karaman İstinaf Mahkemesi Azası, II, III, IV, V, VI, VII ve VIII. Dönem Konya Milletvekili - TBMM Başkanvekili - Adalet Bakanı - Evli, 5 Çocuk. Ölümü : 20.4.1959

Görev yaptığı hükümetler:

10. 11. 12. HÜKÜMET

ALİ FUAT CEBESOY

Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı)

Ulaştırma Bakanı (14. Hükümet)

İSTANBUL - 1882, İsmail Fazıl - Harp Akademisi - Fransızca, Almanca - Askerlik ve Diplomasi - Korgeneral, Batı Cephesi Komutanı, Moskova Büyükelçisi - I, II. Dönem Ankara, IV, V, VI, VII, VIII. Dönem Konya, IX uncu Dönem Eskişehir, X, XI. Dönem İstanbul Milletvekili - TBMM Başkanvekili ve Başkanı, Nafıa, Münakalat Vekili - Bekar. Ölümü: 10.1.1968

Görev yaptığı hükümetler:

12. 13. 14. HÜKÜMET

ALİ RIZA TÜREL

Adliye Vekili (Adalet Bakanı)

SELANİK - 1899, Ahmet Lütfi - İstanbul Hukuk Fak., Paris Hukuk Fakültesi İhtisas - Fransızca - Hukuk - İzmir C. Müddei Umumisi Başmuavini - V, VI, VII, VIII. Dönem Konya Milletvekili - Adalet Bakanı - Bekar. Ölümü: 25.9.1960

Görev yaptığı hükümet:

14. HÜKÜMET

SADİ IRMAK

Başbakan (38. Hükümet)

Çalışma Bakanı

SEYDİŞEHİR - 1904, Sabri - İstanbul Üni. Hukuk Fak., Berlin Tıp Fak. - Almanca, Fransızca - Fizyoloji, Ord. Prof. Dr. - İstanbul ve Münih Üni. Ord. Prof. Dr., Fizyoloji Kürsüsü ve Atatürk Enstitüsü Başkanı - VII, VIII. Dönem Konya Milletvekili - C. S. Cumhurbaşkanınca Seçilen Üye (8.6.1974-8.6.1980) - Danışma Meclisi Konya Üyesi (15.10.1981-6.12.1983) - Danışma Meclisi Başkanı - Çalışma Bakanı, Başbakan - Evli, 2 Çocuk. Ölümü:11.11.1990

Görev yaptığı hükümetler:

14. 15. HÜKÜMET

HALİL ÖZYÖRÜK

Adalet Bakanı

İçişleri Bakanı

İZMİR - 1884, Mehmed - Ankara Hukuk Fakültesi - Hukuk - Adliye Müfettişi, Savcı, Trabzon İstinaf Mahkemesi Başkanı, Yargıtay 1. Başkanı - IX uncu Dönem İzmir, X, XI. Dönem Konya Milletvekili - Adalet ve İçişleri Bakanı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü : 28.2.1960

Görev yaptığı hükümetler:

19. 20. HÜKÜMET

EMİN FAHRETTİN ÖZDİLEK

Başbakan (25. Hükümet)

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Milli Savunma Bakanı

BURSA - 1898, M. Faik - Harp Okulu, Harp Akademisi - Askerlik - 1 inci Ordu Komutanı - Millî Birlik Komitesi Üyesi (27.5.1960 -25.10.1961) - Cumhuriyet Senatosu Tabii Üyesi (25.10.1961 - 12.9.1980) - Halkçı Parti Kurucu Üyesi, XVII. Dönem Konya Milletvekili - Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü : 13.3.1989

Görev yaptığı hükümetler:

24. 25. HÜKÜMET

MEHMET RÜŞTÜ ÖZAL

İmar ve İskan Bakanı

KONYA - 1915, Mustafa- İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi - Almanca, Az Fransızca - Su İşleri Yük. Mühendisi, Konya Nafıa Md., Konya Belediye Başkanı, Serbest Mühendis, Emekli Sandığı Müdürler Kurulu Üyesi - X.ve 1.(XII) Dönem Konya Milletvekilliği - K. M. Bakanlar Kurulu Üyesi (7.2.1961 - 15.10.1961) - İmar ve İskân Bakanı - Evli.

Görev yaptığı hükümet:

25. HÜKÜMET

HASAN DİNÇER

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Milli Savunma Bakanı

SANDIKLI - 1910, Osman - İstanbul Hukuk Fakültesi - Hukuk - Serbest Avukat , Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı, Bolvadın Ceza Yargıcı -VIII, 1, 3 üncü Dönem Afyonkarahisar, 2. Dönem Konya Milletvekili - Devlet, Milli Savunma , Adalet Bakanı - Evli, 2 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

27. 29. 30. 32. HÜKÜMET

MEHMET SEDAT ÇUMRALI

Adalet Bakanı

ÇUMRA - 1904, Hüseyin - Ankara Hukuk Fak. - Fransızca - Hukuk - Konya Ereğlisi C. Savcısı, Ankara Asliye Ceza ve Millî Korunma Hâkimi, Serbest Avukat - VII, VIII. Dönem Konya Milletvekili - C. S. Konya Üyesi (15.10.1961 - 6.4.1974) - Adalet Bakanı - Evli, 1 Çocuk. Ölümü : 6.4.1974

Görev yaptığı hükümet:

28. HÜKÜMET

İRFAN BARAN

Adalet Bakanı

KARAMAN - 1927, Muharrem Selahattin - İstanbul Üni. Hukuk Fakültesi - Az İngilizce, Fransızca - Hukuk - Serbest Avukat - 1 ve 3 üncü Dönem Konya Milletvekili - Adalet Bakanı - Evli, 1 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

29. HÜKÜMET

M. FARUK SÜKAN

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

İçişleri Bakanı

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı

KARAMAN - 1921, Mahmut Hamdi - İstanbul Tıp Fakültesi - Fransızca - Dahiliye Müt. - Serbest Tabip, Ereğli Belediye Başkanı - 1, 2, 3, 4 ve 5. Dönem Konya Milletvekili - Sağlık ve Sosyal Yardım, İçişleri, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli, 4 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

29. 30. 42. HÜKÜMET

HİDAYET AYDINER

Adalet Bakanı

HADIM - 1900, Abdulkadir - İstanbul Hukuk Fakültesi - Hukuk - Ankara 2 nci Asliye Hukuk Hakimi, Serbest Avukat - IX, X. Dönem Konya Milletvekili - C. S. Cumhurbaşkanınca Seçilen Üye (31.10.1961-9.6.1964), (7.6.1966-5.6.1972) - Adalet Bakanı - Evli, 2 Çocuk. Ölümü: 11.11.1973

Görev yaptığı hükümet:

30. HÜKÜMET

BAHRİ DAĞDAŞ

Tarım Bakanı

KARS - 1919, Şevket - İsviçre Yüksek Ziraat Müh. Okulu - Almanca - Ziraat Yüksek Mühendisi - Şeker Fabrikaları Zirai Planlama Uzmanı 2, 3, 4 üncü Dönem Konya, 5 inci Dönem Kars Milletvekili - Tarım Bakanı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü: 28.6.1984

Görev yaptığı hükümet:

30. HÜKÜMET

M. SADİ KOÇAŞ

Devlet Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı

ERMENEK - 1919, M. Sait - Harp Akademisi - İngilizce - Askerlik - Kurmay Albay, Londra Ataşemiliteri, MSB Yüksek İştiare Kurulu Üyesi - C. S. Cumhurbaşkanınca Seçilen Üye (7.7.1962-İstifa:22.10.1969) - 3 üncü Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli, 2 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

33. HÜKÜMET

SEZAİ ERGUN

Gençlik ve Spor Bakanı

AKŞEHİR - 1926, Hasan - Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü - Az İngilizce - Eğitim - Öğretmeni, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü Şube Müdürü - 3 üncü Dönem Konya Milletvekili - Gençlik ve Spor Bakanı - Evli, 2 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

33. HÜKÜMET

VEFA TANIR

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı

Bayındırlık Bakanı

Orman Bakanı

Milli Savunma Bakanı

ILGIN - 1927,İ. Hakkı - İstanbul Tıp Fakültesi - Fransızca - Ruh ve Sinir Hastalıkları - Başbakanlık Yüksek Müşaviri - Güven Partisi ve Doğru Yol Partisi Kurucu Üyesi - 1, 2, 3, 4, XVIII ve XIX uncu Dönem Konya Milletvekili - M. M. Başkanlık Divanı Katip Üyesi - Sağlık, Bayındırlık, Orman Bakanı - Evli, 2 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

36. 38. 39. 49. 51. 52. HÜKÜMET

NECMETTİN ERBAKAN

Başbakan (54. Hükümet)

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

SİNOP - 1926, Mehmet Sabriİ - İTÜ Makine Fakültesi, Almanya Aachen Tecniche Hockshule Doktora - Almanca, İngilizce - Makine Yük. Müh., Prof.Dr. - İTÜ Öğretim Üyesi, Türkiye Odalar Birliği Başkanı - III, IV, V ve XIX uncu Dönem Konya Milletvekiliİ - Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi , Rrefah Partisi Genel Başkanı - Devlet Bakanı ve Başbakan Yrd. - Evli, 3 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

37. 39. 41. HÜKÜMET

MUSTAFA ÜSTÜNDAĞ

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı

SEYDİŞEHİR - 1933,Hüseyin - Ankara Gazi Eğitim Ens., ABD Wisconsin Üni. Eğitim Fak. - İngilizce - Eğitim Yönetim Doktorası - Hacettepe Üni. İdari Bil. Fak. Öğretim Görevlisi - 3, 4 ve 5 inci Dönem Konya Milletvekili - Milli Eğitim ve Kültür Bakanı - Evli, 3 Çocuk. Ölümü: 30.6.1983

Görev yaptığı hükümetler:

37. 40. HÜKÜMET

AGAH OKTAY GÜNER

Ticaret Bakanı

Kültür Bakanı

BAYBURT - 1937, Fikri - Ankara Üni.Hukuk Fakültesi, Fransa' da Doktora - Fransızca - İktisat Doktoru - DPT Uzmanı ve Şube Müdürü, Ankara Ticaret Odası Genel Sekreteri, Ticaret Bakanlığı Müsteşarı, AİTİA Öğretim Üyesi - 5 inci Dönem Konya Milletvekili - Ticaret Bakanı - Evli, 3 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

41. 53. HÜKÜMET

ABDULLAH TENEKECİ

Devlet Bakanı

Gençlik ve Spor Bakanı

KONYA - 1926, Tahir - Kara Harp Okulu, Hava Harp Akademisi - İngilizce - Askerlik - Hava Kuvvetleri Komutanlığı Generali - Anavatan Partisi Kurucu Üyesi - XVII ve XVIII inci Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli, 3 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

45. 46. HÜKÜMET

SAFFET SERT

Devlet Bakanı

ORHANİYE - 1948, A. Osman - İTÜ Müh. Mim. Fak. - İngilizce - İnşaat Müh. - Konya YSE Müdürü - Serbest İnşaat Mühendisi ve Müteahhiti - XVII ve XVIII inci Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli, 3 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

46. HÜKÜMET

MEHMET KEÇECİLER

Devlet Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

KONYA - 1944, Mehmet Emin - Konya Yük. İslam Ens., Ankara SBF, Paris Uluslararası Amme İdaresi Ens., Üni. Paris II. Master - Fransızca, Az Arapça, Farsça - Kamu Yön., İdare - Kaymakam, Konya Belediye Bşk., - Anavatan Partisi Kurucu Üyesi - XVIII ve XIX uncu Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli, 4 Çocuk.

Görev yaptığı hükümetler:

47. 53. 57. HÜKÜMET

ALİ TALİP ÖZDEMİR

Devlet Bakanı

Çevre Bakanı

KONYA EREĞLİ - 1953, Hüsnü - ADMMA Mak.Müh.Bl. - İngilizce - Tekstil Makineleri, Sanayi Bakanlığı Demir Çelik Uzmanı - Konya Ereğli Belediye Bşk., Konya Belediyeler Birliği ve Avrupa Konseyi Belediyeler Birliği Üyesi - XVIII inci Dönem Konya Milletvekili - Devlet Bakanı - Evli.

Görev yaptığı hükümetler:

48. 53. HÜKÜMET

TEOMAN RIZA GÜNERİ

Devlet Bakanı

KONYA - 1960, Ali, Ayten - İTÜ Sakarya Mühendislik Fakültesi Makina Bölümü - Orta İngilizce - Makina Mühendisi - İnşaat Müteahhidi, Merhaba Gazetesi Genel Müdürü, KON TV Yönetim Kurulu Üyesi - XX nci Dönem Konya Milletvekili - Devlet Eski Bakanı - Evli, 3 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

54. HÜKÜMET

FARUK BAL

Devlet Bakanı

ARGITHANI - 1950, Ramazan, Zeynep - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi - İngilizce - Hakim - Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü, Ankara Hakimi - XXI. ve XXIII. Dönem Konya Milletvekilli. TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı - Evli, 3 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

57. HÜKÜMET

Sami GÜÇLÜ 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

KONYA - 1950, Hasan - Esmehan - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, İngilizce - Prof. Dr., Başbakanlık Başmüşaviri, İTÜ Sakarya Üniversitesi Senato Üyesi - AK Parti Kurucu Üye - XXII., XXIII. Dönem Konya Milletvekiliği - Evli, 4 Çocuk.

Görev yaptığı hükümet:

58. HÜKÜMET 

© Özel Rapor 'Basın Meslek İlkeleri'ne uymaya söz vermiştir. İletişim Bilgileri: Musa Kirazgiller GSM: 0.537 609 13 58 E-posta: musakirazgiller@hotmail.com