Anasayfa
Çalışmalar
 

Yeni Konya 20 Mayıs 2008

Dünya ölçeğinde bir şahsiyet: Sadreddin-i Konevi

Dünyada ilk kez düzenlenen 1. Uluslararası Sadreddin-i Konevi Sempozyumu bugün başlayacak. Sempozyuma yurt dışından ve yurt içinden 39 akademisyen katılıyor. Sempozyumun ilk gününde 3 oturumda 14, ikinci gün 4 oturumda ise 18 tebliğ sunulacak. Sempozyuma İngiltere, Azerbaycan, Fransa, İran, Suriye ve Cezayir’den 7, ülkemizin farklı üniversitelerinden de 32 bilim insanı katılıyor.

Meram Belediyesi, Hz. Mevlana ile aynı dönemde yaşayan fakat yeterince tanınmayan Sadreddin Konevi hazretlerinin daha iyi tanınması ve eserlerinin gün yüzüne çıkarılması için Meram Belediyesi Konevi Araştırma Merkezi (MEBKAM)’ı Ocak 2007’de kurmuştu. Belediye Meclisi’nde kabul edilen yönetmelik doğrultusunda araştırmalarını sürdüren MEBKAM’ın başkanlığını Belediye Meclis Üyesi Hüsamettin Sönmez yapıyor. Yönetim Kurulu’nda ise Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilaver Gürer, Bekir Şahin, Doç. Dr. Mustafa Küçükaşçı ve Emin Tekpınar yer alıyor. MEBKAM Sekreteryası, Meram Belediyesi Kadın Meclisi’nde faaliyet gösteriyor.  

Geçtiğimiz yıl merkezin ilk etkinliği olan “İlim ve Kültür Hayatımızda Sadreddin Konevi” konulu ulusal düzeydeki panel büyük ses getirmişti. Panele konuşmacı olarak Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Yrd. Dr. Ekrem Demirli ve Doç. Dr. Dilaver Gürer katılmıştı. MEBKAM, geçen yıl üç adet kitap yayınladı. Sadreddin-i Konevi hazretlerinin hayatını konu alan Yrd. Doç. Dr. Ekrem Demirli’nin kitabının ardından, Konevi’ye özel bir bölüm ayrılan Meram Kitabı ve son olarak “Fusûsu’l-Hikem ve Mesnevî’de Peygamber Öyküleri” kitabını yayınladı. Bu eserde Hz. Mevlana ve İbn-i Arabi’nin eserlerindeki peygamber kıssaları ele alınıyor.  

Bugün başlayacak sempozyum öncesinde Sadreddin-i Konevi’yi daha yakından tanımak gerekiyor. Başkan Tuzcuoğlu’nun ifadesiyle Konevi, ‘dünya ölçeğinde bir şahsiyet’ olma özelliği taşıyor. Konevi, insanın; var oluş, Allah ve kainat hakkındaki sorularına akıl, vahiy, bilgi ve keşifle ışık tutan büyük bir değer olarak keşfedilmeyi bekliyor. MEBKAM Başkanı Hüsamettin Sönmez’in, Konevi ile ilgili uluslararası düzeyde bir platform oluşturmak hedefi bizi ümitlendiriyor. Bu güzel yolda, tüm kurum ve kuruluşlarıyla Konya’nın kendisine destek olması gerekiyor. Doç. Dr. Dilaver Gürer’in ifadesiyle, Osmanlı Medeniyeti’ni ilmi yönden birinci dereceden etkileyen bir şahıs olarak Konevi’nin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. Bu noktada herkese büyük görevler düşüyor.

Sadreddîn Konevî, üvey babası İbn ‘Arabî'nin talebesi olmuş, ilimleri ve marifetleri ondan almış. (1) İbn ‘Arabî’nin vefatından sonra, halîfesi olup makamına oturmuş, onun bilgilerini ve hikmetlerini yayma işini gerçekleştirmiş. Konevî, gerek müstakil, gerekse İbn ‘Arabî'nin kitaplarına şerh olarak, bir çok eser telif etmiş. Bunlar; tasavvuf, ahlâk, metafizik gibi ilim ve disiplinler başta olmak üzere, geniş bir alana yayılmış. Konevî'nin görüşlerinin ve îzahlarının odak noktasını; Allah'ın zâtı, isimleri ve sıfatlarıyla ilgili bilgiler oluşturuyor. Delillerini, daha çok Kur'ân âyetleri, hadisler ve bazen de önceki sûfîlerin sözlerinden çıkarıyor. İtiraf etmek gerekir ki, Konevi’nin dilinin ağırlığı ve kendine has terminolojisi sebebiyle, eserlerinin anlaşılması ve onlardan istifade edilmesi oldukça zordur.

Konevi, Anadolu'da yetişen büyük sûfîlerden birisidir. Maalesef, hayatıyla ilgili bilgiler çok kısıtlıdır. Şimdiye kadar Mevlevî kaynaklarında bulunan bilgilerden istifade edilmiştir. Konevî'nin eserlerine dair bir makale yazan Osman Ergin ile onun felsefî görüşlerini inceleyen Nihat Keklik, bu konudaki kaynakların başında geliyor.

Konevî'nin tam adı, Ebü'l-Me‘âlî Muhammed b. İshâk olarak biliniyor. Malatya’da doğan Konevi’nin bir iki yıllık fark ihtimaliyle 1209-1274 tarihleri arasında yaşadığı kabul ediliyor. Kaynaklarda babası Mecdeddîn İshâk, Selçuklu sarayında elçilik görevlerinde bulunmuş bir ilim ve devlet adamı olarak biliniyor. Sarayda şehzâdelere ve sultanlara hocalık yaptığı anlatılıyor. İyi imkanlara sahip olan Konevi, ciddi bir eğitim alıyor. Henüz 17 yaşında iken, Malatya'da “İskenderânî” diye meşhur olan Kemâleddîn Ali b. Muhammed'den bir çok mühim eseri okuyor.

Sadreddîn Konevî'nin İbn ‘Arabî ile tanışmasının, Malatya'da 1218-1221 yıllarında olduğu tahmin ediliyor. İbn ‘Arabî'yi, daha 10-11 yaşlarında Malatya'da tanıyan Konevî, onunla birlikte, Şam'a giderek vefatına kadar 20 yıldan fazla yanından ayrılmıyor, Halep, Şam gibi muhtelif şehirleri dolaşarak Şam'da ders halkası teşkil ediyor. 1240 yılında İbn ‘Arabî'nin vefatıyla Evhadeddîn Kirmânî'den feyiz alan Konevî, 1242 yılında Halep'e, oradan da hac yapmak için Hicâz'a gidiyor. Buradan Mısır’a giderek bir süre kaldığı biliniyor. 1246 yılında Hac dönüşünde Konya’ya gelen Konevi, vefatına kadar burada yaşıyor. Hayatının sonuna kadar günlerini eğitim-öğretim, irşat ve eser telifi yaparak geçiriyor. Arkadaşı olan Sultan II. İzzeddîn Keykavus, Konevî’ye bir-iki kere elçilik görevi veriyor. Konevi, Moğollar’a karşı başlatılan cihat hareketini desteklemek için Kırşehir’e gidiyor. Eşiyle ilgili bilgi bulunmazken, Sa‘deddîn adında bir oğlu ve Sekîne adında kızı olduğu rivayet ediliyor.

Konya'nın en büyük âlimlerinden olan Konevi, Ekberiyye tarîkatını temsil ediyor, İbn ‘Arabî'nin eserlerinin şârihi olduğu için “Şeyh-i Kebîr” diye anılıyordu. Özellikle vahdet-i vücûd meselesinde, İbn ‘Arabî'nin düşüncesini hiç kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde, net ve detaylı bir beyanla îzâh etmiştir. Sadreddîn Konevî’nin, tasavvuf bilgisinin yanında hadis rivâyet ederek ve bu ilimde talebelerine icâzet verdiği biliniyor.

Konevi, Mevlânâ Celâleddîn er-Rûmî ile samimi dostluk kuruyor ve sürekli görüşüyor. Mevlânâ, cenâze namazı için Konevî'yi vasiyet ediyor. Namazı kıldıran Konevî, "Dünyada bir tane Şeyhu'l-İslâm vardı, o da gitti" diyerek Mevlânâ'yı övüyor.

Konevî, Moğol fırtınasının İslâm dünyasının her tarafını kasıp-kavurduğu dönemin bizzat tanığı oluyor. Konevî vefat edince, Konya'da kendi adını taşıyan câminin avlusuna defnediliyor. Vasiyetnâmesinde, hocası İbn ‘Arabî'nin yanına defnedilmesini istese de, bu mümkün olmuyor. Mezarının üstü, vasiyetine uygun olarak, açık ve sade bir şekilde yapılıyor. Neslini devam ettiren kızı Sekîne hanım ve henüz kendisi hayatta iken ölen oğlu Sa‘deddîn’in mezarlarına dair bir bilgi bulunmuyor. Konevî câmiinin haziresinde gömülü oldukları tahmin ediliyor.

Konevî, gerek müstakil, gerekse hocası İbn ‘Arabî'nin kitaplarına şerh olarak eserler kaleme alıyor. Şimdiye kadar Türkiye kütüphanelerinde ona âidiyeti üzerinde durulan 23 kitap bulunuyor. Çalışmalar devam ederken birkaç kitabı daha olduğu üzerinde duruluyor. İlginçtir ki, Konevi vasiyetnâmesinde, hıkemiyyâta (felsefe) dair eserlerinin satılarak, parasının fakirlere tasadduk edilmesini, diğer eserlerinin ise vakfedilmesini istiyor. Bu vasiyete binâen vakfedilen kitapların bir kısmı halen Konya'daki Yusuf Ağa Kütüphanesi’nde bulunuyor. Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu’nun ifadesiyle, Konevî'nin eserleri; Tasavvuf, Ahlâk, Metafizik gibi ilim ve disiplinler başta olmak üzere, geniş bir alana yayılmasıyla dikkat çekiyor.     

Konevi, eserlerinde akıl yürütmeye ve felsefeye karşı çıkan tavırlarına rağmen, gerektiği zaman aklı kullanan ve farklı anlamda da olsa felsefe yapan, ilâhî feyiz ve keşfi ön plânda tutan bir çizgiyi koruyor. Konevî’nin eserlerinde semboller kullanışı, ağır bir dille yazışı, dilinin kendisine âit terminoloji ile yüklü oluşu gibi sebeplerle, vasatın üstündeki bir takım zekâlar tarafından bile anlaşılamamış. Mehmet Eren’in ifadesiyle: Konevî'nin usûlü, ne tamamen filozofların takip ettiği akılcı yani rasyonalist bir yol, ne de kelâmcıların yani devrin İslâm ilâhiyatçılarının takip ettiği nakilci-gelenekçi bir yoldur. Onun metodu, tamamen mistik (tasavvufî) bir metotdur. O, Allah'ı bilmede, tasavvufî bir yol tutmasına rağmen, hiçbir zaman, felsefecilerin ve İslâm ilâhiyatçılarının görüşlerini dayandırdıkları akıl ve vahyi de dışarıda bırakmamış. Ona göre, dînî hükümler, ancak akılla bilinebilir ve her şeyin iki temel esası vardır: akıl ve din. Bu ikisi, birbirine bağlı birer nur ve ışıktır. Tabiî, aklın bir sınırı vardır, o her şeyi doğru bir şekilde kavrayamaz. Konevî, aklın sınırlı olduğu hususuna dikkat çekmiştir. Konevî'nin, Allah-âlem-insan ilişkisi eksenindeki düşüncesine göre, Allah, kâinâtı ve kâinâtta olan her şeyi ilâhî bir rahmet ve sevgi ile yaratmıştır. İlâhî rahmet eseri olan bu evren “makro kozmos” yâni büyük kâinât, insan ise “mikro kozmos” yâni küçük kâinâttır. İnsan, kâinât üzerinde yaratılan en mükemmel varlık olup, Allah ile kâinât arasındaki münâsebetlerde bir kilit noktası mesâbesindedir. Kısacası insan, kâinâtın hülâsası ve Allah'ın yer yüzündeki halîfesidir. O, ayrıca, insan kavramını, sıradan insandan kâmil insana doğru ele almaktadır. En mükemmel insan, insân-ı kâmil olup olgun insandır. Zîrâ olgun insan, yer yüzünde Allah'a dair en isâbetli delildir. Olgun insan, kendi benliğini her türlü kötü haslet ve sıfattan temizleyen insandır. Allah'ı bilme yollarının en önemlisi, benliği temizlemek ve her türlü kötü huydan vazgeçerek, nefsi arındırmaktır. Çok kısa olarak sunmaya çalıştığımız bu görüşlerin sahibi Konevî'nin, tasavvufî görüşlerinde, İslâm'ın sınırları içinde kalmaya çalıştığını belirtmeliyiz. O, delillerini dâima Kur'ân âyetleri, hadisler ve bazen de daha önceki sûfîlerin sözlerinden çıkarır. Ancak, belirttiğimiz gibi, dilinin ağırlığı ve kendine has terminolojisi sebebiyle, eserlerinin anlaşılması ve onlardan istifade edilmesi oldukça zordur.

DİPNOT:

(1) Muhyiddin ibn Arabi (1165-1239): Ünlü mutasavvıf, İslam düşünürü ve şairidir. İbn Arabî gerek yaşadığı dönem içerisinde gerekse vefatından sonra sürekli tartışılmış ve hatta neredeyse zahir-batın ilimlerinin ayrışma noktasındaki spekülasyonlarda her zaman odak noktası olmuştur. Bunun bir nedeni kendisinden önce dile getirilmemiş ya da sembolik ifadelerle örtülmüş marifet ilmine dair birçok konuyu eserlerinde ve sözlerinde açıkça beyan etmesi olduğu kadar kendine has üslubunun çok derin ve karmaşık bir yapısı olmasıdır. Belki bu nedenle üstadın kendisi eserlerini avamın okumasını men etmişse de şüphesiz dünyanın birçok yerinde tasavvufun derinliklerine merak salan hemen herkes bir şekilde referans noktası olarak ona dayanmak zorunda kalmıştır. (Detaylı bilgi için www.ibnularabi.com)

...

KONEVİ HAKKINDA KİM NE DİYOR?

William Chittick (ABD):

“İbni Arabi’nin en önemli müridi ve O’nun ekolünün ilk aktarıcısıdır. Sadreddin Konevi hala batıda hemen hemen bilinmeyen ve çalışılmamış birisidir. Stephane Ruspoli’nin en son doktora tezi halen basılmış değildir, bildiğim kadarıyla da batıda bundan başka geniş bir çalışma batı dillerinde yoktur. Konevi, İbni Arabi’nin en önemli tefsircileri olan Sadeddin Fergani, Muhyeddin Cendi ve Fahreddin Irakî’nin en önemli hocasıdır.”

Ömer Binisa (Fransa):

“Şüphesiz Sadreddin Konevi klasik İslâm’ın en otantik düşünürüdür. Fakat aynı zamanda metafizik sahasında yeni ufukların adamıdır. O, yeni felsefede kendine ait güçlü ve özellikli ifadelere sahiptir.”

Seyit Hüseyin Nasr (ABD):

“İbni Arabi’nin müfessirlerinin ve şarihlerinin rolüne işaret etmek gerekiyor ki, bu önemli şahsiyetler arasında bütün doğu İslam ülkeleri özellikle İran’la ilgili olan şahsiyetlerin en önemlisi İbni Arabi’nin Konyalı talebesi ve üvey oğlu Sadreddin Konevi’dir. İbni Arabi’nin talimatı onun vasıtasıyla bu memleketlere ulaşmıştır. Hakikaten şaşırtıcıdır ki tesiri bu kadar geniş olan bu çok önemli ve büyük sufi şeyhi hakkında çok az araştırma yapılmıştır.” 

Prof. Dr. Halil Cin:

“Sadreddin Konevi, gerek yaşayışı ve telkinleri, gerekse kitapları ile İslam Medeniyeti içinde Türk Tefekkür tarihine ve Türk sosyal hayatına büyük tesirler bırakmıştır.”

Doç. Dr. Hasan Kamil Yılmaz:

“Sadreddin Konevi, Konya adını dünyaya duyuran değerli bir mütefekkirimizdir.”

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu:

“Büyük hakim, sufi, arif billah, hadis alimi Sadreddin Konevi, milletimizi meydana getiren kültür değerlerimiz içinde seçkin bir yere sahiptir. Mevlana’da olduğu gibi, kendisini önce kendimiz iyice tanıyıp, sonra da dünyaya tanıttığımız takdirde, Konya ikinci bir İbni Arabi’nin insanlığa sunulmasında öncü olacaktır.”

Şeyhülislam Molla Cami (1414-1492):

“Şeyh Sdareddin Muhammed Konevi, zahiri ve batıni, akli ve nakli bütün ilimleri cem etmişti”

İsmail Hakkı Bursevi (Kitabül Hitap):

“Konevi ile Mevlana arasındaki fark, yer ile gök arasındaki fark gibidir”

Şemseddin Sami (1850-1904):

“Sadereddin Konevi, kibarı evliyadan olup, zahiri ve Batıni ilimlerde asrının feridi (bir tanesi) olup talebelerinden nice meşhur alimler yetimiştir”

Prof. Dr. Ramazan Ayvalı:

“Evliyanın büyüklerinden ve kelam alimlerinden olan Sadreddin Konevi’nin Kelam ilmindeki yeri eşsizdir. İbnül Arabi’nin Vahdeti vücut hakkında söylediklerini ve yazdıklarını, dinen ve akla uygun olarak izah etmiştir.”

Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük:

“Kelam ilmini de çok iyi bilen Sadreddin Konevi: hadisi, tasavvufu, kelamı, felsefeyi ve tefsiri kendisinde mezceden bir ilmi kişiliğe sahiptir. Onda Mekke, Medine, Semerkand, Buhara, Endülüs birleşmiş Konevi olmuştur.”

Doç. Dr. Ekrem Demirli:

“Belki de hiçbir mutasavvıf teorik tasavvuf tarihinde Sadreddin Konevi kadar etkili olmamıştır. Konevi, önceki sufilerin Tanrı anlayışlarına sistematik bir yapı kazandırmakla meseleye yeni bir boyut kazandırmıştır. Böylece metafiziğin konusu olarak Tanrı, bir yandan insan bilgisinin ana konusu olarak görülmüş öte yandan sufilerin öteden beri geliştirmiş oldukları seyri suluk yöntemleriyle de Tanrı’ya yaklaşmak ve O’nun sevgisini kazanmak insanın en temel varlık gayesi kabul edilmiştir.”

...

Konevi: Akıl, vahiy ve bilgi hazinesidir

Sempozyumun açılış konuşmasını MEBKAM Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Sönmez yaptı. Sönmez, şunları kaydetti: “Konevi, keşfe dayalı bilgiye erişmiş özel birisidir. İnsan, yaratılış ve eşya hakkındaki görüşleri bütün dünyanın dikkatini çekmiştir. Konevi, zamanını ve kendisinden sonra gelenleri aydınlatan bir bilgi kaynağıdır. Konevi, bütün ilimleri cem etmiştir. Asrında tek olan Konevi, birçok ilim adamı yetiştirmiştir. Fikirleri ve eserleri üzerinde detaylı çalışmalar yapılmamıştır. Doğu’da ve batıda araştırmacılar Konevi hakkında her geçen gün daha detaylı bilgilere ulaşmaktadır. 22 kitabı ve 44 risalesi vardır. 10 kitabı Türkçe olarak yayınlanmıştır.” 

Meram Belediye Başkanı Refik Tuzcuoğlu, açılış konuşmasında şöyle konuştu: “Konya stratejik bir öneme sahip bir kent özelliği taşıyor. Kültürel fetih ve medeniyet hakimiyeti bu toprakların bize ait olmasını sağlamıştır. Bu beldeler bu yolla mamur ve kalkınmış bir coğrafya haline gelmiştir. Mevlana ve Konevi’nin Konya’ya gelişiyle medeniyet kavşağı haline gelen Konya, irfan kaynağı bir merkeze dönüşmüştür. Bu kaynaklardan beslenen Konya, ruhu olan bir şehirdir. Konya’nın bu ruhuna sahip çıkmak için çalışmalar yürütüyoruz.”

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ise konuşmasında Konevi’nin dünyadaki akademik çevreler tarafından keşfedilen büyük bir düşünür olduğunu belirterek, “Bu sempozyumlarla Anadolu aydınlanması yeni nesillere ışık tutacaktır. Selçuklu döneminin iki önemli ismi Mevlana ve Konevi’nin görüşlerinin yeniden insanlığa sunulması büyük önem taşıyor. Bu bir misyondur. Bu yolla dünya farklı bir bakış açısıyla İslam düşünürleriyle tanışmaktadır.”diye konuştu.  

Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü Mustafa Atalar, Konevi gibi abide şahsiyetlerin unutulmaması gerektiğine dikkat çekerek, “İlim irfan ve fazilet yolunda çalışa Konevi, kelam ve tasavvuf ilimlerinde çok kıymetli eserler veriyor. Konevi, sistemli çalışmalarıyla bilginin efendisi olmuş bir şahsiyettir. Zaferle girilen yerler, İslam medeniyetiyle vatan olmuştur. İslam olmasaydı Anadolu’nun fethedilmesi mümkün olmayacaktı. İslam onu iyi bilenlerle kaim olacaktır. İlim ve ilim adamlarının önemine, gücüne dair Kuranı kerimdeki ayetler vardır. İlim ve alimin önemini kavrayan medeniyetler yükselmiştir.”dedi.

Protokol konuşmalarının ardından başlayan 1. Uluslararası Sadreddin-i Konevi Sempozyumu’nun ilk gününde 3 oturumda 14 tebliğ sunuldu.    

BİRİNCİ OTURUM

Oturum Başkanı Prof. Dr. Kenan Gürsoy

Prof. Dr. Mohammad Khajavi Mazandarani:

“Bismillahirrahmanirrahim. Bu sempozyum kamil olan insanla ilgilidir. Burada ilahi bilimler ve rabbani değerleri konuşacağız. Konevi’nin zamanla ilgili görüşleri en dikkat çeken hususlardandır. Bazı filozoflar zaman hakkında çeşitli görüşlerde bulundular. Filozoflar zamanı hareket düzeyiyle sınırlı kabul ettiler. Bazıları ise zamanın vacibul vücut olduğunu söylediler. Mevlana, mesnevisinde geçmiş gelecek bütün zaman birdir der. Konevi, zamanı esmanın hükümlerine bağlamıştır. Her vücudun her aşamasında her hakikat gerçekleşmektedir. Cisimlerin nihayetleri bir orandır. Bu zati için bir harekettir. Sabit olan dünyada zaman yer almaktadır. Bu değişken oranıyla ilgilidir. Aynı zamanda meydana gelen değiliklikler kemiyetten soyutlanmıştır. Zaman, ruh ve cesetler ile ilgilidir. Zaman cismani dünyanın tamamında yer almaktadır. Zamanın marifeti varlığıyla ilgilidir. Müphemdir. Allah (cc) der ki: zamandan kötü bahsetmeyin. Peygamberimiz (sav) de bunu öğütlemiştir. Zamanın ezeli Allah’la ilgilidir. Başlangıcı ve sonu yoktur. Hal ancak Allah’a aittir. Dünya aynı zaman içinde devam etmektedir. Allah’ın zamanı süresi yoktur. Hüküm verirken nazara göre verilirse yanlışa düşülür.” 

Prof. Dr. Hüsamettin Erdem:

‘SADREDDİN KONEVİ’DE İLAHİ MENZİLELER’

“Sufilerin varlık açıklamaları dikkat çekicidir. Dindeki varlık açıklamaları oldukça anlaşılır ve tutarlıdır. Konevi’nin ilahi menzileler düşüncesi varlık konusuna önemli katkılar sağlar. Bu menzileler Konevi’de 5 sırada anlatılır. Son mertebe insanı kâmildir. Ona göre varlık emri hakikatlerin hakikatinden rahmaniliğe gider. Daha sonra varlık emri, en son insanda birleşir. Konevi, ilahi menzilelerinin meydana gelişindeki iletişimi mutlak varlıktan başlatarak çokluğa doğru gerçekleşen bir süreç olarak düşünür. Böylece bilinmeyen bilinir, birleştirici rahmet hükmü egemen olur. Konevi varlığın yaratılışı sürecinde, yaratılmışlar yaratana çıkarlar. Konevi, yaratış serüveninde aşağıdan yukarı çıkışı ulvi aleme miraçtır. Bunun anlamı makamların tezahür ettiği aşamaların ortaya koyulmasıdır. Bunlar zamanla mekânla ilişkili değildir. Konevi, ruhlar aleminin cisimlerden öte olduğunu anlatır.”

Stephen Hirtenstein (Muhyiddin İbnü’l Arabî Derneği (MIAS) Editörü):

“Derin teşekkürlerle başlamak istiyorum. Tasavvufun devlerinden biri hakkında konuşuyoruz. Konevi son derece önemli eserler yazdı. Arkasından gelenlere büyük ilham kaynağı olmuş Fatih Sultan Mehmet tarafından eserleri yaygınlaştırılmıştır. Konevi’ye verilen ünvanlar tamamiyle müstesnadır. 13. yüzyıl Konya’sında bu istisnaidir. Konevi, zamanının müstesna ismidir. Tanrıyı bilen liderlerin lideri olarak anılmaktadır. Peygamberlerin ve habercilerinin varisi olarak kabul edilmektedir. 40 hadis şerhinde 29’unu tamamlayabilmiştir. Hadislerin kralı olarak adlandırılmıştır. Konevi, İslam’ı Hz. Peygamber’in kalbinin yıkanmasıyla anlatıyor. Konevi, peygamberi eksiksiz insanın tezahürü olarak anlatmaktadır. Biçim ve anlam arasındaki ara dünya Konevi’de insanın gerçekliğini ortaya koyar. İnsanın en mükemmeli Hz. Muhammed’dir. Peygamber yol göstermek için yaratılmıştır. Şeytan O’nu taklit edemez. Konevi’de ilahi imajdan sapma yoktur. İnsan imajının odağının gerçek erdem olduğunu gösterir. Yol gösterme üzerine vurgu Konevi’de önemlidir.”

Dr. Semih Ceyhan:

‘OSMANLI MESNEVİ ŞERHÇİLİĞİNDE SADREDDİN KONEVİ TEFSİRİ’

“Konevi, Mevlana ile vahdette buluşmaktadır. Züht ile aşkın bir arada olmasını savunmuşlardır. Onlar, muhakkik sıfatına layık olan isimlerdir. Allah, insan ve alem ilişkisini ortaya koymada tahkik tasavvurunun ürünlerini ortaya koymuşlardır. Ekberi ve Mevlevi düşünce geleneklerinde temel, vahdeti vücut ilmiyle oluşur. Konevi, varlık hakikatine ulaşmada müşahede yöntemini savunur.”        

Son bölümde Yrd. Doç. Dr. Haşim Şahin, ‘Şeyh Mecdüddin İshak’ın Selçuklu İdaresiyle İlişkileri’ni anlattı.

Sadreddin Konevi, düşünceleriyle insanlığı aydınlatmıştır

İKİNCİ OTURUM

Oturum Başkanı Prof. Dr. Şerafettin Gölcük:

“Konevi, devrinin büyük entelektüelidir. 20 yıl önce andığımız bir toplantının ardından bugün buradayız. Konya’nın yer altındaki zenginlikleri ruhunu, maneviyatını oluşturmaktadır. Aşk ve cezbe timsalidir. Akıl, vahiy ve bilgi hazinesidir. Akla çok büyük önem vermiştir. 

Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz,

‘Konevi’de Rüya Anlayışı’

“40 Hadis şerhinde rüya ağırlık kazanmıştır. İbrahim ve Yusuf aleyhisselamın, son olarak Peygamberimizin rüyaları Kur’an’da anlatılmıştır. Rüya insanlıkla birlikte varolmuştur. Rüya konusu birçok alanda gündeme gelmiş, onunla amel edilip edilmeyeceği tartışılmıştır. Tasavvufta rüyanın yeri konusunda çeşitli görüşler vardır. Rüyayla vakit kaybedildiğini düşünen akımlarda vardır. Mevlana’da da rüya vardır. İbni Haldun’un mukaddimesinde rüyaya değer verdiğini görüyoruz. Konevi, eserlerinde rüyadan bahsediyor. 40 hadis şerhi eserinde, 3 hadisi rüyayla ilgili olarak şerh ediyor. Rüyanın zamanıyla ilgili seher vakti görülen rüyalar konusundaki hadisi örnek veriyor. Seher vaktinde görülen rüyayı aynıyla zahir olabileceğini söylüyor. Konevi, Hz. Peygamber’in rüyada suretine uygun görünüşünü kabul eder. Rüya bahsinin yorumla alakalı olduğuna dikkat çekiyor. Konevi, rüyanın yorumlanmasına saygı göstermiştir. Rüya konusundaki ölçüleri anlamlıdır.” 

Prof. Dr. Zaim Khenchelaoui:

“Şeylerin şeyhi olarak Konevi, büyük bir mutasavvıf bilgindi. Konevi’nin hocası İbni Arabi’nin Paris’te heykeli dikildi, İran’da bir müze açılıyor. Fransa bir pul yayınladı. Arabi’yi keşfeden Avrupa’da Konevi’de çok iyi bilinmektedir. Konevi, sufi mücahit özelliğiyle Ekberiye ekolünün temelini oluşturuyordu. Gayb risalesi ilim dünyasında büyük ilgi görmüştür. Büyük ve dev sima irfani ekolün en önemli temsilcisiydi. Ruhi bağlantı bu zatların bereketiyle intikal etmiştir. Konevi’nin eserlerinin yayınlanması memnuniyet vericidir. Ortak kültürümüze yardımcı olacaktır. Onun istisnai bir yaşamı oldu.”

Dr. Ömer Türker

‘Konevi Metafiziği’nin Sorunları’

“Birlikten çokluğun çıkması metafizik sorunların başında geliyor. Konevi, birden bir çıkar ilkesinin kabulü zor bir ilke olduğunu söylüyor. Konevi, birden genel bir varlık tecellisini anlatıyor. Bu şekilde genel varlık tecellisi ilkesiyle, her bir nesnenin tanrıya bakan yönünün olduğunu söylüyor.”

Yrd. Doç. Dr. Ekrem Demirli

‘Türk Düşüncesinin Kurucu Düşünürlerinden birisi olarak Sadreddin-i Konevi’

“Konevi, bir bilim kurarak ayrıcalık kazanmıştır. Kurucu bir düşünürdür. Bilgi ile bilimi ayırt etmek esasına göre Konevi’yi incelemek anlamlıdır. Malumat sahibi olmak farklı, sistematik olarak yönetem ve kurallarla bilgiye sahip olmak farklıdır. Bu yönüyle bilim kurmak Konevi’ye aittir. Konevi, tasavvufu bütün İslam bilimlerini yorumlayacak bir şekilde yeniden kurulmuştur. Bütün İslam bilimlerinin merkezine oturarak tasavvufu yeniden kurmuştur. İlmi ilahi diyerek bunu ifade etmiştir. Bunu bütün ilimlerin çatısı olarak tasavvur etmiştir. İslam tarihindeki kurulan son bilim bu olmuştur. Son büyük ilmin, entelektüel hareketin temsilcisiydi. Konevi, İslam bilimleri içinde son büyük teşebbüslerden bir tanesinin sahibidir. Kelam ve felsefede olduğu gibi şarihlerle birlikte ciddi bir literatür ortaya çıkmıştır. Konevi, İbni Arabi’nin düşüncelerinin kemal dönemini yansıtıyor. Anadolu, Konevi ile birlikte bu entelektüel birilimin en önemli varisidir. Ekberilik demek, Konevilik demektir. Bu düşüncenin kurucusudur.”

ÜÇÜNCÜ OTURUM

OTURUM BAŞKANI PROF. DR. DİLAVER GÜRER

Doç. Dr. Mustafa Sabri Küçükaşçı:

‘Konevi’nin yaşadığı çağda İktidar-Sufi çevre ilişkileri’

“13.yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’ya çeşitli akımlardan dervişler gelmeye başlamıştı. Tasavvufi kişilerin ilk temas kurduğu kişiler iktidar sahipleri olmuştu. Sultanların tasavvufi kişilere yakınlığı manevi nüfus oluşturmuştur. Selçuklu sultanları ilim adamlarına büyük önem vermişti. Konevi, Konya bürokrasisinde görev alan kişilerle ilişkideydi. Yetişmelerine katkıda bulunuyordu.”  

Dr. Abdullah Kartal

‘Alternatif bir Vahdet-i Vücud Yorumculuğu: Simnani, Cili ve İmam Rabbani Örneği’

“Vahdet-i Vücud doktrini bir başlangıç noktasıdır. Vahdet-i Vücud kendinde varlık olarak ele alınmaktadır. Varlık, sufilere göre haktır. Bu da mutlak varlıktır. Simnani, Vahdet-i Vücudu tenkit eder. Cili, varlığın zatın sıfatı olduğunu söyler. Cili, Vahdet-i Vücud konusunda İbni Arabi geleneğinden ayrılmaktadır. Onun doktrinine göre birliğin özünde varlık yoktur. İmamı Rabbani, Allah (cc) alem ilişkisinde bu bakış açısını doğru bulmaz. İlim, amel ve ihlas Rabbani’ye göre önceliklidir. İmamı Rabbani, ehli sünnet kelam ulamasını üstün görür.” 

Mohammad Reza Mehrafza:

‘İran’da Sadreddin Konevi Faaliyetleri’

“Bismillahirrahmanirrahim. İran’da ebedi akıl dergisinde Konevi’nin iki eseri Farsça olarak yayınlanmıştı. Felsefe ve Hikmet Derneği’nde çalışmalar yapılıyor. Konevi, hakkında 15 kadar tez bulunuyor. Kum’da medresede incelemeler yapılıyor. Sözlerimin sonunda Konevi için sizden bir Fatiha istiyorum.”

Sempozyumun ikinci  ve son gününde 4 oturumda 18 tebliğ sunuldu.

DÖRDÜNCÜ OTURUM

OTURUM BAŞKANI PROF. DR. AHMET ÖNKAL

Bakri Aladdin (Suriye):

‘Kaderin boyutları ve sırrı’

“Konevi, İbni Arabi’nin en önemli talebesidir. Gaybı ancak Allah bildiği için kader konusunda konuşmak çok tehlikelidir. Bu yolda yürüyen sadece Konevi olmuştur. İbni Arabi, sufi yetenekleriyle donatılmıştı, Konevi’de onunla aynı mertebelere ulaşmak istedi. Konevi, kaderin sırrı kapısını açan İbni Arabi’yi takip etti. Kaderin sırrı, insan içindir, bilimle elde edilemez. Yaşam ilk yaratılıştaki kadere göre geçekleşiyor. Değişmez gerçek ezelden geliyor. Allah, sufilere ilahi iradesiyle kaderini öğrenme imkanı tanımaktadır. Kaza ve kader ezelden beri sabit olarak yazılmıştır. Eşya ilahi varlıkla bağlantılıdır. Kendi asil bir şekli yoktur. Varlık gerçeği Allah’ın bahşettiği bir vergidir. Kaderin sırrı karanlık bir sorundur. Akıl ve düşünceyle öğrenilemez. Kaderin sırına akıl eremez. İlahi keşifle, sufi yola girmekle, Peygamberin gittiği yoldan gidilerek anlaşılabilir. İnsanın kendi kendini öğrenmesi Allah’tan bir lütuftur. Kişisel bir beceriden söz edilemez. Kaderden, bu yönüyle sadece İbni Arabi ve Konevi bahsetmiştir. Kader, eşya için verilmiş bir hükümdür. Zamanlamadır. Fiillerin zaman içinde meydana gelmesiyle ilgilidir. İnsanın belirgin kimliği vardır, değişmez. İnsan zorunlu kılınmaktadır, kaderinden kurtulamaz. İslam’daki emirlere karşı kudreti vardır. Konevi ve İbni Arabi arasındaki ilişki ruhani bir ilişkidir, Konevi doğmadan önce bu ilişki vardı. Konevi ölmeden önce vasiyetinde Peygamberimizin hadislerine uygun, İbni Arabi’nin elbisesiyle gömülmek istedi. Konevi, Arabi’nin düşüncelerini dile getirmektedir. Hiçbir şekilde onunla çelişkiye düşmemektedir. Konevi, ruhi gelişmesinde hocasının etkisiyle kaderin sırrına erişmişti. Bütün varlıkların gerçeklerini öğrenmeye çalışmıştır. Dua, sabit olan kaderdeki hususları değiştiremez. Kaderin sırrıyla ilgili Konevi ve Arabi aynı çözümleri dile getirmektedir.”

Prof. Dr. Azmi Bilgin

‘Osmanlı Kaynaklarında Sadreddin Konevi’

“Konevi’nin sahip olduğu bilgi birikimine kimsenin erişemediği Osmanlı kaynaklarında belirtilmektedir. Eserleriyle insanlığı güneş gibi aydınlatmıştır. Konevi, Arapçayı ve Farsçayı çok iyi biliyordu. Kaynaklarda şu şekilde bilgiler yer alıyor. Babasının kuyumcu başı olduğunu Evliya Çelebi yazmıştır. Vahdeti vücut düşüncesinin Anadolu’da tutunmasında etkili olmuştur. Küçük yaşlarda İbni Arabi’den dini ve tasavvufi eğitim aldığı yazılıyor. İbni Arabi’den aldığı bilgileri dinen ve akla uygun olarak yorumlamak, açıklamak istemiştir şeklinde sunuluyor. İbni Arabi’nin Konevi’yi yetiştirmek için Anadolu’ya geldiği belirtiliyor. Konevi’nin etkisi konusunda Osmanlı kaynaklarında, doğrudan onun düşünceleri anlatılmak yerine göndermeler yapılıyor.”    

Sema Özdemir

‘Konevi’nin Mirası: Davud Kayseri’de Metafizik Bilginin İmkanı Sorunu’

“Konevi ilk kez tasavvufun temel kaidelerinden bahsetmiş ölçüler koymuştur. Davud Kayseri’de aynı alanda çalışmıştır.  Kayseri, Konevi gibi akli temellerde tasavvufu ortaya koymak istemiştir. Tasavvufun akli ilkeleri olduğunu savunur. Tasavvufu ilmi bir disiplin olarak kabul etmiştir. Kayseri, aklın bilgiden payı olduğunu belirtmiştir. Kayseri, suretlerin hakikatlerinin kalbin aydınlığıyla keşfin bilgisine ulaşılabileceğini söyler. Akıl, kalbin kuvvelerinin altında bir daldır. Aklın vahiy bilgisini kabul etmesi şart koşuluyor. Kayseri’ye göre hakikatler akli ilimlerin ilkeleriyle anlatılmalıdır. Kayseri, aklın imkanlarını reddetmiyor.”

Doç. Dr. Bayram Kılıç

‘Sadreddin Konevi’ye göre yorum’un (Şerh-Te’vil) İmkanları ve Sınırları-Sınırlılıkları’

“Konevi, yorumda zirve olan bir şahsiyet olmuştur. Bilinçli ve yöntemli bir şekilde eserlerinde düşüncelerini ortaya koymuştur. Allah’ın bilinmesine dair bilgileri yorumlarken uyarılarda bulunur. Anlamaya davet eder. Yorumun sınırı konusunda, ‘anlamadığın şeyi inkar etme, doğrulayamadığın şey yok sayılmaz, başkasının bildiği durum var olabilir’ şeklinde uyarılarda bulunur.”

Sadreddin Konevi, akıl denizi bir İslam bilginidir

BEŞİNCİ OTURUM

Oturum Başkanı Prof. Dr. Rahmi Karakuş

“Konevi, büyük bir cevher. Onu yıllarda inceleyecek anlamaya çalışacağız. 13. yüzyıl çok özel bir yüzyıl olarak nitelenmektedir. 13. yüzyıl Anadolu’su bir yıldız gibi. Buradaki ışığa insanlar dünyadan koşarak geliyorlar. Bir şeyler bu yüzyılda Anadolu’da olgunlaşıyor. Büyük bir çatı oluşuyor. Kendisinden sonraki yüzyıla önemli bir birikim hazırlanıyor. Bu yüzyılda Anadolu’daki düşünce, büyük bir hazine olarak bizi beklemektedir. Konevi, 10. asırda başlayan süreci taçlandırmıştır. Bir medeniyet temelleri atılmıştır. Anadolu gönül yurdudur. Bu bize özgü bir düşüncedir. Bunun mimarlarındandır Konevi. Bir topluluğun yeni bir istikamet kazanmasını sağlamış, yeni bir ilgi alanı açmıştır.”

Yrd. Doç. Dr. Sait Başer

‘Sadreddin Konevi Üzerinden bir Entelektüel Stratejisi Okuma Denemesi’

“Anadolu, Malazgirt’ten sonra hızla fethedildi. 4 yılda İznik’e geliniyor. 20 yıl sonda haçlı seferleri başlıyor. Milyon milyon ordular geliyor 100 yıl devam eden bir mücadele devam ediyor. 1075 İznik’in fethiyle arı kovanına çomak sokuluyor. 12. yüzyıl Türklüğün varlık mücadelesi verdiği bir asır. 13. yüzyılda bir Moğol asrıdır. Türklerin Müslüman oluşları dikkatli bir tarihçi gözüyle bakınca töre terk edilmeden gerçekleşmiştir. Konevi, bir insan inşa etme projesi ortaya koymuştur. Konevi’yi anlama bir yaratmadır. Konevi’nin şahsında mükemmel bir entelektüel yaratma projesine tanık oluyoruz. Konevi, eserlerinde doğrudan Türkçü vurgu bulamazsınız. Evrensel nitelikli bir ahlak modeli geliştirmek istemişlerdir.”

Prof. Dr. Mikail Bayram

‘Fatih Sultan Mehmet’te Sadreddin Konevi Hayranlığı’

“Fatih, yüksek bir ilim ve sanat adamıydı. Konevi’ye bakış tarzı ve tutumu, siyaset-fikir dünyasında etkili olmuştur. Konevi’nin eserleri Fatih zamanında özenle şerh edilmiştir. Fatih’in kütüphanesinde Konevi’nin eserlerinin özel bir yeri bulunuyordu. Fatih’in hocası Akşemsettin Konevi’nin kütüphanesinde bir süre çalışma yapmıştır. Fatih, Konevi’ye büyük ilgi duymuş tanımaya çalışmıştır. Konevi’nin eserlerini Farsça tercüme ve şerhlerinden okumuş tetkik etmiştir.”

Doç. Dr. Alaaddin Aköz

‘XVI. Yüzyılda Şeyh Sadreddin Konevi Vakfı

“Bu vakfa ait ilk kayıt Fatih döneminde bulunuyor. Bu kayıt defteri günümüze kadar ulaşmıştır. Konevi Vakfı küçük ama saygın bir yapı olarak Mevlana vakfından sonda ikinci sırada yer almıştır. Bu vakıf zaviye vakfıdır. 16. yüzyıl sonunda ekonomik sıkıntıya düşen vakıf çalışmalarına bir süre ara vermiştir. Ladik köyünün gelirleri vakfa aittir. En eski kayıtlar Fatih devrine aittir. 30 civarında arsa gibi zemin geliri bulunuyordu.” 

Doç. Dr. Hülya Küçük

‘Sadreddin Konevi’nin En-Nusûs Fi’t-Tahkik Adlı Eseri’

“Konevi’ye ait olduğu bilinen 25 eser mevcuttur. İbni Arabi’ye nazire olarak yazdığı bu eserin 38 nüshası, 5 şerhi bulunmaktadır. Bölümlere ayrılan bu kitapta fikirlerini Allah’ın tanınmazlığı üzerine kurar. İşari manaların yer aldığı kitapta Hak ifadesinin kullanılmasına özen göstermiştir.” 

ALTINCI OTURUM

Oturum Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çiçekler:

“Konevi gibi gönül insanları kainatı perdeler arkasından görerek eserlerini kaleme almışlardır. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen aynı ışık etrafında toplanıyoruz. Merkez Konevi olarak farklı konuları burada ele alacağız.”

Prof. Dr. Tahsin Görgün:

‘Düşüncenin Mevzusu ve Maksadı olarak İnsan: Konevi, Fenari ve Heidegger’de Varlık Meselesi’

“Varlık meselesi, ne olduğu sorulduğu zaman hiçbir şey olarak karşımıza çıkıyor. İnsan ve insanı kamil hakkındaki eserler İslam düşüncesinin en ağır eserleri arasında yer almaktadır. Tefekkürün zirvesi buradadır. Batı düşüncesinde de nihai nokta insan olmuştur. İnsan varlığın manasıdır. Konevi’de varlığın gayesini insanı kamille açıklamıştır. İnsanlığın varoluş sorunu, günümüzdeki toplumsal problemler bu bakış açısıyla çözüme kavuşacaktır.”

Dr. Ghasem KAKAIE

“Vahdeti vücud meselesi irfandan menşei almıştır. Bu bütün irfani düşüncelerin çekirdeğidir. Arif, irfani vahdeti tecrübe etmiştir. Kendi keşif ve tecrübelerini bizlere anlatarak kapı açmışlardır. Konevi ve Mevlana’nın deneyimlerine ulaşamayız. Kendi ifadelerine değinebiliriz. Tevhid, vahdeti vücuddur. İnsanı kamile ulaşmak vahdeti vücudla olur. Muhabbet ve aşk yolu, ilim ve akıl yolu marifete ulaştırır. Konevi, İbni Arabi’yi takip etmiş, üstün eserlere, zengin bilgilere ulaşmış, daha üstün olmuştur. Söylediklerindeki kudret çok üstündür. Mevlana’nın muhabet irfanı ve Konevi’nin akıl irfanı Konya’da buluşmuştur. Bu iki şahsiyet veli ve insani kamil mertebesine ulaşmışlardır. Mevlana ve Konevi arasında hiçbir ihtilaf olmamıştır. Konevi, yüksek ilmi ve irfanıyla bilinmektedir. Konevi, akıl denizi olan bir İslam bilginidir. Mevlana ile insanı anlamada aynı yoldadır.”      

Doç. Dr. Mehmet Eren:

‘Sadreddin Konevi’nin Tasavvufi Hadis Şerhçiliği (Hz. Peygamber’in Rüyada Görülmesi rivayeti çerçevesinde)’

“Konevi, eserlerinde ayet ve hadislerle vahdeti vücudun delillerini arz etmiştir.40 hadis şerhini 29 hadisle sonlandırmıştır. Bu hadislerin hikmet ve sırlarının üzerinde durulmasını ister. Külli kaidelere uygunluk ölçüsünü koyar. Kitabın yarısını teşkil eden iki hadiste keşif yoluyla elde ettiği bilgileri sunar. Konevi, ayet ve hadisleri vahdeti vücud dairesi nazariyesine göre anlar  ve yorumlar. Rüyaların sırrı konusunda açıklamalar yapmıştır. Salih rüyaları uyarı ve müjde olarak yorumluyor. Peygamberlerin rüyalarına işaret ediyor. Konevi’nin rüya konusundaki bilgileri orijinal ve ufuk açıcıdır. Rüyalarda Peygamberimiz’in görünmesiyle 9 sahabiden bildirilen hadisler vardır. Bu hadislerin açıklanmasında değişik görüşler ortaya çıkmıştır.”   

Mustafa Topatan:

‘Mevlevi Menakıbnamelerinde Sadreddin Konevi’

“Mevlana ve Konevi, aynı dönemde yaşamış, yakın ilişki içinde olmuşlardır. Konevi, 38 yaşında Konya’ya geliyor. 85 yaşında vefat ediyor. Mevlana ile münasebetleri ilk olarak Şam’da oluyor. Her ikisinde hakikate dair birliktelik vardır. Sıcak, saygın ve hürmetkarane bir ilişki vardır. Konevi, Mevlana’nın vefatından sonra bir rubai söylüyor. Konevi bütün ilimlerde ulemalar arasında anılıyor. Mevlana ünvanının Konevi, tarafından verildiği söyleniyor.”    

YEDİNCİ OTURUM        

Oturum Başkanı Prof. Dr. Reşat Öngören

“Osmanlı’nın düşünce yapısını oluşturan ana damarlardan birisini Konevi oluşturuyor. 6. ve 7. asrın düşünce yapısını şekillendiriyorlar. Düşünce mirasımızın sınırları aşan bilgini Konevi’dir. Konevi’nin tanınması çok önemli kazanımlar sağlamaktadır.”

Doç. Dr. Naim Şahin

‘Sadreddin Konevi’de Sevgi -Yaratma İlişkisi’

“Konevi, yaratma modellerinde dönüm noktası olarak nitelendirilen düşünür olarak dikkat çeker. Konevi, varlık felsefesini kapsayan alanda çalışmıştır. Konevi’de ilimle sevginin ayrılmazlığı vardır. Burada Allah’ın isimleri üzerinde bu yönde değerlendirmeleri vardır. Sevginin neticesi olan yaratma, Konevi’de estetik bir boyutu beraberinde getirmektedir. Bu eşi benzeri olmayan bir sanat eseri olarak karşımıza çıkıyor Konevi’nin eserlerinde. Bütün bunları Cenab-ı hakkın bir ikramı olarak değerlendiriyor.”   

Doç. Dr. Mehmet Dalkılıç

‘Konevi’de Tekafü-i Edile (Delillerin Denkliği) Kavramının Mezheplerin Birbirini Anlamadaki Katkısı’

“Konevi, Türk düşünce hayatında derin izler bırakan bir İslam bilgindir. Konevi, genel İslam düşüncesine çok ciddi katkılar sağlamıştır. Konevi, filozofların çelişkileri üzerine çalışmalar yapmıştır. İdrak arayışındaki yetersizliklere işaret eden Konevi, İslam düşüncesinde akıl ve vahiy ilişkisini temellendirmiştir.”

Doç. Dr. Gönül Bunyadzade

‘Azerbaycan’da Sadreddin Konevi’

“Konevi, Azerbaycan’da çok az tanınıyor. Bu sempozyumla birlikte araştırmalar başlamış oldu. Azerbaydan, İslam kültürünün organik bir parçası olmuş, katkı sağlamıştır. Tüm İslam ekolünün temsilcileri burada eserler vermiştir. Tasavvuf deryasında sonsuz bir damla olan Konevi, dini tecrübe ve yaşam tarzıyla dikkat çekmektedir. Tasavvufun köküne bakılması için dikkat çekmiştir. Sistemleştirmiştir. Konevi, yeni bir ekol oluşturmuştur. İslam düşüncesinde incelen bir zincirde sağlam bir halka olarak vazife yapmıştır.”

Doç. Dr. Hidayet Işık

‘Sadreddin Konevi’nin Hz. İsa ile ilgili Görüşlerinin Müslüman ve Hıristiyan Teolojisi Açısından Değerlendirilmesi’

“Hıristiyanlıkta Hz. İsa meselesi çok girifttir. Yeryüzüne inmesiyle ilgili tartışmalar hiçbir zaman bitmemiştir. Konevi, Hz. İsa ile ilgili bölümlerde ince işari manalarla atıfta bulunuyor. Hz. İsa’nın Hak ile özel bir yakınlığı olduğunu, Allah’tan bir ruh olduğunu anlatarak, mucizelerinden söz ediyor. Hz. İsa’nın Peygamberimizi müjdelemek için geldiğini belirtiyor. Hz. İsa için Ruhulllah denilmesi, özel manadadır. Konevi, Hz. İsa ruhani bir hayat yaşadığını anlatır. Konevi, Hz. İsa’nın mucizelerinden örnekler vererek, ahir zamanda gelişinin kabulünün gerektiğini söyler. Ahir zamanda gelişi ve deccali öldüreceği bilgisine yer verir. Bu görüşlerinin Hıristiyan kaynaklardaki bilgilerle ilgisi yoktur.”

DEĞERLENDİRME OTURUMU

1. Uluslararası Sadreddin-i Konevi Sempozyumu’nun değerlendirme oturumu Meram Belediyesi Kadın Meclisi’nde yapıldı. Meram Belediye Başkanı Refik Tuzcuoğlu, MEBKAM Başkanı Hüsamettin Sönmez ve tebliğ sunan ilim adamları, sempozyumla ilgili görüşlerini açıkladı. Sempozyumla ilgili çok olumlu tepkiler aldıklarını ve başarılı bir şekilde tamamladıklarını belirten Meram Belediyesi Konevi Araştırma Merkezi (MEBKAM) Başkanı Hüsamettin Sönmez, “Biz MEBKAM olarak bir platform oluşturmak istiyoruz. Bu konuda herkesin teklif ve önerilerine açığız. Ülkemizde ilk kez yapılan Uluslararası Sadreddin Konevi Sempozyumu, Anadolunun kültür hayatında çok önemli bir yeri olan Konevi hazretlerinin daha iyi tanınması açısından bir başlangıç olmuştur” dedi. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırma Merkezi’nden Dr. Ömer Türker de, harika bir sempozyum olduğunu belirterek, “Bundan sonraki aşamada araştırmacılar yetiştirilmesi ve literatür oluşturulması noktasında çalışmalar yapılmalı” dedi. Öncelikli olarak MEBKAM’ı kurduklarını ve böyle bir sempozyum düzenleyerek durgun suya taş attıklarını söyleyen Meram Belediye Başkanı Refik Tuzcuoğlu, “Elbette bunun oluşturacağı bir takım halkalar olacaktır. Biz bu işe gönül verdik ve bu konudaki kararlılığımızı devam ettireceğiz. Araştırmacıların eserlerini basmak, bu tür organizasyonlar yapmak suretiyle bu alandaki faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Öncelikli olarak Konevi’nin eserlerinin basılması ve ardından da Abdullah Bosnavi gibi şarihlerinin eserlerini belli bir periyot dahilinde basabiliriz” diye konuştu. Sempozyuma Fransa’dan katılan Interdiscillinaire Üniversitesi Öğretim Üyesi Laila Abdulkarim Khalifa da, MEBKAM’ın kurulmuş olmasının çok güzel bir olay olduğunu belirterek sempozyum ve sonrasında yapılacaklarla ilgili düşüncelerini açıkladı.

SONSÖZ

‘Onda iki harf arasında gerek önce, gerek sona gelmiş hiçbir harf yoktur ki akılların sırrını idrak edemediği özel bir amaçla, tam bir ilimle ve derin bir hikmetle konulmuş olmasın.’ (Konevi’nin Ariflerin Aynası eserinin son cümlesi)

Büyük bir keşiften dönmüş gibiyiz. Dünyada bir ilk olarak, çok değerli bilim insanlarının bir araya geldiği güzel bir atmosferi soluklamış olduk. Bu organizasyona katkısı olan herkese şükranlarımızı sunarken, Başkan Refik Tuzcuoğlu’na, Konevi’ye en büyük desteği veren Sultan II. İzzeddîn Keykavus’un bulunduğu manevi bir makamın kapılarının, öte alemde açıldığı hüsnü zannını taşıyoruz.

Teknik olarak birkaç hususa değinmek gerekiyor. Başladığı dakikadan son anına kadar takip ettiğimiz sempozyumla ilgili bazı yayın organlarında eleştiriler olduğu kulağımıza geldi. Sempozyumun neden Konevi Kültür Merkezi (KKM) veya Mevlana Kültür Merkezi (MKM) gibi belediyeye ait bir ücretsiz mekanda değil de beş yıldızlı bir otelde yapıldığı, eleştiri konusu olmuş. Haklı bir eleştiri. Ancak sempozyumun akışı ve teknik imkanlar göz önüne alındığında, en uygun mekanın, hem konaklama hem konferans imkanı veren bir ortam olduğu herkesin ortak kanaati olacaktır. Dünya çapından onlarda bilim insanın katıldığı çok yoğun geçen böyle bir organizasyonun MKM veya KKM’de yapılması mümkün değildi. Oturumlar o kadar yorucu geçiyordu ki, bilim insanlarının dinlenme saatlerinde konferans salonundan birkaç kat yukarıya çıkarak istirahat ettiklerine bizzat şahit olduk. Beş yıldızlı otellerin MKM ve KKM’ye olan uzaklığı dikkate alındığında sempozyum için en uygun tercihin yapıldığı, hakkını vermemiz gereken bir gerçektir. Buradan hareketle, esasen gündeme getirilmesi gereken konu, neden MKM ve KKM inşa edilirken bu tür organizasyonlara ev sahipliğine imkan verecek şekilde geniş misafirhanelerle birlikte projelendirilmemiş olmasıdır.

Katılımcılar yönüyle bize ulaşan birkaç dilek ve temenniyi paylaşmak istiyoruz. Sempozyuma ikinci gün gelerek ilk günü kaçırmanın ezikliğini yaşayan birçok katılımcı, tanıtım eksikliğinden, sempozyumdan haberdar olamamaktan şikayet ediyordu. Bazı katılımcılar ise sempozyuma ek olarak, Konevi’ye ait el yazması eserlerin, varsa günümüze ulaşan eşyalarının sergilenmesini, Konevi konulu basılmış bütün yayınların bulunduğu bir tanıtım masası kurulması gerektiği düşüncesini ve isteğini dile getirdi. Umarız, daha sonraki sempozyumlarda bu konu dikkate alınacaktır.

‘Allâhü Teâlâ’ya hamd olsun ki O, Kalem’in içine koyduğu şeyi Nûn’dan çıkarmıştır’ (Konevi’nin Ariflerin Aynası eserinin ilk cümlesi)

© Özel Rapor 'Basın Meslek İlkeleri'ne uymaya söz vermiştir. İletişim Bilgileri: Musa Kirazgiller GSM: 0.537 609 13 58 E-posta: musakirazgiller@hotmail.com