|
Konya
Gazeteciler Cemiyeti Dergisi
Haziran 2008
Konya’ya özel ‘savunma sanayi stratejisi’ oluşturulmalı
Geçtiğimiz yıl Konya’da yapılan ‘Savunma sanayi yatırımları ve işbirliklerinin geliştirilmesi’ konferansı büyük ses getirmişti. Konya’da savunma sanayine yönelik bin 500 firmanın üretim yaptığı, bu potansiyelin mutlaka değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştı. Ardından sanayiciler Aselsan ve Roketsan’a gezi düzenledi. Konyalı sanayiciler, savunma sanayi alanında neler yapabileceklerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Selçuk Üniversitesi ise bu girişimlere destek vererek Alaaddin Keykubat Yerleşkesi'ne yaptırılan Teknokent Ek Binası'na savunma sanayi alanı oluşturdu. Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fatih Botsalı, savunma sanayi konusunda Ar-Ge çalışması yapan firmalara kendi iş yerlerini inşa edebilecekleri arazi tahsis edilecekleri müjdesini verdi. İlk kıvılcımı çakan Konya Milletvekili Mustafa Kabakçı’nın bu konudaki girişimleri artarak devam ediyor. Son olarak Konya Ticaret Odası tarafından hazırlanan Savunma Sanayi Raporu, konunun önemini bütün detaylarıyla ortaya koymuş oldu. Bu aşamada, şimdiye kadar ki girişimlerin takipçisi olunması ve Konya’ya özel ‘savunma sanayi stratejisi’ oluşturulması gerekiyor. Bu stratejinin, sözde kalmayıp icraata geçirilmesinde resmi-özel bütün kurum ve kuruluşlara büyük görevler düşüyor.
Geçtiğimiz ay Anadolu Ajansı tarafından yayınlanan ‘Rakamlarla Türk Savunma Sanayi’ başlıklı çalışma konunun ehemmiyetine binaen önemli bilgiler içeriyor.
ABD’nin 1974’ten sonra Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunun zorladığı koşullar, ilerleyen yıllarda Türk savunma sanayinin temellerini oluşturdu. (1) Başta kendi ihtiyaçlarımız için kurulan Türk savunma sanayi kuruluşları, 1990′lı yıllardan itibaren de ihracatçı bir konumuna kavuştu. İsabetle sürdürülen politika çerçevesinde, bugün savunma sanayindeki yerli firma sayısı 200′ü geçmiş durumda ve bu firmaların yıllık cirosu 3-4 milyar dolar civarında bulunmakta. Başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından hazırlanan yeni stratejik planda, NATO savunma projelerinde Türk savunma sanayinin halen yüzde 4 olan payının, 2011 yılı sonuna kadar yüzde 20′ye çıkarılması hedeflenmekte. Bu kapsamda NATO içinde savunma projelerinde yerli sanayinin payının artırılmasına yönelik çalışmalara, Türk savunma sanayi ve ilgili kuruluşların katılımı sağlanacak. SSM’nin 2007-2011 yıllarını kapsayan dönemdeki hedefleri doğrultusunda, Türkiye’nin savunma yatırımlarındaki etkinliğinin arttırılmasının yanı sıra üyesi bulunduğu NATO’ya verdiği savunma katkı payının da artırılması gündemde.
Uzun yıllar bütçesinin büyük bir bölümünü savunma harcamalarına ayıran Türkiye, Avrupa’da silahlı kuvvetler mevcudu açısından birinci sırada yer alıyor. Türkiye, dünyanın sayılı ordularından birisine sahip bulunuyor. Osmanlı Devleti’nin ihtişamlı günlerinden günümüze kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), ortalama 9,9 milyar dolar savunma harcamasıyla Avrupa ülkeleri arasında 5. sırada yer alıyor. Avrupa’da en çok savunma harcamasını İngiltere yapıyor. Türkiye, Orta Doğu ülkeleri arasında savunma harcamaları açısından dördüncü sırada bulunuyor. Orta Doğu’daki en yüksek savunma harcamasını ise İran yapıyor.
Savunma sanayi verilerine göre ülkemizin yıllık ihracatının 2010 yılında 1.5 milyar dolar seviyesine ulaşması tahmin ediliyor. Ülkemiz bu alandaki ihracat pazarını Orta Doğu’dan, Afrika’ya Avrupa’dan da Uzak Doğu’ya doğru kaydırıyor. Türkiye sınırları içinde, kara ve hava araçlarında 7, deniz araçlarında 4, roket-füze alanında 7, elektronik askeri yazılımda 15 ve bilişim alanında 7 şirket, üretim ve ar-ge çalışmaları yapıyor.
Hızla değişen dünya düzeni ve dengelerinin sonucu olarak Türkiye’de mümkün olabildiğince bağımsız ve modern bir savunma sanayi oluşturulması zorunluluk arz ediyor. Bu amaca ulaşmak için gerek Savunma Sanayi Müsteşarlığı gerekse savunma sanayi alanında faaliyet gösteren yerli firmalar büyük bir gayretle çalışmalarını sürdürüyorlar.
Türkiye’nin savunma sanayi tedarik ihtiyacını karşılama noktasında pek çok önemli unsuru bünyesinde barındıran Konya, bu sektörde ihracat yapabilecek her türlü alt yapıya da sahip bir kent özelliği taşıyor. Konya Ticaret Odası tarafından hazırlanan Savunma Sanayi Raporu bu konuya ışık tutuyor.
Savunma sanayi yönüyle potansiyeli bulunan ve bu yönde teşvik edilmesi gereken iller arasında Konya ilk sırada yer alıyor. Konya, Türkiye merkezli konumu, farklı alanlarda faaliyet gösteren KOBİ'leriyle, savunma sanayinin vazgeçilmezi olan yedek parçaları üretecek ve bir 'savunma üssü' haline gelebilecek potansiyele sahip olarak dikkat çekiyor. Deprem riski en düşük iller arasında yer alan, faaliyete geçecek hızlı tren ile çevre illerle bağlantısı daha kısa sürede gerçekleşecek olan, planlanan sivil havaalanı ve duble yollarının tamamlanması ile ulaşımda önemli gelişme gösterecek Konya, yatırımlar açısından gelecekte cazip yerler arasında gösteriliyor. Bugün 80 değişik alanda üretimin yapılan Konya sanayisinde, otomotiv yan sanayi, ziraat alet makineleri, makine sanayi, döküm sanayi, kağıt ve ambalaj sanayi, sondaj boru ve sulama sistemleri, plastik kimya sanayi, değirmen makineleri, gıda sanayi, mobilya ve orman ürünleri sektörlerinde yüzlerce firma faaliyet gösteriyor. Özellikle son 10 yılda teknolojik gelişmelere bağlı olarak CNC tezgahı yatırımına önemli kaynaklar ayrılan Konya'da, 5 bin civarında tezgahta üretim yapılıyor. Önemli bölümü dünyanın teknolojik olarak ilerlemiş ülkelerinden ithal edilen bu tezgahlar, silah yedek parçalarını üretebilecek donanıma sahip oldukları için savunma sanayi açısından büyük önem taşıyor.
Konya'da savunma sanayi açısından potansiyel arz eden 3 temel sektör: otomotiv yan sanayi, makine ve döküm sanayi olarak öne çıkıyor. Konya'da otomotiv yan sanayi imalat sektöründe 496, makine imalat sektöründe 559 ve döküm sanayinde de 450 firma faaliyet gösteriyor. Konya'da otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren yaklaşık bin firma bulunuyor. Bu firmalardan 300-350'si uluslararası rekabet pazarlarında ihracat yapan ve teknolojik olarak ileri orijinal parça üreticisi firmalara yönelik fason üretim yapıyor. Mercedes, Ford gibi dünya devlerinin yanı sıra Almanların leopar tanklarına bile parça üreten sektörde kapasite kullanım oranı yüzde 80 civarında gerçekleşiyor. Konya otomotiv yan sanayi, savunma sanayi için gerekli olan yedek parçaları üretebilecek potansiyele sahip bulunuyor. Konya'da metal işleme sanayinde ise kapasite kullanımı yüzde 60 seviyesinde. Savunma sanayi açısından önem taşıyan diğer bir sektör olan döküm sanayinde, yaklaşık 150 bin ton üretim kapasitesi ile tek başına Konya, Türkiye'nin toplam döküm üretiminin yüzde 12'sini karşılıyor.
Konya'nın bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda savunma sanayi açısından teşvik edilmesi, firmaların bilgilendirilmesi, her şeyden önemlisi bir ‘savunma sanayi stratejisi’ oluşturulması büyük önem taşıyor. Tüm ilgili ve yetkilileri göreve davet ediyoruz.
DİPNOT:
(1) ABD silah ambargosu: 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra ABD hükûmeti ABD'deki Rum lobisinin etkisiyle Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'taki askerleri geri çekmesini talep etti. Bu talebin kabul edilmemesi üzerine ABD hükûmeti Türkiye'ye yaptığı bütün silah yardımını askıya aldı. Bu silah ambargosu 1978 yılında ABD Kongresi'nin bir kararıyla kaldırıldı. Ambargonun kaldırılmasına rağmen ancak 1980 yılında Türkiye'ye yapılan silah yardımı 1974 öncesindeki düzeye ulaşabildi. Bu Silah ambargosu nedeniyle Türkiye'de ABD'ye bağımlı olan silah ihtiyacı gözden geçirildi ve Türk Savunma Sanayinin kurulmasına karar verildi. Birçok önemli Türk Savunma Sanayi firması bu dönemde kurulmuştur. (Aselsan, Roketsan, vb.)
|