|
Yeni
Konya 20 Mayıs 2008
Dünya ölçeğinde bir şahsiyet: Sadreddin-i Konevi
Dünyada ilk kez
düzenlenen 1. Uluslararası Sadreddin-i Konevi Sempozyumu bugün
başlayacak. Sempozyuma yurt dışından ve yurt içinden 39 akademisyen
katılıyor. Sempozyumun ilk gününde 3 oturumda 14, ikinci gün 4
oturumda ise 18 tebliğ sunulacak. Sempozyuma İngiltere, Azerbaycan,
Fransa, İran, Suriye ve Cezayir’den 7, ülkemizin farklı
üniversitelerinden de 32 bilim insanı katılıyor.
Meram Belediyesi,
Hz. Mevlana ile aynı dönemde yaşayan fakat yeterince tanınmayan
Sadreddin Konevi hazretlerinin daha iyi tanınması ve eserlerinin gün
yüzüne çıkarılması için Meram Belediyesi Konevi Araştırma Merkezi (MEBKAM)’ı
Ocak 2007’de kurmuştu. Belediye Meclisi’nde kabul edilen yönetmelik
doğrultusunda araştırmalarını sürdüren MEBKAM’ın başkanlığını
Belediye Meclis Üyesi Hüsamettin Sönmez yapıyor. Yönetim Kurulu’nda
ise Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı
Başkanı Prof. Dr. Dilaver Gürer, Bekir Şahin, Doç. Dr. Mustafa
Küçükaşçı ve Emin Tekpınar yer alıyor. MEBKAM Sekreteryası, Meram
Belediyesi Kadın Meclisi’nde faaliyet gösteriyor.
Geçtiğimiz yıl
merkezin ilk etkinliği olan “İlim ve Kültür Hayatımızda Sadreddin
Konevi” konulu ulusal düzeydeki panel büyük ses getirmişti. Panele
konuşmacı olarak Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Yrd. Dr. Ekrem Demirli
ve Doç. Dr. Dilaver Gürer katılmıştı. MEBKAM, geçen yıl üç adet
kitap yayınladı. Sadreddin-i Konevi hazretlerinin hayatını konu alan
Yrd. Doç. Dr. Ekrem Demirli’nin kitabının ardından, Konevi’ye özel
bir bölüm ayrılan Meram Kitabı ve son olarak “Fusûsu’l-Hikem ve
Mesnevî’de Peygamber Öyküleri” kitabını yayınladı. Bu eserde Hz.
Mevlana ve İbn-i Arabi’nin eserlerindeki peygamber kıssaları ele
alınıyor.
Bugün başlayacak
sempozyum öncesinde Sadreddin-i Konevi’yi daha yakından tanımak
gerekiyor. Başkan Tuzcuoğlu’nun ifadesiyle Konevi, ‘dünya ölçeğinde
bir şahsiyet’ olma özelliği taşıyor. Konevi, insanın; var oluş,
Allah ve kainat hakkındaki sorularına akıl, vahiy, bilgi ve keşifle
ışık tutan büyük bir değer olarak keşfedilmeyi bekliyor. MEBKAM
Başkanı Hüsamettin Sönmez’in, Konevi ile ilgili uluslararası düzeyde
bir platform oluşturmak hedefi bizi ümitlendiriyor. Bu güzel yolda,
tüm kurum ve kuruluşlarıyla Konya’nın kendisine destek olması
gerekiyor. Doç. Dr. Dilaver Gürer’in ifadesiyle, Osmanlı
Medeniyeti’ni ilmi yönden birinci dereceden etkileyen bir şahıs
olarak Konevi’nin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. Bu noktada
herkese büyük görevler düşüyor.
Sadreddîn Konevî,
üvey babası İbn ‘Arabî'nin talebesi olmuş, ilimleri ve marifetleri ondan
almış. (1) İbn ‘Arabî’nin vefatından sonra, halîfesi olup makamına
oturmuş, onun bilgilerini ve hikmetlerini yayma işini
gerçekleştirmiş. Konevî, gerek müstakil, gerekse İbn ‘Arabî'nin kitaplarına şerh olarak, bir çok eser telif etmiş. Bunlar;
tasavvuf, ahlâk, metafizik gibi ilim ve disiplinler başta olmak
üzere, geniş bir alana yayılmış. Konevî'nin görüşlerinin ve
îzahlarının odak noktasını; Allah'ın zâtı, isimleri ve sıfatlarıyla
ilgili bilgiler oluşturuyor. Delillerini, daha çok Kur'ân âyetleri,
hadisler ve bazen de önceki sûfîlerin sözlerinden çıkarıyor. İtiraf
etmek gerekir ki, Konevi’nin dilinin ağırlığı ve kendine has
terminolojisi sebebiyle, eserlerinin anlaşılması ve onlardan
istifade edilmesi oldukça zordur.
Konevi, Anadolu'da
yetişen büyük sûfîlerden birisidir. Maalesef, hayatıyla ilgili
bilgiler çok kısıtlıdır. Şimdiye kadar Mevlevî kaynaklarında bulunan
bilgilerden istifade edilmiştir. Konevî'nin eserlerine dair bir
makale yazan Osman Ergin ile onun felsefî görüşlerini inceleyen
Nihat Keklik, bu konudaki kaynakların başında geliyor.
Konevî'nin tam adı,
Ebü'l-Me‘âlî Muhammed b. İshâk olarak biliniyor. Malatya’da doğan
Konevi’nin bir iki yıllık fark ihtimaliyle 1209-1274 tarihleri
arasında yaşadığı kabul ediliyor. Kaynaklarda babası Mecdeddîn
İshâk, Selçuklu sarayında elçilik görevlerinde bulunmuş bir ilim ve
devlet adamı olarak biliniyor. Sarayda şehzâdelere ve sultanlara
hocalık yaptığı anlatılıyor. İyi imkanlara sahip olan Konevi, ciddi
bir eğitim alıyor. Henüz 17 yaşında iken, Malatya'da “İskenderânî”
diye meşhur olan Kemâleddîn Ali b. Muhammed'den bir çok mühim eseri
okuyor.
Sadreddîn
Konevî'nin İbn ‘Arabî ile
tanışmasının, Malatya'da 1218-1221 yıllarında olduğu tahmin
ediliyor. İbn ‘Arabî'yi, daha 10-11
yaşlarında Malatya'da tanıyan Konevî, onunla birlikte, Şam'a giderek
vefatına kadar 20 yıldan fazla yanından ayrılmıyor, Halep, Şam gibi
muhtelif şehirleri dolaşarak Şam'da ders halkası
teşkil ediyor. 1240 yılında İbn ‘Arabî'nin
vefatıyla Evhadeddîn Kirmânî'den feyiz alan Konevî, 1242 yılında
Halep'e, oradan da hac yapmak için Hicâz'a gidiyor. Buradan Mısır’a
giderek bir süre kaldığı biliniyor. 1246 yılında Hac dönüşünde
Konya’ya gelen Konevi, vefatına kadar burada yaşıyor. Hayatının
sonuna kadar günlerini eğitim-öğretim,
irşat ve eser telifi yaparak geçiriyor. Arkadaşı olan Sultan II.
İzzeddîn Keykavus, Konevî’ye bir-iki kere elçilik görevi veriyor.
Konevi, Moğollar’a karşı başlatılan cihat hareketini desteklemek
için Kırşehir’e gidiyor. Eşiyle ilgili bilgi bulunmazken, Sa‘deddîn
adında bir oğlu ve Sekîne adında kızı olduğu rivayet ediliyor.
Konya'nın
en büyük âlimlerinden olan Konevi, Ekberiyye tarîkatını temsil
ediyor, İbn ‘Arabî'nin eserlerinin şârihi olduğu için “Şeyh-i Kebîr” diye
anılıyordu. Özellikle vahdet-i vücûd meselesinde, İbn ‘Arabî'nin
düşüncesini hiç kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde, net ve detaylı
bir beyanla îzâh etmiştir. Sadreddîn Konevî’nin, tasavvuf bilgisinin
yanında hadis rivâyet ederek ve bu ilimde talebelerine icâzet
verdiği biliniyor.
Konevi, Mevlânâ
Celâleddîn er-Rûmî ile samimi dostluk kuruyor ve sürekli görüşüyor.
Mevlânâ, cenâze namazı için Konevî'yi vasiyet ediyor. Namazı
kıldıran Konevî, "Dünyada bir tane Şeyhu'l-İslâm vardı, o da gitti"
diyerek Mevlânâ'yı övüyor.
Konevî, Moğol
fırtınasının İslâm dünyasının her
tarafını kasıp-kavurduğu dönemin bizzat tanığı oluyor. Konevî vefat
edince, Konya'da kendi adını taşıyan câminin avlusuna defnediliyor.
Vasiyetnâmesinde, hocası İbn ‘Arabî'nin
yanına defnedilmesini istese de, bu mümkün olmuyor. Mezarının üstü,
vasiyetine uygun olarak, açık ve sade bir şekilde yapılıyor. Neslini
devam ettiren kızı Sekîne
hanım ve henüz kendisi hayatta iken ölen oğlu Sa‘deddîn’in
mezarlarına dair bir bilgi bulunmuyor. Konevî câmiinin haziresinde
gömülü oldukları tahmin ediliyor.
Konevî, gerek
müstakil, gerekse hocası İbn ‘Arabî'nin kitaplarına şerh olarak eserler kaleme alıyor. Şimdiye
kadar Türkiye kütüphanelerinde ona âidiyeti
üzerinde durulan 23 kitap bulunuyor. Çalışmalar devam ederken birkaç
kitabı daha olduğu üzerinde duruluyor. İlginçtir ki, Konevi
vasiyetnâmesinde, hıkemiyyâta (felsefe) dair eserlerinin satılarak,
parasının fakirlere tasadduk edilmesini, diğer eserlerinin ise
vakfedilmesini istiyor. Bu vasiyete binâen vakfedilen kitapların bir
kısmı halen Konya'daki Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde bulunuyor. Prof.
Dr. Ali Osman Koçkuzu’nun ifadesiyle, Konevî'nin eserleri; Tasavvuf,
Ahlâk, Metafizik gibi ilim ve disiplinler başta olmak üzere, geniş
bir alana yayılmasıyla dikkat çekiyor.
Konevi, eserlerinde
akıl yürütmeye ve felsefeye karşı çıkan tavırlarına rağmen,
gerektiği zaman aklı kullanan ve farklı anlamda da olsa felsefe
yapan, ilâhî feyiz ve keşfi ön plânda tutan bir çizgiyi koruyor.
Konevî’nin eserlerinde semboller kullanışı, ağır bir dille yazışı,
dilinin kendisine âit terminoloji ile yüklü oluşu gibi sebeplerle,
vasatın üstündeki bir takım zekâlar tarafından bile anlaşılamamış.
Mehmet Eren’in ifadesiyle: Konevî'nin usûlü, ne tamamen filozofların
takip ettiği akılcı yani rasyonalist bir yol, ne de kelâmcıların
yani devrin İslâm ilâhiyatçılarının takip ettiği nakilci-gelenekçi
bir yoldur. Onun metodu, tamamen mistik (tasavvufî) bir metotdur. O,
Allah'ı bilmede, tasavvufî bir yol tutmasına rağmen, hiçbir zaman,
felsefecilerin ve İslâm ilâhiyatçılarının görüşlerini
dayandırdıkları akıl ve vahyi de dışarıda bırakmamış. Ona göre, dînî
hükümler, ancak akılla bilinebilir ve her şeyin iki temel esası
vardır: akıl ve din. Bu ikisi, birbirine bağlı birer nur ve ışıktır.
Tabiî, aklın bir sınırı vardır, o her şeyi doğru bir şekilde
kavrayamaz. Konevî, aklın sınırlı olduğu hususuna dikkat çekmiştir.
Konevî'nin, Allah-âlem-insan ilişkisi eksenindeki düşüncesine göre,
Allah, kâinâtı ve kâinâtta olan her şeyi ilâhî bir rahmet ve sevgi
ile yaratmıştır. İlâhî rahmet eseri olan bu evren “makro kozmos”
yâni büyük kâinât, insan ise “mikro kozmos” yâni küçük kâinâttır.
İnsan, kâinât üzerinde yaratılan en mükemmel varlık olup, Allah ile
kâinât arasındaki münâsebetlerde bir kilit noktası mesâbesindedir.
Kısacası insan, kâinâtın hülâsası ve Allah'ın yer yüzündeki
halîfesidir. O, ayrıca, insan kavramını, sıradan insandan kâmil
insana doğru ele almaktadır. En mükemmel insan, insân-ı kâmil olup
olgun insandır. Zîrâ olgun insan, yer yüzünde Allah'a dair en
isâbetli delildir. Olgun insan, kendi benliğini her türlü kötü
haslet ve sıfattan temizleyen insandır. Allah'ı bilme yollarının en
önemlisi, benliği temizlemek ve her türlü kötü huydan vazgeçerek,
nefsi arındırmaktır. Çok kısa olarak sunmaya çalıştığımız bu
görüşlerin sahibi Konevî'nin, tasavvufî görüşlerinde, İslâm'ın
sınırları içinde kalmaya çalıştığını belirtmeliyiz. O, delillerini
dâima Kur'ân âyetleri, hadisler ve bazen de daha önceki sûfîlerin
sözlerinden çıkarır. Ancak, belirttiğimiz gibi, dilinin ağırlığı ve
kendine has terminolojisi sebebiyle, eserlerinin anlaşılması ve
onlardan istifade edilmesi oldukça zordur.
DİPNOT:
(1) Muhyiddin ibn
Arabi (1165-1239): Ünlü mutasavvıf, İslam düşünürü ve şairidir. İbn
Arabî gerek yaşadığı dönem içerisinde gerekse vefatından sonra
sürekli tartışılmış ve hatta neredeyse zahir-batın ilimlerinin
ayrışma noktasındaki spekülasyonlarda her zaman odak noktası
olmuştur. Bunun bir nedeni kendisinden önce dile getirilmemiş ya da
sembolik ifadelerle örtülmüş marifet ilmine dair birçok konuyu
eserlerinde ve sözlerinde açıkça beyan etmesi olduğu kadar kendine
has üslubunun çok derin ve karmaşık bir yapısı olmasıdır. Belki bu
nedenle üstadın kendisi eserlerini avamın okumasını men etmişse de
şüphesiz dünyanın birçok yerinde tasavvufun derinliklerine merak
salan hemen herkes bir şekilde referans noktası olarak ona dayanmak
zorunda kalmıştır. (Detaylı bilgi için www.ibnularabi.com)
...
KONEVİ HAKKINDA KİM
NE DİYOR?
William Chittick
(ABD):
“İbni Arabi’nin en
önemli müridi ve O’nun ekolünün ilk aktarıcısıdır. Sadreddin Konevi
hala batıda hemen hemen bilinmeyen ve çalışılmamış birisidir.
Stephane Ruspoli’nin en son doktora tezi halen basılmış değildir,
bildiğim kadarıyla da batıda bundan başka geniş bir çalışma batı
dillerinde yoktur. Konevi, İbni Arabi’nin en önemli tefsircileri
olan Sadeddin Fergani, Muhyeddin Cendi ve Fahreddin Irakî’nin en
önemli hocasıdır.”
Ömer Binisa
(Fransa):
“Şüphesiz Sadreddin
Konevi klasik İslâm’ın en otantik düşünürüdür. Fakat aynı zamanda
metafizik sahasında yeni ufukların adamıdır. O, yeni felsefede
kendine ait güçlü ve özellikli ifadelere sahiptir.”
Seyit Hüseyin Nasr
(ABD):
“İbni Arabi’nin
müfessirlerinin ve şarihlerinin rolüne işaret etmek gerekiyor ki, bu
önemli şahsiyetler arasında bütün doğu İslam ülkeleri özellikle
İran’la ilgili olan şahsiyetlerin en önemlisi İbni Arabi’nin Konyalı
talebesi ve üvey oğlu Sadreddin Konevi’dir. İbni Arabi’nin talimatı
onun vasıtasıyla bu memleketlere ulaşmıştır. Hakikaten şaşırtıcıdır
ki tesiri bu kadar geniş olan bu çok önemli ve büyük sufi şeyhi
hakkında çok az araştırma yapılmıştır.”
Prof. Dr. Halil
Cin:
“Sadreddin Konevi,
gerek yaşayışı ve telkinleri, gerekse kitapları ile İslam Medeniyeti
içinde Türk Tefekkür tarihine ve Türk sosyal hayatına büyük tesirler
bırakmıştır.”
Doç. Dr. Hasan
Kamil Yılmaz:
“Sadreddin Konevi,
Konya adını dünyaya duyuran değerli bir mütefekkirimizdir.”
Prof. Dr. Ali Osman
Koçkuzu:
“Büyük hakim, sufi,
arif billah, hadis alimi Sadreddin Konevi, milletimizi meydana
getiren kültür değerlerimiz içinde seçkin bir yere sahiptir.
Mevlana’da olduğu gibi, kendisini önce kendimiz iyice tanıyıp, sonra
da dünyaya tanıttığımız takdirde, Konya ikinci bir İbni Arabi’nin
insanlığa sunulmasında öncü olacaktır.”
Şeyhülislam Molla
Cami (1414-1492):
“Şeyh Sdareddin
Muhammed Konevi, zahiri ve batıni, akli ve nakli bütün ilimleri cem
etmişti”
İsmail Hakkı
Bursevi (Kitabül Hitap):
“Konevi ile Mevlana
arasındaki fark, yer ile gök arasındaki fark gibidir”
Şemseddin Sami
(1850-1904):
“Sadereddin Konevi,
kibarı evliyadan olup, zahiri ve Batıni ilimlerde asrının feridi
(bir tanesi) olup talebelerinden nice meşhur alimler yetimiştir”
Prof. Dr. Ramazan
Ayvalı:
“Evliyanın
büyüklerinden ve kelam alimlerinden olan Sadreddin Konevi’nin Kelam
ilmindeki yeri eşsizdir. İbnül Arabi’nin Vahdeti vücut hakkında
söylediklerini ve yazdıklarını, dinen ve akla uygun olarak izah
etmiştir.”
Prof. Dr.
Şerafeddin Gölcük:
“Kelam ilmini de
çok iyi bilen Sadreddin Konevi: hadisi, tasavvufu, kelamı, felsefeyi
ve tefsiri kendisinde mezceden bir ilmi kişiliğe sahiptir. Onda
Mekke, Medine, Semerkand, Buhara, Endülüs birleşmiş Konevi
olmuştur.”
Doç. Dr. Ekrem
Demirli:
“Belki de hiçbir
mutasavvıf teorik tasavvuf tarihinde Sadreddin Konevi kadar etkili
olmamıştır. Konevi, önceki sufilerin Tanrı anlayışlarına sistematik
bir yapı kazandırmakla meseleye yeni bir boyut kazandırmıştır.
Böylece metafiziğin konusu olarak Tanrı, bir yandan insan bilgisinin
ana konusu olarak görülmüş öte yandan sufilerin öteden beri
geliştirmiş oldukları seyri suluk yöntemleriyle de Tanrı’ya
yaklaşmak ve O’nun sevgisini kazanmak insanın en temel varlık gayesi
kabul edilmiştir.”
...
Konevi: Akıl, vahiy
ve bilgi hazinesidir
Sempozyumun açılış
konuşmasını MEBKAM Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Sönmez yaptı.
Sönmez, şunları kaydetti: “Konevi, keşfe dayalı bilgiye erişmiş özel
birisidir. İnsan, yaratılış ve eşya hakkındaki görüşleri bütün
dünyanın dikkatini çekmiştir. Konevi, zamanını ve kendisinden sonra
gelenleri aydınlatan bir bilgi kaynağıdır. Konevi, bütün ilimleri
cem etmiştir. Asrında tek olan Konevi, birçok ilim adamı
yetiştirmiştir. Fikirleri ve eserleri üzerinde detaylı çalışmalar
yapılmamıştır. Doğu’da ve batıda araştırmacılar Konevi hakkında her
geçen gün daha detaylı bilgilere ulaşmaktadır. 22 kitabı ve 44
risalesi vardır. 10 kitabı Türkçe olarak yayınlanmıştır.”
Meram Belediye
Başkanı Refik Tuzcuoğlu, açılış konuşmasında şöyle konuştu: “Konya
stratejik bir öneme sahip bir kent özelliği taşıyor. Kültürel fetih
ve medeniyet hakimiyeti bu toprakların bize ait olmasını
sağlamıştır. Bu beldeler bu yolla mamur ve kalkınmış bir coğrafya
haline gelmiştir. Mevlana ve Konevi’nin Konya’ya gelişiyle medeniyet
kavşağı haline gelen Konya, irfan kaynağı bir merkeze dönüşmüştür.
Bu kaynaklardan beslenen Konya, ruhu olan bir şehirdir. Konya’nın bu
ruhuna sahip çıkmak için çalışmalar yürütüyoruz.”
Konya Büyükşehir
Belediye Başkanı Tahir Akyürek ise konuşmasında Konevi’nin dünyadaki
akademik çevreler tarafından keşfedilen büyük bir düşünür olduğunu
belirterek, “Bu sempozyumlarla Anadolu aydınlanması yeni nesillere
ışık tutacaktır. Selçuklu döneminin iki önemli ismi Mevlana ve
Konevi’nin görüşlerinin yeniden insanlığa sunulması büyük önem
taşıyor. Bu bir misyondur. Bu yolla dünya farklı bir bakış açısıyla
İslam düşünürleriyle tanışmaktadır.”diye konuştu.
Kültür Bakanlığı
Güzel Sanatlar Genel Müdürü Mustafa Atalar, Konevi gibi abide
şahsiyetlerin unutulmaması gerektiğine dikkat çekerek, “İlim irfan
ve fazilet yolunda çalışa Konevi, kelam ve tasavvuf ilimlerinde çok
kıymetli eserler veriyor. Konevi, sistemli çalışmalarıyla bilginin
efendisi olmuş bir şahsiyettir. Zaferle girilen yerler, İslam
medeniyetiyle vatan olmuştur. İslam olmasaydı Anadolu’nun
fethedilmesi mümkün olmayacaktı. İslam onu iyi bilenlerle kaim
olacaktır. İlim ve ilim adamlarının önemine, gücüne dair Kuranı
kerimdeki ayetler vardır. İlim ve alimin önemini kavrayan
medeniyetler yükselmiştir.”dedi.
Protokol
konuşmalarının ardından başlayan 1. Uluslararası Sadreddin-i Konevi
Sempozyumu’nun ilk gününde 3 oturumda 14 tebliğ sunuldu.
BİRİNCİ OTURUM
Oturum Başkanı
Prof. Dr. Kenan Gürsoy
Prof. Dr. Mohammad
Khajavi Mazandarani:
“Bismillahirrahmanirrahim. Bu sempozyum kamil olan insanla
ilgilidir. Burada ilahi bilimler ve rabbani değerleri konuşacağız.
Konevi’nin zamanla ilgili görüşleri en dikkat çeken hususlardandır.
Bazı filozoflar zaman hakkında çeşitli görüşlerde bulundular.
Filozoflar zamanı hareket düzeyiyle sınırlı kabul ettiler. Bazıları
ise zamanın vacibul vücut olduğunu söylediler. Mevlana, mesnevisinde
geçmiş gelecek bütün zaman birdir der. Konevi, zamanı esmanın
hükümlerine bağlamıştır. Her vücudun her aşamasında her hakikat
gerçekleşmektedir. Cisimlerin nihayetleri bir orandır. Bu zati için
bir harekettir. Sabit olan dünyada zaman yer almaktadır. Bu değişken
oranıyla ilgilidir. Aynı zamanda meydana gelen değiliklikler
kemiyetten soyutlanmıştır. Zaman, ruh ve cesetler ile ilgilidir.
Zaman cismani dünyanın tamamında yer almaktadır. Zamanın marifeti
varlığıyla ilgilidir. Müphemdir. Allah (cc) der ki: zamandan kötü
bahsetmeyin. Peygamberimiz (sav) de bunu öğütlemiştir. Zamanın ezeli
Allah’la ilgilidir. Başlangıcı ve sonu yoktur. Hal ancak Allah’a
aittir. Dünya aynı zaman içinde devam etmektedir. Allah’ın zamanı
süresi yoktur. Hüküm verirken nazara göre verilirse yanlışa
düşülür.”
Prof. Dr.
Hüsamettin Erdem:
‘SADREDDİN
KONEVİ’DE İLAHİ MENZİLELER’
“Sufilerin varlık
açıklamaları dikkat çekicidir. Dindeki varlık açıklamaları oldukça
anlaşılır ve tutarlıdır. Konevi’nin ilahi menzileler düşüncesi
varlık konusuna önemli katkılar sağlar. Bu menzileler Konevi’de 5
sırada anlatılır. Son mertebe insanı kâmildir. Ona göre varlık emri
hakikatlerin hakikatinden rahmaniliğe gider. Daha sonra varlık emri,
en son insanda birleşir. Konevi, ilahi menzilelerinin meydana
gelişindeki iletişimi mutlak varlıktan başlatarak çokluğa doğru
gerçekleşen bir süreç olarak düşünür. Böylece bilinmeyen bilinir,
birleştirici rahmet hükmü egemen olur. Konevi varlığın yaratılışı
sürecinde, yaratılmışlar yaratana çıkarlar. Konevi, yaratış
serüveninde aşağıdan yukarı çıkışı ulvi aleme miraçtır. Bunun anlamı
makamların tezahür ettiği aşamaların ortaya koyulmasıdır. Bunlar
zamanla mekânla ilişkili değildir. Konevi, ruhlar aleminin
cisimlerden öte olduğunu anlatır.”
Stephen Hirtenstein
(Muhyiddin İbnü’l Arabî Derneği (MIAS) Editörü):
“Derin
teşekkürlerle başlamak istiyorum. Tasavvufun devlerinden biri
hakkında konuşuyoruz. Konevi son derece önemli eserler yazdı.
Arkasından gelenlere büyük ilham kaynağı olmuş Fatih Sultan Mehmet
tarafından eserleri yaygınlaştırılmıştır. Konevi’ye verilen ünvanlar
tamamiyle müstesnadır. 13. yüzyıl Konya’sında bu istisnaidir. Konevi,
zamanının müstesna ismidir. Tanrıyı bilen liderlerin lideri olarak
anılmaktadır. Peygamberlerin ve habercilerinin varisi olarak kabul
edilmektedir. 40 hadis şerhinde 29’unu tamamlayabilmiştir.
Hadislerin kralı olarak adlandırılmıştır. Konevi, İslam’ı Hz.
Peygamber’in kalbinin yıkanmasıyla anlatıyor. Konevi, peygamberi
eksiksiz insanın tezahürü olarak anlatmaktadır. Biçim ve anlam
arasındaki ara dünya Konevi’de insanın gerçekliğini ortaya koyar.
İnsanın en mükemmeli Hz. Muhammed’dir. Peygamber yol göstermek için
yaratılmıştır. Şeytan O’nu taklit edemez. Konevi’de ilahi imajdan
sapma yoktur. İnsan imajının odağının gerçek erdem olduğunu
gösterir. Yol gösterme üzerine vurgu Konevi’de önemlidir.”
Dr. Semih Ceyhan:
‘OSMANLI MESNEVİ
ŞERHÇİLİĞİNDE SADREDDİN KONEVİ TEFSİRİ’
“Konevi, Mevlana
ile vahdette buluşmaktadır. Züht ile aşkın bir arada olmasını
savunmuşlardır. Onlar, muhakkik sıfatına layık olan isimlerdir.
Allah, insan ve alem ilişkisini ortaya koymada tahkik tasavvurunun
ürünlerini ortaya koymuşlardır. Ekberi ve Mevlevi düşünce
geleneklerinde temel, vahdeti vücut ilmiyle oluşur. Konevi, varlık
hakikatine ulaşmada müşahede yöntemini savunur.”
Son bölümde Yrd.
Doç. Dr. Haşim Şahin, ‘Şeyh Mecdüddin İshak’ın Selçuklu İdaresiyle
İlişkileri’ni anlattı.
Sadreddin Konevi,
düşünceleriyle insanlığı aydınlatmıştır
İKİNCİ OTURUM
Oturum Başkanı
Prof. Dr. Şerafettin Gölcük:
“Konevi, devrinin
büyük entelektüelidir. 20 yıl önce andığımız bir toplantının
ardından bugün buradayız. Konya’nın yer altındaki zenginlikleri
ruhunu, maneviyatını oluşturmaktadır. Aşk ve cezbe timsalidir. Akıl,
vahiy ve bilgi hazinesidir. Akla çok büyük önem vermiştir.
Prof. Dr. Hasan
Kamil Yılmaz,
‘Konevi’de Rüya
Anlayışı’
“40 Hadis şerhinde
rüya ağırlık kazanmıştır. İbrahim ve Yusuf aleyhisselamın, son
olarak Peygamberimizin rüyaları Kur’an’da anlatılmıştır. Rüya
insanlıkla birlikte varolmuştur. Rüya konusu birçok alanda gündeme
gelmiş, onunla amel edilip edilmeyeceği tartışılmıştır. Tasavvufta
rüyanın yeri konusunda çeşitli görüşler vardır. Rüyayla vakit
kaybedildiğini düşünen akımlarda vardır. Mevlana’da da rüya vardır.
İbni Haldun’un mukaddimesinde rüyaya değer verdiğini görüyoruz.
Konevi, eserlerinde rüyadan bahsediyor. 40 hadis şerhi eserinde, 3
hadisi rüyayla ilgili olarak şerh ediyor. Rüyanın zamanıyla ilgili
seher vakti görülen rüyalar konusundaki hadisi örnek veriyor. Seher
vaktinde görülen rüyayı aynıyla zahir olabileceğini söylüyor. Konevi,
Hz. Peygamber’in rüyada suretine uygun görünüşünü kabul eder. Rüya
bahsinin yorumla alakalı olduğuna dikkat çekiyor. Konevi, rüyanın
yorumlanmasına saygı göstermiştir. Rüya konusundaki ölçüleri
anlamlıdır.”
Prof. Dr. Zaim
Khenchelaoui:
“Şeylerin şeyhi
olarak Konevi, büyük bir mutasavvıf bilgindi. Konevi’nin hocası İbni
Arabi’nin Paris’te heykeli dikildi, İran’da bir müze açılıyor.
Fransa bir pul yayınladı. Arabi’yi keşfeden Avrupa’da Konevi’de çok
iyi bilinmektedir. Konevi, sufi mücahit özelliğiyle Ekberiye
ekolünün temelini oluşturuyordu. Gayb risalesi ilim dünyasında büyük
ilgi görmüştür. Büyük ve dev sima irfani ekolün en önemli
temsilcisiydi. Ruhi bağlantı bu zatların bereketiyle intikal
etmiştir. Konevi’nin eserlerinin yayınlanması memnuniyet vericidir.
Ortak kültürümüze yardımcı olacaktır. Onun istisnai bir yaşamı
oldu.”
Dr. Ömer Türker
‘Konevi
Metafiziği’nin Sorunları’
“Birlikten çokluğun
çıkması metafizik sorunların başında geliyor. Konevi, birden bir
çıkar ilkesinin kabulü zor bir ilke olduğunu söylüyor. Konevi,
birden genel bir varlık tecellisini anlatıyor. Bu şekilde genel
varlık tecellisi ilkesiyle, her bir nesnenin tanrıya bakan yönünün
olduğunu söylüyor.”
Yrd. Doç. Dr. Ekrem
Demirli
‘Türk Düşüncesinin
Kurucu Düşünürlerinden birisi olarak Sadreddin-i Konevi’
“Konevi, bir bilim
kurarak ayrıcalık kazanmıştır. Kurucu bir düşünürdür. Bilgi ile
bilimi ayırt etmek esasına göre Konevi’yi incelemek anlamlıdır.
Malumat sahibi olmak farklı, sistematik olarak yönetem ve kurallarla
bilgiye sahip olmak farklıdır. Bu yönüyle bilim kurmak Konevi’ye
aittir. Konevi, tasavvufu bütün İslam bilimlerini yorumlayacak bir
şekilde yeniden kurulmuştur. Bütün İslam bilimlerinin merkezine
oturarak tasavvufu yeniden kurmuştur. İlmi ilahi diyerek bunu ifade
etmiştir. Bunu bütün ilimlerin çatısı olarak tasavvur etmiştir.
İslam tarihindeki kurulan son bilim bu olmuştur. Son büyük ilmin,
entelektüel hareketin temsilcisiydi. Konevi, İslam bilimleri içinde
son büyük teşebbüslerden bir tanesinin sahibidir. Kelam ve felsefede
olduğu gibi şarihlerle birlikte ciddi bir literatür ortaya
çıkmıştır. Konevi, İbni Arabi’nin düşüncelerinin kemal dönemini
yansıtıyor. Anadolu, Konevi ile birlikte bu entelektüel birilimin en
önemli varisidir. Ekberilik demek, Konevilik demektir. Bu düşüncenin
kurucusudur.”
ÜÇÜNCÜ OTURUM
OTURUM BAŞKANI
PROF. DR. DİLAVER GÜRER
Doç. Dr. Mustafa
Sabri Küçükaşçı:
‘Konevi’nin
yaşadığı çağda İktidar-Sufi çevre ilişkileri’
“13.yüzyılın
başlarından itibaren Anadolu’ya çeşitli akımlardan dervişler gelmeye
başlamıştı. Tasavvufi kişilerin ilk temas kurduğu kişiler iktidar
sahipleri olmuştu. Sultanların tasavvufi kişilere yakınlığı manevi
nüfus oluşturmuştur. Selçuklu sultanları ilim adamlarına büyük önem
vermişti. Konevi, Konya bürokrasisinde görev alan kişilerle
ilişkideydi. Yetişmelerine katkıda bulunuyordu.”
Dr. Abdullah Kartal
‘Alternatif bir
Vahdet-i Vücud Yorumculuğu: Simnani, Cili ve İmam Rabbani Örneği’
“Vahdet-i Vücud
doktrini bir başlangıç noktasıdır. Vahdet-i Vücud kendinde varlık
olarak ele alınmaktadır. Varlık, sufilere göre haktır. Bu da mutlak
varlıktır. Simnani, Vahdet-i Vücudu tenkit eder. Cili, varlığın
zatın sıfatı olduğunu söyler. Cili, Vahdet-i Vücud konusunda İbni
Arabi geleneğinden ayrılmaktadır. Onun doktrinine göre birliğin
özünde varlık yoktur. İmamı Rabbani, Allah (cc) alem ilişkisinde bu
bakış açısını doğru bulmaz. İlim, amel ve ihlas Rabbani’ye göre
önceliklidir. İmamı Rabbani, ehli sünnet kelam ulamasını üstün
görür.”
Mohammad Reza
Mehrafza:
‘İran’da Sadreddin
Konevi Faaliyetleri’
“Bismillahirrahmanirrahim. İran’da ebedi akıl dergisinde Konevi’nin
iki eseri Farsça olarak yayınlanmıştı. Felsefe ve Hikmet Derneği’nde
çalışmalar yapılıyor. Konevi, hakkında 15 kadar tez bulunuyor.
Kum’da medresede incelemeler yapılıyor. Sözlerimin sonunda Konevi
için sizden bir Fatiha istiyorum.”
Sempozyumun ikinci
ve son gününde 4 oturumda 18 tebliğ sunuldu.
DÖRDÜNCÜ OTURUM
OTURUM BAŞKANI
PROF. DR. AHMET ÖNKAL
Bakri Aladdin
(Suriye):
‘Kaderin boyutları
ve sırrı’
“Konevi, İbni
Arabi’nin en önemli talebesidir. Gaybı ancak Allah bildiği için
kader konusunda konuşmak çok tehlikelidir. Bu yolda yürüyen sadece
Konevi olmuştur. İbni Arabi, sufi yetenekleriyle donatılmıştı,
Konevi’de onunla aynı mertebelere ulaşmak istedi. Konevi, kaderin
sırrı kapısını açan İbni Arabi’yi takip etti. Kaderin sırrı, insan
içindir, bilimle elde edilemez. Yaşam ilk yaratılıştaki kadere göre
geçekleşiyor. Değişmez gerçek ezelden geliyor. Allah, sufilere ilahi
iradesiyle kaderini öğrenme imkanı tanımaktadır. Kaza ve kader
ezelden beri sabit olarak yazılmıştır. Eşya ilahi varlıkla
bağlantılıdır. Kendi asil bir şekli yoktur. Varlık gerçeği Allah’ın
bahşettiği bir vergidir. Kaderin sırrı karanlık bir sorundur. Akıl
ve düşünceyle öğrenilemez. Kaderin sırına akıl eremez. İlahi
keşifle, sufi yola girmekle, Peygamberin gittiği yoldan gidilerek
anlaşılabilir. İnsanın kendi kendini öğrenmesi Allah’tan bir
lütuftur. Kişisel bir beceriden söz edilemez. Kaderden, bu yönüyle
sadece İbni Arabi ve Konevi bahsetmiştir. Kader, eşya için verilmiş
bir hükümdür. Zamanlamadır. Fiillerin zaman içinde meydana
gelmesiyle ilgilidir. İnsanın belirgin kimliği vardır, değişmez.
İnsan zorunlu kılınmaktadır, kaderinden kurtulamaz. İslam’daki
emirlere karşı kudreti vardır. Konevi ve İbni Arabi arasındaki
ilişki ruhani bir ilişkidir, Konevi doğmadan önce bu ilişki vardı.
Konevi ölmeden önce vasiyetinde Peygamberimizin hadislerine uygun,
İbni Arabi’nin elbisesiyle gömülmek istedi. Konevi, Arabi’nin
düşüncelerini dile getirmektedir. Hiçbir şekilde onunla çelişkiye
düşmemektedir. Konevi, ruhi gelişmesinde hocasının etkisiyle kaderin
sırrına erişmişti. Bütün varlıkların gerçeklerini öğrenmeye
çalışmıştır. Dua, sabit olan kaderdeki hususları değiştiremez.
Kaderin sırrıyla ilgili Konevi ve Arabi aynı çözümleri dile
getirmektedir.”
Prof. Dr. Azmi
Bilgin
‘Osmanlı
Kaynaklarında Sadreddin Konevi’
“Konevi’nin sahip
olduğu bilgi birikimine kimsenin erişemediği Osmanlı kaynaklarında
belirtilmektedir. Eserleriyle insanlığı güneş gibi aydınlatmıştır.
Konevi, Arapçayı ve Farsçayı çok iyi biliyordu. Kaynaklarda şu
şekilde bilgiler yer alıyor. Babasının kuyumcu başı olduğunu Evliya
Çelebi yazmıştır. Vahdeti vücut düşüncesinin Anadolu’da tutunmasında
etkili olmuştur. Küçük yaşlarda İbni Arabi’den dini ve tasavvufi
eğitim aldığı yazılıyor. İbni Arabi’den aldığı bilgileri dinen ve
akla uygun olarak yorumlamak, açıklamak istemiştir şeklinde
sunuluyor. İbni Arabi’nin Konevi’yi yetiştirmek için Anadolu’ya
geldiği belirtiliyor. Konevi’nin etkisi konusunda Osmanlı
kaynaklarında, doğrudan onun düşünceleri anlatılmak yerine
göndermeler yapılıyor.”
Sema Özdemir
‘Konevi’nin Mirası:
Davud Kayseri’de Metafizik Bilginin İmkanı Sorunu’
“Konevi ilk kez
tasavvufun temel kaidelerinden bahsetmiş ölçüler koymuştur. Davud
Kayseri’de aynı alanda çalışmıştır. Kayseri, Konevi gibi akli
temellerde tasavvufu ortaya koymak istemiştir. Tasavvufun akli
ilkeleri olduğunu savunur. Tasavvufu ilmi bir disiplin olarak kabul
etmiştir. Kayseri, aklın bilgiden payı olduğunu belirtmiştir.
Kayseri, suretlerin hakikatlerinin kalbin aydınlığıyla keşfin
bilgisine ulaşılabileceğini söyler. Akıl, kalbin kuvvelerinin
altında bir daldır. Aklın vahiy bilgisini kabul etmesi şart
koşuluyor. Kayseri’ye göre hakikatler akli ilimlerin ilkeleriyle
anlatılmalıdır. Kayseri, aklın imkanlarını reddetmiyor.”
Doç. Dr. Bayram
Kılıç
‘Sadreddin
Konevi’ye göre yorum’un (Şerh-Te’vil) İmkanları ve
Sınırları-Sınırlılıkları’
“Konevi, yorumda
zirve olan bir şahsiyet olmuştur. Bilinçli ve yöntemli bir şekilde
eserlerinde düşüncelerini ortaya koymuştur. Allah’ın bilinmesine
dair bilgileri yorumlarken uyarılarda bulunur. Anlamaya davet eder.
Yorumun sınırı konusunda, ‘anlamadığın şeyi inkar etme,
doğrulayamadığın şey yok sayılmaz, başkasının bildiği durum var
olabilir’ şeklinde uyarılarda bulunur.”
Sadreddin Konevi,
akıl denizi bir İslam bilginidir
BEŞİNCİ OTURUM
Oturum Başkanı
Prof. Dr. Rahmi Karakuş
“Konevi, büyük bir
cevher. Onu yıllarda inceleyecek anlamaya çalışacağız. 13. yüzyıl
çok özel bir yüzyıl olarak nitelenmektedir. 13. yüzyıl Anadolu’su
bir yıldız gibi. Buradaki ışığa insanlar dünyadan koşarak
geliyorlar. Bir şeyler bu yüzyılda Anadolu’da olgunlaşıyor. Büyük
bir çatı oluşuyor. Kendisinden sonraki yüzyıla önemli bir birikim
hazırlanıyor. Bu yüzyılda Anadolu’daki düşünce, büyük bir hazine
olarak bizi beklemektedir. Konevi, 10. asırda başlayan süreci
taçlandırmıştır. Bir medeniyet temelleri atılmıştır. Anadolu gönül
yurdudur. Bu bize özgü bir düşüncedir. Bunun mimarlarındandır Konevi.
Bir topluluğun yeni bir istikamet kazanmasını sağlamış, yeni bir
ilgi alanı açmıştır.”
Yrd. Doç. Dr. Sait
Başer
‘Sadreddin Konevi
Üzerinden bir Entelektüel Stratejisi Okuma Denemesi’
“Anadolu,
Malazgirt’ten sonra hızla fethedildi. 4 yılda İznik’e geliniyor. 20
yıl sonda haçlı seferleri başlıyor. Milyon milyon ordular geliyor
100 yıl devam eden bir mücadele devam ediyor. 1075 İznik’in fethiyle
arı kovanına çomak sokuluyor. 12. yüzyıl Türklüğün varlık mücadelesi
verdiği bir asır. 13. yüzyılda bir Moğol asrıdır. Türklerin Müslüman
oluşları dikkatli bir tarihçi gözüyle bakınca töre terk edilmeden
gerçekleşmiştir. Konevi, bir insan inşa etme projesi ortaya
koymuştur. Konevi’yi anlama bir yaratmadır. Konevi’nin şahsında
mükemmel bir entelektüel yaratma projesine tanık oluyoruz. Konevi,
eserlerinde doğrudan Türkçü vurgu bulamazsınız. Evrensel nitelikli
bir ahlak modeli geliştirmek istemişlerdir.”
Prof. Dr. Mikail
Bayram
‘Fatih Sultan
Mehmet’te Sadreddin Konevi Hayranlığı’
“Fatih, yüksek bir
ilim ve sanat adamıydı. Konevi’ye bakış tarzı ve tutumu,
siyaset-fikir dünyasında etkili olmuştur. Konevi’nin eserleri Fatih
zamanında özenle şerh edilmiştir. Fatih’in kütüphanesinde Konevi’nin
eserlerinin özel bir yeri bulunuyordu. Fatih’in hocası Akşemsettin
Konevi’nin kütüphanesinde bir süre çalışma yapmıştır. Fatih,
Konevi’ye büyük ilgi duymuş tanımaya çalışmıştır. Konevi’nin
eserlerini Farsça tercüme ve şerhlerinden okumuş tetkik etmiştir.”
Doç. Dr. Alaaddin
Aköz
‘XVI. Yüzyılda Şeyh
Sadreddin Konevi Vakfı
“Bu vakfa ait ilk
kayıt Fatih döneminde bulunuyor. Bu kayıt defteri günümüze kadar
ulaşmıştır. Konevi Vakfı küçük ama saygın bir yapı olarak Mevlana
vakfından sonda ikinci sırada yer almıştır. Bu vakıf zaviye
vakfıdır. 16. yüzyıl sonunda ekonomik sıkıntıya düşen vakıf
çalışmalarına bir süre ara vermiştir. Ladik köyünün gelirleri vakfa
aittir. En eski kayıtlar Fatih devrine aittir. 30 civarında arsa
gibi zemin geliri bulunuyordu.”
Doç. Dr. Hülya
Küçük
‘Sadreddin
Konevi’nin En-Nusûs Fi’t-Tahkik Adlı Eseri’
“Konevi’ye ait
olduğu bilinen 25 eser mevcuttur. İbni Arabi’ye nazire olarak
yazdığı bu eserin 38 nüshası, 5 şerhi bulunmaktadır. Bölümlere
ayrılan bu kitapta fikirlerini Allah’ın tanınmazlığı üzerine kurar.
İşari manaların yer aldığı kitapta Hak ifadesinin kullanılmasına
özen göstermiştir.”
ALTINCI OTURUM
Oturum Başkanı
Prof. Dr. Mustafa Çiçekler:
“Konevi gibi gönül
insanları kainatı perdeler arkasından görerek eserlerini kaleme
almışlardır. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen aynı ışık
etrafında toplanıyoruz. Merkez Konevi olarak farklı konuları burada
ele alacağız.”
Prof. Dr. Tahsin
Görgün:
‘Düşüncenin Mevzusu
ve Maksadı olarak İnsan: Konevi, Fenari ve Heidegger’de Varlık
Meselesi’
“Varlık meselesi,
ne olduğu sorulduğu zaman hiçbir şey olarak karşımıza çıkıyor. İnsan
ve insanı kamil hakkındaki eserler İslam düşüncesinin en ağır
eserleri arasında yer almaktadır. Tefekkürün zirvesi buradadır. Batı
düşüncesinde de nihai nokta insan olmuştur. İnsan varlığın
manasıdır. Konevi’de varlığın gayesini insanı kamille açıklamıştır.
İnsanlığın varoluş sorunu, günümüzdeki toplumsal problemler bu bakış
açısıyla çözüme kavuşacaktır.”
Dr. Ghasem KAKAIE
“Vahdeti vücud
meselesi irfandan menşei almıştır. Bu bütün irfani düşüncelerin
çekirdeğidir. Arif, irfani vahdeti tecrübe etmiştir. Kendi keşif ve
tecrübelerini bizlere anlatarak kapı açmışlardır. Konevi ve
Mevlana’nın deneyimlerine ulaşamayız. Kendi ifadelerine
değinebiliriz. Tevhid, vahdeti vücuddur. İnsanı kamile ulaşmak
vahdeti vücudla olur. Muhabbet ve aşk yolu, ilim ve akıl yolu
marifete ulaştırır. Konevi, İbni Arabi’yi takip etmiş, üstün
eserlere, zengin bilgilere ulaşmış, daha üstün olmuştur.
Söylediklerindeki kudret çok üstündür. Mevlana’nın muhabet irfanı ve
Konevi’nin akıl irfanı Konya’da buluşmuştur. Bu iki şahsiyet veli ve
insani kamil mertebesine ulaşmışlardır. Mevlana ve Konevi arasında
hiçbir ihtilaf olmamıştır. Konevi, yüksek ilmi ve irfanıyla
bilinmektedir. Konevi, akıl denizi olan bir İslam bilginidir.
Mevlana ile insanı anlamada aynı yoldadır.”
Doç. Dr. Mehmet
Eren:
‘Sadreddin
Konevi’nin Tasavvufi Hadis Şerhçiliği (Hz. Peygamber’in Rüyada
Görülmesi rivayeti çerçevesinde)’
“Konevi,
eserlerinde ayet ve hadislerle vahdeti vücudun delillerini arz
etmiştir.40 hadis şerhini 29 hadisle sonlandırmıştır. Bu hadislerin
hikmet ve sırlarının üzerinde durulmasını ister. Külli kaidelere
uygunluk ölçüsünü koyar. Kitabın yarısını teşkil eden iki hadiste
keşif yoluyla elde ettiği bilgileri sunar. Konevi, ayet ve hadisleri
vahdeti vücud dairesi nazariyesine göre anlar ve yorumlar.
Rüyaların sırrı konusunda açıklamalar yapmıştır. Salih rüyaları
uyarı ve müjde olarak yorumluyor. Peygamberlerin rüyalarına işaret
ediyor. Konevi’nin rüya konusundaki bilgileri orijinal ve ufuk
açıcıdır. Rüyalarda Peygamberimiz’in görünmesiyle 9 sahabiden
bildirilen hadisler vardır. Bu hadislerin açıklanmasında değişik
görüşler ortaya çıkmıştır.”
Mustafa Topatan:
‘Mevlevi
Menakıbnamelerinde Sadreddin Konevi’
“Mevlana ve Konevi,
aynı dönemde yaşamış, yakın ilişki içinde olmuşlardır. Konevi, 38
yaşında Konya’ya geliyor. 85 yaşında vefat ediyor. Mevlana ile
münasebetleri ilk olarak Şam’da oluyor. Her ikisinde hakikate dair
birliktelik vardır. Sıcak, saygın ve hürmetkarane bir ilişki vardır.
Konevi, Mevlana’nın vefatından sonra bir rubai söylüyor. Konevi
bütün ilimlerde ulemalar arasında anılıyor. Mevlana ünvanının Konevi,
tarafından verildiği söyleniyor.”
YEDİNCİ
OTURUM
Oturum Başkanı
Prof. Dr. Reşat Öngören
“Osmanlı’nın
düşünce yapısını oluşturan ana damarlardan birisini Konevi
oluşturuyor. 6. ve 7. asrın düşünce yapısını şekillendiriyorlar.
Düşünce mirasımızın sınırları aşan bilgini Konevi’dir. Konevi’nin
tanınması çok önemli kazanımlar sağlamaktadır.”
Doç. Dr. Naim Şahin
‘Sadreddin
Konevi’de Sevgi -Yaratma İlişkisi’
“Konevi, yaratma
modellerinde dönüm noktası olarak nitelendirilen düşünür olarak
dikkat çeker. Konevi, varlık felsefesini kapsayan alanda
çalışmıştır. Konevi’de ilimle sevginin ayrılmazlığı vardır. Burada
Allah’ın isimleri üzerinde bu yönde değerlendirmeleri vardır.
Sevginin neticesi olan yaratma, Konevi’de estetik bir boyutu
beraberinde getirmektedir. Bu eşi benzeri olmayan bir sanat eseri
olarak karşımıza çıkıyor Konevi’nin eserlerinde. Bütün bunları Cenab-ı
hakkın bir ikramı olarak değerlendiriyor.”
Doç. Dr. Mehmet
Dalkılıç
‘Konevi’de Tekafü-i
Edile (Delillerin Denkliği) Kavramının Mezheplerin Birbirini
Anlamadaki Katkısı’
“Konevi, Türk
düşünce hayatında derin izler bırakan bir İslam bilgindir. Konevi,
genel İslam düşüncesine çok ciddi katkılar sağlamıştır. Konevi,
filozofların çelişkileri üzerine çalışmalar yapmıştır. İdrak
arayışındaki yetersizliklere işaret eden Konevi, İslam düşüncesinde
akıl ve vahiy ilişkisini temellendirmiştir.”
Doç. Dr. Gönül
Bunyadzade
‘Azerbaycan’da
Sadreddin Konevi’
“Konevi,
Azerbaycan’da çok az tanınıyor. Bu sempozyumla birlikte araştırmalar
başlamış oldu. Azerbaydan, İslam kültürünün organik bir parçası
olmuş, katkı sağlamıştır. Tüm İslam ekolünün temsilcileri burada
eserler vermiştir. Tasavvuf deryasında sonsuz bir damla olan Konevi,
dini tecrübe ve yaşam tarzıyla dikkat çekmektedir. Tasavvufun köküne
bakılması için dikkat çekmiştir. Sistemleştirmiştir. Konevi, yeni
bir ekol oluşturmuştur. İslam düşüncesinde incelen bir zincirde
sağlam bir halka olarak vazife yapmıştır.”
Doç. Dr. Hidayet
Işık
‘Sadreddin
Konevi’nin Hz. İsa ile ilgili Görüşlerinin Müslüman ve Hıristiyan
Teolojisi Açısından Değerlendirilmesi’
“Hıristiyanlıkta
Hz. İsa meselesi çok girifttir. Yeryüzüne inmesiyle ilgili
tartışmalar hiçbir zaman bitmemiştir. Konevi, Hz. İsa ile ilgili
bölümlerde ince işari manalarla atıfta bulunuyor. Hz. İsa’nın Hak
ile özel bir yakınlığı olduğunu, Allah’tan bir ruh olduğunu
anlatarak, mucizelerinden söz ediyor. Hz. İsa’nın Peygamberimizi
müjdelemek için geldiğini belirtiyor. Hz. İsa için Ruhulllah
denilmesi, özel manadadır. Konevi, Hz. İsa ruhani bir hayat
yaşadığını anlatır. Konevi, Hz. İsa’nın mucizelerinden örnekler
vererek, ahir zamanda gelişinin kabulünün gerektiğini söyler. Ahir
zamanda gelişi ve deccali öldüreceği bilgisine yer verir. Bu
görüşlerinin Hıristiyan kaynaklardaki bilgilerle ilgisi yoktur.”
DEĞERLENDİRME
OTURUMU
1. Uluslararası
Sadreddin-i Konevi Sempozyumu’nun değerlendirme oturumu Meram
Belediyesi Kadın Meclisi’nde yapıldı. Meram Belediye Başkanı Refik
Tuzcuoğlu, MEBKAM Başkanı Hüsamettin Sönmez ve tebliğ sunan ilim
adamları, sempozyumla ilgili görüşlerini açıkladı. Sempozyumla
ilgili çok olumlu tepkiler aldıklarını ve başarılı bir şekilde
tamamladıklarını belirten Meram Belediyesi Konevi Araştırma Merkezi
(MEBKAM) Başkanı Hüsamettin Sönmez, “Biz MEBKAM olarak bir platform
oluşturmak istiyoruz. Bu konuda herkesin teklif ve önerilerine
açığız. Ülkemizde ilk kez yapılan Uluslararası Sadreddin Konevi
Sempozyumu, Anadolunun kültür hayatında çok önemli bir yeri olan
Konevi hazretlerinin daha iyi tanınması açısından bir başlangıç
olmuştur” dedi. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırma Merkezi’nden
Dr. Ömer Türker de, harika bir sempozyum olduğunu belirterek,
“Bundan sonraki aşamada araştırmacılar yetiştirilmesi ve literatür
oluşturulması noktasında çalışmalar yapılmalı” dedi. Öncelikli
olarak MEBKAM’ı kurduklarını ve böyle bir sempozyum düzenleyerek
durgun suya taş attıklarını söyleyen Meram Belediye Başkanı Refik
Tuzcuoğlu, “Elbette bunun oluşturacağı bir takım halkalar olacaktır.
Biz bu işe gönül verdik ve bu konudaki kararlılığımızı devam
ettireceğiz. Araştırmacıların eserlerini basmak, bu tür
organizasyonlar yapmak suretiyle bu alandaki faaliyetlerimizi
sürdüreceğiz. Öncelikli olarak Konevi’nin eserlerinin basılması ve
ardından da Abdullah Bosnavi gibi şarihlerinin eserlerini belli bir
periyot dahilinde basabiliriz” diye konuştu. Sempozyuma Fransa’dan
katılan Interdiscillinaire Üniversitesi Öğretim Üyesi Laila
Abdulkarim Khalifa da, MEBKAM’ın kurulmuş olmasının çok güzel bir
olay olduğunu belirterek sempozyum ve sonrasında yapılacaklarla
ilgili düşüncelerini açıkladı.
SONSÖZ
‘Onda iki harf
arasında gerek önce, gerek sona gelmiş hiçbir harf yoktur ki
akılların sırrını idrak edemediği özel bir amaçla, tam bir ilimle ve
derin bir hikmetle konulmuş olmasın.’ (Konevi’nin Ariflerin Aynası
eserinin son cümlesi)
Büyük bir keşiften
dönmüş gibiyiz. Dünyada bir ilk olarak, çok değerli bilim
insanlarının bir araya geldiği güzel bir atmosferi soluklamış olduk.
Bu organizasyona katkısı olan herkese şükranlarımızı sunarken,
Başkan Refik Tuzcuoğlu’na, Konevi’ye en büyük desteği veren Sultan
II. İzzeddîn Keykavus’un bulunduğu manevi bir makamın kapılarının,
öte alemde açıldığı hüsnü zannını taşıyoruz.
Teknik olarak
birkaç hususa değinmek gerekiyor. Başladığı dakikadan son anına
kadar takip ettiğimiz sempozyumla ilgili bazı yayın organlarında
eleştiriler olduğu kulağımıza geldi. Sempozyumun neden Konevi Kültür
Merkezi (KKM) veya Mevlana Kültür Merkezi (MKM) gibi belediyeye ait
bir ücretsiz mekanda değil de beş yıldızlı bir otelde yapıldığı,
eleştiri konusu olmuş. Haklı bir eleştiri. Ancak sempozyumun akışı
ve teknik imkanlar göz önüne alındığında, en uygun mekanın, hem
konaklama hem konferans imkanı veren bir ortam olduğu herkesin ortak
kanaati olacaktır. Dünya çapından onlarda bilim insanın katıldığı
çok yoğun geçen böyle bir organizasyonun MKM veya KKM’de yapılması
mümkün değildi. Oturumlar o kadar yorucu geçiyordu ki, bilim
insanlarının dinlenme saatlerinde konferans salonundan birkaç kat
yukarıya çıkarak istirahat ettiklerine bizzat şahit olduk. Beş
yıldızlı otellerin MKM ve KKM’ye olan uzaklığı dikkate alındığında
sempozyum için en uygun tercihin yapıldığı, hakkını vermemiz gereken
bir gerçektir. Buradan hareketle, esasen gündeme getirilmesi gereken
konu, neden MKM ve KKM inşa edilirken bu tür organizasyonlara ev
sahipliğine imkan verecek şekilde geniş misafirhanelerle birlikte
projelendirilmemiş olmasıdır.
Katılımcılar
yönüyle bize ulaşan birkaç dilek ve temenniyi paylaşmak istiyoruz.
Sempozyuma ikinci gün gelerek ilk günü kaçırmanın ezikliğini yaşayan
birçok katılımcı, tanıtım eksikliğinden, sempozyumdan haberdar
olamamaktan şikayet ediyordu. Bazı katılımcılar ise sempozyuma ek
olarak, Konevi’ye ait el yazması eserlerin, varsa günümüze ulaşan
eşyalarının sergilenmesini, Konevi konulu basılmış bütün yayınların
bulunduğu bir tanıtım masası kurulması gerektiği düşüncesini ve
isteğini dile getirdi. Umarız, daha sonraki sempozyumlarda bu konu
dikkate alınacaktır.
‘Allâhü Teâlâ’ya
hamd olsun ki O, Kalem’in içine koyduğu şeyi Nûn’dan çıkarmıştır’ (Konevi’nin
Ariflerin Aynası eserinin ilk cümlesi)
|